Attığı Çamur Kendi Yüzüne Bulaşan “Çelebi”

attigi-camur-kendi-yuzune-bulasan-celebi.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın teyzesinin kızıyla yaptığı ilk evliliğinden olma oğlu Mehmet Tatlıcı’nın, hepsi de kendi aile fertleri olan masum insanları hedef alarak asılsız iddialarıyla yaptığı suç duyuruları yıllardır hız kesmeden devam etmekte. Mehmet Tatlıcı’nın bu sefer de merhum babasının eseri İstanbul Zincirlikuyu’daki ikiz iş kuleleri Tat Towers üzerinden, yine kendi aile fertlerine karşı asılsız iddialarıyla yaptığı suç duyurusu da yine aleyhine sonuçlandı.

Burada ilginç olan sonuç ise, yaptıklarıyla hukuk tarihimize geçen bu ibretlik hikayelerin kahramanı Mehmet Tatlıcı’nın, “çamur at, izi kalsın” kafasıyla yola çıkıp, attığı çamurlardan bizzat nasibini alan çelebi misali, merhum babasının vefatından beri sürekli olarak hedef aldığı babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’ya karşı haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla yaptığı bu 15. suç duyurusunda da, yine savcılarımızın kararıyla hukuk duvarına çarparak “hüsrana uğramasıydı”.

AZMİN, SABRIN VE ÇALIŞKANLIĞIN ESERİ: TAT TOWERS

İstanbul Zincirlikuyu’daki ikiz iş kuleleri Tat Towers, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın azmi, sabrı ve çalışkanlığı yanında ileri görüşlülüğünün de eseridir.

Bir kuruş banka kredisi kullanmadan, tamamen kendi özvarlıklarıyla inşa ettiği bu iş merkezi, yapımının üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen maalesef ilk eşinden oğulları ve torunlarının doymak bilmeyen “para a$kı” yanında; rahmetli işadamının saygın anısına karşı, bizzat kendi evlat ve torunlarının yaptığı büyük saygısızlığın ibretlik bir hikayesi olarak hala atıl durumdadır ve adeta çürümeye terk edilmiştir.

Bunun esas nedenlerine geçmeden önce okurlarımıza, bu ibretlik hikayenin başlangıcını oluşturan esas gerçeği, yani Mehmet Salih Bey’in resmi vasiyetnamesinin ortaya çıkışıyla beraber bu hayırlı evlat ve torunlarının rahmetli babalarının/dedelerinin mirasına ve vasiyetine karşı takındıkları tavrı ve o günden beri sürdürdükleri nafile “hukuk arayışlarını” kısaca hatırlatalım:

MEHMET SALİH TATLICI’NIN RESMİ VASİYETNAMESİ VE ÖZ EVLATLARININ/TORUNLARININ “HUKUK ARAYIŞLARI”

Mehmet Salih Tatlıcı, yakalandığı amansız hastalığı yenemeyerek 22 Şubat 2009’da hayata gözlerini yumarken geride içinde Tat Towers gibi değerli gayrimenkullerin de yer aldığı hatırı sayılır bir miras bırakmıştı.

Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatının ardından, 1994 yılında yazmış olduğu resmi vasiyetnamesi mahkeme tarafından mirasçıların önüne konuldu. Mehmet Salih Tatlıcı resmi vasiyetnamesinde, aynı zamanda teyzesinin kızı da olan ilk eşi Bedriye Hanım’dan çocukları Ahmet ve Ali Tatlıcı’yı mirasından mahrum bırakmış, ancak küçük oğlu Mehmet Tatlıcı’nın ve mirasından mahrum ettiği (kendisinden önce vefat eden) oğlu Ali Tatlıcı’nın çocuklarının saklı payları oranında mirasından yararlanmasını uygun görmüştü. Bunda, Ahmet ve Ali Tatlıcı’nın 1988 yılında babalarının evi ve iş yerlerini basıp, kendisini ve ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı ölümle tehdit etmeleri ve ağır hakaretlerde bulunmalarının, rahmetli işadamı üzerinde yarattığı büyük üzüntü ve hayal kırıklığının etkili olduğu iddia edilmektedir.

Mehmet Salih Bey, vasiyetnamesinde mirasının geri kalan kısmını da hastalıkta ve sağlıkta tam 43 yıl birlikte yaşadığı ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya bırakmıştı.

