Mehmet Tatlıcı’dan “Sahte Parmak İzi” Hamlesi

mehmet-tatlicidan-sahte-parmak-izi-hamlesi.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden oğlu Mehmet Tatlıcı, merhum babasının kendisine bıraktığı milyon dolarlarla ifade edilen mirası beğenmeyip daha fazlası peşinde koşarken, dünya hukuk tarihine geçecek ibretlik adımlarına hergün yenilerini ekliyor.

Haber merkezimizin yaptığı araştırmaya göre, Mehmet Tatlıcı aleyhinde, Amerika’da açtığı davalarda, annesinin rızası olmadan onun adına davalara müdahil olma adına “sahtecilik yaptığı” iddiaları gündeme geldiği öğrenildi.

Mehmet Salih Tatlıcı’nın 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatının üzerinden dokuz yıl geçti, ancak kendisine hatırı sayılır bir miras payı bıraktığı ilk evliliğinden oğlu Mehmet Tatlıcı, bunca yıldır Türkiye’de ve Amerika’da açtığı onlarca davada, hem merhum babasının saygın adını, hem de kendi aile fertlerini normal bir insan aklı ve vicdanının kabul edemeyeceği yöntemlerle lekelemeye devam ediyor.

OKUMA-YAZMA BİLMEYEN, 90 YAŞINI AŞMIŞ BİR ANNE BÜTÜN BUNLARDAN HABERDAR MI?

Geçmişte de, özellikle ABD mahkemelerinde “mevzi kazanmaya” yönelik olarak benzer yöntemler kullandığı görülen Mehmet Tatlıcı’nın, annesi Bedriye Gönüldaş’a ait olduğunu söylediği ancak sahte olduğu iddia edilen “parmak izini” bile bu davalarda kullandığı, hatta annesinin bu durumdan haberdar dahi olmadığı iddia ediliyor.

Haber ekibimizin yaptığı araştırmalar, merhum işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın (teyzesinin kızı da olan) ilk eşi Bedriye Hanım’ın, doksan yaşını geçmiş ve okuma yazma bilmeyen bir insan olarak altına “parmak izini bastığı” iddia edilen bir belge ile, oğlu Mehmet Tatlıcı’ya “Hakların Devri” adı altında miras davalarına kendisi adına katılma hakkını vermesindeki belirsizliğin, hem Amerika’da hem de Türkiye’de uzun süredir farklı mahkemelerde devam eden hukuki süreçte de gündeme geldiğini ortaya koymakta.

Örneğin, Beyoğlu Aile Mahkemesi’nde görülen bir davada, Mehmet Tatlıcı’nın 7 Şubat 2010 tarihli ve ekinde annesinin parmak izini taşıdığı iddia edilen (1 Haziran 2010 tarihinde noter tercümesi de yaptırılmış) “Hakların Devri” başlıklı belgeyle gidip de, Amerika’nın Florida Eyaleti’nde açtığı davada, annesi Bedriye Hanım’ın, Mehmet Salih Tatlıcı’dan boşanması sonrası bazı haklarını Mehmet Tatlıcı’ya devrettiği iddia edilmişti.

BELGEDE PARMAK İZİ OLDUĞU İDDİA EDİLEN ANNE, BİR KEZ BİLE MAHKEMEYE GİTMEDİ…

Mehmet Tatlıcı’nın Florida’da açtığı bu davada kullandığı belgenin doğrulanması amacıyla o tarihlerde annesi Bedriye Hanım’ın dinlenilmesi talep edilmiş ve bu amaçla Bedriye Gönüldaş’ın Beyoğlu Aile Mahkemesi tarafından 2010/37 talimat sayılı dosya kapsamında duruşmaya katılması gündeme gelmiş, ancak Mehmet Tatlıcı’nın annesi Bedriye Gönüldaş kendisine yapılan bütün bu tebligatlara rağmen çağrıldığı duruşmalara gelmemişti.