Mehmet Salih Bey’in vasiyetnamesini beğenmeyip, daha fazla miras payı elde etmek amacıyla onu iptal ettirmeye çalışan hayırlı evlat ve torunlar, merhum işadamının vefatının hemen ardından hem tek tek, hem de ortak hareket ettikleri davaları peş peşe açmaya başladılar.

MEHMET TATLICI, ASILSIZ SUÇLAMALARLA 14 SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU, HEPSİ DE DÖNÜP DOLAŞIP KENDİ YÜZÜNE ÇARPTI…

Buradaki hedefleri de sadece rahmetli babalarının/dedelerinin vasiyeti değil, onun ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu ikinci evliliğinden dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı idi.

Öyle ki, Mehmet Tatlıcı başta, merhum işadamının ilk evliliğinden olma oğulları ve torunları haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde onlarca suç duyusunda bulundular.

Bunların hepsi de, savcılıkların yaptığı inceleme sonucu “kovuşturmaya yer olmadığı” gerekçesiyle reddedildiler…

Burada olanlar normal bir insan aklı ve vicdanıyla değerlendirilirse ortaya çıkan sonuç tam da şu şekildedir;

“Sen saçma-sapan iddialarınla tam 14 suç duyurusu yapıyorsun, bunların hepsi de kovuşturma açılacak gerekçeler ve kanıtlar içermediğinden, bir bir yüzüne çarpılıyor ve sen nasıl bir insan aklı ve vicdanına sahipsen artık, hala bıkıp-usanmadan masum insanları itham ederek, adeta onlara iftira atarak ve tekrar tekrar savcılık soruşturmaları için suç duyurularında bulunarak, onları taciz etmeye devam ediyorsun…”

“Tam 14 suç duyurusu yapıyorsun ve savcılık soruşturmaları ardından her seferinde karşına kendi aleyhinde tam 14 ret kararı konuluyor, ama ‘yılmıyorsun’ ve  yine aynı kafayla masum insanları taciz etmeye devam ediyorsun…”

Ortada gerçekten böylesine dramatik bir sonuç vardır. Takdirini de okurlarımıza bırakıyoruz…

(Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı”  ve “Mehmet Tatlıcı Rekorunu Yeniledi” haberleri).

Şimdi, kaldığımız yerden Mehmet Tatlıcı’nın bu sefer de Tat Towers üzerinden masum insanları ipe-sapa gelmeyen iddialarla savcılık soruşturmalarına konu edip, taciz etme çabalarının ardındaki gerçekleri okurlarımızla paylaşmaya devam edelim:

TAT TOWERS DAHİL MİRASA TABİ TÜM TAŞINMAZ VARLIKLAR TEREKE MAHKEMESİNİN YÖNETİMİNE GEÇTİ

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın, yapımını tamamen kendi kaynaklarıyla karşılayarak büyük bir emek ve özveriyle inşa ettiği Tat Towers, vasiyetnamesinde emrettiği hususları beğenmeyen ilk evliliğinden olan çocukları ve torunlarının açtığı miras tespiti ve vasiyetnamenin iptali davaları sonucunda Tereke Mahkemesi’nce yönetilmeye başlanmıştı.

MEHMET SALİH TATLICI’NIN ESERİ, NEDEN VE KİMLER TARAFINDAN ÇÜRÜMEYE MAHKUM EDİLDİ?

Tereke Mahkemesi de aldığı kararla, merhum işadamından kalan diğer taşınmazlarla birlikte Tat Towers’ın yönetimini mahkemece atanan resmi Tereke Yöneticilerine bırakmıştı. Ancak, merhumun teyzesinin kızıyla yaptığı ilk evlilikten olan bu çocukları, başta Mehmet Tatlıcı ve Ahmet Tatlıcı ile daha önce vefat eden Ali Tatlıcı’nın çocukları Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı, Tat Towers binalarının depreme dayanıksız olduğunu iddia ederek kiraya verilmesine karşı çıkmışlardı.

Burada sadece kendilerinden beklenebilecek bir çelişki olarak, bu binaların deprem raporu için gerekli incelemelerin yapılmasına da hiçbir zaman izin vermemişlerdi. Yani, bir yandan bu binalar depreme dayanıksız diyorlar, ama diğer yandan da, binaların gerçekten depreme dayanıksız olup-olmadığının araştırılmasına da karşı çıkıyorlardı (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Belediyeye ‘Tat Towers için Önlem Alın’ dilekçesi” haberi).