Haber ekibimizin araştırmalarının ortaya koyduğu bütün bu gerçeklere göre, ortada Mehmet Tatlıcı’nın elinde, her nedense, sadece Amerika’daki mahkemelerde kullandığı bir “Hakların Devri” belgesi var ve bu belgenin altında da okuma-yazma bilmeyen 90 yaşını geçmiş annesi Bedriye Hanım’a ait olduğu iddia edilen bir “parmak izi” var; ancak bu davalarla ilgili olarak (Amerikan Mahkemesi’nin Türkiye’deki dava sürecinde muhatabı olan Beyoğlu 1. Aile Mahkemesi aracılığıyla Bedriye Gönüldaş’ı mahkemeye davet eden talimatlarına rağmen) ortada Mahkeme’ye gelip de, “evet bu belgeyi oğlum Mehmet Tatlıcı’ya ben verdim, altında da benim ‘parmak izim’ var diyen” bir Bedriye Hanım yok…

BURADA DA AKLA ŞU SORULAR GELİYOR:

Bu “parmak izi” gerçekten Mehmet Tatlıcı’nın annnesi ve rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk eşi Bedriye Hanım’a mı ait?

Şayet bu parmak izi gerçekten Bedriye Hanım’a aitse, okuma ve yazması olmayan Bedriye Hanım, (altına parmak izi kullanılarak imza atılmış olduğu iddia edilen) bu “Hakların Devri” belgesinde neler yazdığını gerçekten biliyor mu?

Altına parmak izi bastığı iddia edilen bu belge ile birlikte herşeyden haberdar ise, Bedriye Hanım neden adına yapılan Mahkeme çağrılarına cevap vermiyor ve bütün bunları doğrulamak adına Mahkeme’ye gidip ifade vermiyor?

Mahkeme’den kendi adına yapılan bu çağrılara Bedriye Gönüldaş’ın cevap vermemesinin ve bir türlü Mahkeme’ye gitmemesinin ardında, aslında bütün bu gelişmelerden haberdar olmaması mı yatıyor?

– Dolayısıyla, Mehmet Tatlıcı’nın annesi Bedriye Gönüldaş’a ait olduğunu iddia ettiği bu “parmak izi” sahte mi?

MEHMET TATLICI, BUNLARI GEÇMİŞTE DE YAPMIŞTI

Bütün bunlar da akla, Mehmet Tatlıcı’nın daha önce Amerika’da açtığı davalarda yaptıklarını getiriyor:

Çünkü Mehmet Tatlıcı merhum babası Mehmet Salih Bey’in kendisine bıraktığı ve milyonlarca dolara karşılık geldiği söylenen miras payını beğenmeyip Türkiye’de açtığı onlarca dava yanında, mirasa tabi gayrimenkuller olduğu gerekçesiyle Amerika’da da çok sayıda dava açmış ve bu davalarda da normal bir insan aklı ve vicdanıyla açıklanması zor yöntemler denemişti…

Neler mi yapmıştı Mehmet Tatlıcı? İşte birkaç çarpıcı örnek:

– MEHMET TATLICI, TÜRKİYE’DE OLMAYAN KANUNLARI VAR GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞMIŞTI:

Amerika’da açtığı davalarda Türkiye’deki avukatına hazırlattığı bir mütalaada, mevcut medeni kanunumuzda olmayan maddeleri varmış gibi göstermiş, mevcut kanun maddelerinin bazılarını da kendi istediği sonuçları elde etmek adına çarpıtarak, gerçeğinden farklı aktarmıştı. Bütün bu mütalaaları da “yeminli noterden” tasdik ettirdiği tercümelerle Florida’daki mahkemeye sunmuştu (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Mahkemeyi Nasıl Yanıltıyor?” haberi).