Tereke (miras) mahkemesi kararıyla atanmış resmi tereke yöneticileri tarafından idare edilen Tat Towers; terekenin artan borçlarının ihtiyaçları karşılayamaması yüzünden bugün oldukça bakımsız bir haldedir. (Lütfen bakınız: “Tat Towers Dökülüyor” ve “Tat Towers Dökülüyor, Sorumlular Seyrediyor!” haberleri).

Tat Towers’ın bu durumda olmasının başlıca sebebi, Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden çocukları ve torunlarının (aslında bugün sahip oldukları zenginliği ve lüks içindeki hayatlarını borçlu oldukları öz babaları/dedeleri) Mehmet Salih Bey’e büyük bir saygısızlık örneği olarak sergiledikleri tutum ve mahkemelerdeki uzlaşmaz tavırlarıydı… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mezarında Borçlu Yatıyor” haberi).

TAT TOWERS EKONOMİYE KAZANDIRILSA, BİNLERCE KİŞİYE İŞ OLANAĞI, MALİYEYE DE MİLYONLARCA LİRA KAZANÇ SAĞLAYABİLİR

Mehmet Salih Bey’in vefatının ardından bu hayırlı evlat ve torunların merhum işadamının vasiyetnamesini iptal ettirme ve mirasın yeniden paylaştırılması adına attıkları adımların neticesinde bilinçli olarak atıl tutulmaya çalışılan Tat Towers, aslında ekonomiye kazandırılsa binlerce kişiye iş olanağı yaratmanın yanında, maliyeye de milyonlarca liralık vergi geliri kazandıracak muazzam bir yapıdır; hatta durduğu yerde bu haliyle bile terekeye para kazandıracak bir konumdadır.

Zira, kentin merkezinde ve önemli ulaşım bağlantıları üzerinde yer alan, önünden her gün milyonlarca insanın geçtiği Tat Towers, üzerine giydirilecek reklamlarla terekeye önemli ve düzenli bir gelir yaratma potansiyeline sahiptir.

TAT TOWERS BİNALARININ REKLAM AMAÇLI KULLANIMINA BİLE İZİN VERMEYEN HAYIRLI EVLAT: MEHMET TATLICI…

Bu amaçla, bizzat tereke mahkemesi hakimliği kararı ve Mehmet Salih Tatlıcı’nın terekesini yönetmek için atanmış resmi tereke yöneticileri tarafından bilirkişiye tespiti yaptırılan inceleme neticesinde bir muhammen bedel çıkarılmış ve bu bedel üzerinden verilen tekliflerle, Tat Towers üzerine Turkcell reklamları giydirilmiş ve böylelikle, sürekli zarar eden tereke için de önemli bir gelir elde edilmesi söz konusu olmuştu…

Ama ne gam, ortada hayatını rahmetli babasından kalan ne varsa, hepsini yok etmeye adamış Mehmet Tatlıcı adında pek hayırlı bir evlat vardı ve kendisi yine devreye girerek bu konuda eline yer yüzünde kimsenin su dökemeyeceği “uzmanlık alanıyla” sahne almıştı:

“Çamur At, İzi Kalsın” kafasıyla, masum insanları kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırma ve asılsız iddialarla süslenmiş suç duyurularıyla kendi halinde yaşayan insanları taciz etme oyunları…

MEHMET TATLICI’NIN, ASLI-ASTARI OLMAYAN İDDİALARLA MASUM İNSANLARI BİR KEZ DAHA TACİZ EDİŞİ

Hakkında medyada çıkan haberlerle sadece okurlarımızın ve kamuoyunun değil, artık ülkemiz savcı ve hakimleriyle tüm hukuk camiasının malumu da olan Mehmet Tatlıcı, Tat Towers’ın reklam geliri sağlayan bu anlaşmasını iptal ettirmek için yine bildik oyunları üzerinden “çamur at, izi kalsın” anlayışla savcılıklara suç duyurusunda bulunmuş, tereke mahkemesi hakimliği kararına istinaden resmi tereke temsilcilerinin yürüttüğü bütün bu süreçte, konuyla doğrudan hiçbir ilgisi olmayan masum insanları haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla, üstelik “dolandırıcılık” yaptıkları yönünde adeta iftira atarak suçlama cüretinde bulunmuştu.

NE OLMUŞTU?

Meselenin aslı ise şöyleydi:

Yukarıda da açıklandığı gibi, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın mirasının yönetimi tereke mahkemesi ve bu mahkemenin atadığı resmi tereke yöneticileri tarafından yerine getirilmektedir. Bu yüzden, terekeye tabi olan tüm taşınmazlar, Tat Towers dahil tereke mahkemesi tarafından önce bilirkişi incelemesi yaptırılarak kiraya verilmekte, bunlardan elde edilen kira gelirleri de tereke hesabına aktarılmaktadır.

Tereke gelirleri giderleri karşılamadığı için, Tereke Mahkemesi Hakimliği Tat Towers binalarının (özellikle başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere, merhum Mehmet Salih Bey’in ilk evliliğinden çocukları ve torunları tarafından yaratılan engeller yüzünden) bir türlü kiraya verilememesinin getirdiği kira geliri kayıpları ve bundan doğan zararın bir nebze de olsa azaltılması adına üzerine reklam giydirilerek reklam amaçlı kullanılması yönünde gelen tekliflerin değerlendirilmesi yönünde kararlar almıştı (sene 2014).

Tereke Mahkemesi Hakimliği’nin bu yöndeki kararından sonra yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde (tarih: 3 Haziran 2014), Tat Towers binalarının reklam amaçlı kullanımı için üç milyon liralık bir muhammen bedel tespiti yapılmıştır. Bu raporun ardından tereke mahkemesine 3.300.000 liralık teklifte bulunan ECD Reklamcılık isimli firmanın teklifi (Aralık 2015), mahkeme hakimliği tarafından uygun bulunarak Tat Towers binaları bu firmaya reklam amaçlı kullanım için kiralanmıştır (karar tarihi: 5 Ocak 2016). ECD Reklamcılık isimli firma da Tat Towers binaları üzerine Turkcell firmasının reklamlarını giydirerek reklam amaçlı kullanıma açmıştı.

“KARNI AĞRISA”, AİLE FERTLERİNİ SUÇLAYACAK İZLENİMİ VEREN BİR ŞAHSİYET: MEHMET TATLICI

Hal böyleyken, her zaman olduğu gibi Mehmet Tatlıcı devreye girmiş ve Tereke Mahkemesi Hakimliği’nin verdiği usule uygun bütün bu kararlarına rağmen, büyük bir pişkinlikle doğrudan baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile rahmetli babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı Tat Towers binalarının bu kiralama işleminden maddi menfaat sağladıkları, terekeyi zarara uğrattıkları ve dolandırıcılık yaptıkları gibi haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla adeta iftira atarcasına suçlamış ve haklarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu…

Yukarıda da açıkladığımız gibi bu Mehmet Tatlıcı’nın kendi aile fertlerine karşı iftira kabilinden ilk defa yaptığı bir suçlama değildi; rahmetli babasının vefatından beri çok sayıda benzer suçlamada bulunmuştu ve bu son “hamlesi” de, “hukuk duvarına çarptığı” 15. asılsız suç duyurusu oluyordu…

MEHMET TATLICI ASILSIZ İDDİALARI YÜZÜNDEN 15. DEFA “HUKUK DUVARINA” TOSLADI…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu, Cumhuriyet Savcısı Aydın Boztaş’ın imzasıyla verilen 4 Nisan 2019 tarihli kararında, hayırlı evlat Mehmet Tatlıcı’nın aslı-astarı olmayan bütün bu iddialarını daha önceki asılsız iddialarıyla yaptığı suç duyurularında olduğu gibi bir kez daha KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI gerekçesiyle kendisine iade etti…

Böylelikle Mehmet Tatlıcı, “çamur at, izi kalsın” isimli “oyununu” yine kimseye “izletemeyerek”, bir kez daha yüzüne sıçrayan çamurlardan nasibini almış ve neticede asılsız iddialarla suç duyurusunda bulunma “şampiyonluğunu” yine kimseye kaptırmamıştı:

Hepsi de savcılarımız tarafından reddedilen tam 15 suç duyurusu…

Bütün bu asılsız suç duyurularıyla masum insanları her seferinde savcılık soruşturmalarıyla karşı karşıya getirip masumiyetlerini ispata zorlamak en hafif tabiriyle taciz değil de nedir?

Takdirini yine okurlarımıza bırakıyoruz…

Ancak, bugüne kadar kamuoyuna yansıyan bu kişilik özellikleriyle, bunun Mehmet Tatlıcı için asla bir son olmayacağı da görülmektedir…

Gerçekleri, okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz…

Gerçekler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top