Daha sonra “yeminli noterden tasdikli” bu sözde yeminli tercümelerin tamamen uydurma olduğu gerçeği ortaya çıktığında ise, büyük bir pişkinlikle “çevirmen kağıtları karıştırmış” diye işin içinden sıyrılmaya çalışmıştı. (Lütfen bakınız: “Göl maya tuttu hocam!” haberi).

Ayrıca, yine Florida’da açtığı bir başka davada da, Mehmet Tatlıcı, davaya konu olan bir muhatabın adresini, mahkemeye gerçek dışı bir adres vererek bildirmiş, mahkemenin muhataba yolladığı davet çağrısı da doğal olarak öyle bir adres olmadığından muhatabın eline ulaşmamış ve Mehmet Tatlıcı da bu “cinliği” ile davalı aleyhinde bir karar aldırmayı “başarmıştı”… (Lütfen bakınız: “Al dağlardan kengeri, ver devenin ağzına…” haberi).

– MEHMET TATLICI’NIN, TÜRK LİRASI’NDAN ALTI SIFIR ATILDIĞINI AMERİKAN ADALETİ’NDEN GİZLEME ÇABALARI:

Mehmet Tatlıcı’nın Florida’da açtığı davalarda izlediği “ilginç” yollardan biri de, davaya konu olan taşınmaz varlıkların bedelini Türk Lirası’ndan altı sıfır atılmadan önceki duruma geri götürme cinliği olarak dikkat çekmekteydi:

Mehmet Tatlıcı, bir yandan da (31 Ocak 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan ve 1 Ocak 2005’den itibaren yürürlüğe giren) Türk Lirasından 6 sıfır atılması gerçeğini, Amerika’daki mahkemeleri kandırma maksadıyla kullanmaya da çalışmaktaydı.

Bunu yaparken ABD doları ve Türk Lirası arasındaki kur farkı bir yana, ayrıca bir de liradan atılan 6 sıfır üzerinden (bütün bunları yok sayan bir anlayışla) kendi kafasında “ince ayar” çeken Mehmet Tatlıcı, annesi Bedriye Hanım için boşanma tarihinde zamanın mahkemesince belirlenmiş aylık nafaka yükümlülüğü olan eski parayla 5.000.000 TL üzerinden, şu andaki Türk Lirası sanki buymuş gibi bir talep de iddia edebilmekteydi Amerika’da.

Oysa bu konuda Türkiye’deki yargı sürecinde, Türk Mahkemelerince verilmiş kararlar vardı ve liradan atılan bu 6 sıfıra göre, Türk Lirası değerleri Yeni Türk Lirasına dönüştürülerek hesaplanmaktaydı. Buna göre, Bedriye Hanım’ın nafaka alacağı manevi tazminata ilişkin eski Türk Lirasıyla 1.000.000.000 TL olan değer = 1.000 Yeni Türk Lirası ve Aylık nafakaya ilişkin eski Türk Lirasıyla 5.000.000 TL olan değer de = aylık 5 YTL’ye dönüşmüştü.

Üstelik ortaya çıkan bu tutarların güncellenmesi de söz konusu değildi. Hal böyleyken Mehmet Tatlıcı, Amerika’daki mahkemeye taşıdığı ve annesinin mağdur edildiğini iddia ettiği davada, Türk Lirasından atılan 6 sıfır gerçeğini göz ardı ederek “astronomik” paralar talep edebilmekteydi… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı’nın Florida’daki Yeni ‘Manevraları’” haberi).

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NDE AÇILAN DAVA İLE MEHMET TATLICI’NIN İDDİALARININ DOĞRU OLUP-OLMADIĞI ARAŞTIRILACAK

Yukarıda örneği verilen geçmişteki “ilginç” Mehmet Tatlıcı hamlelerinden sonra, şimdilerde annesinin sözde “parmak izi” ile “imzalanmış” bir belge üzerinden gidip de Amerika’da “hak arama” çabalarına devam eden Mehmet Tatlıcı’nın “bütün bu arayışları” kendisi hakkında yeni şüpheleri de gündeme getirmiş oldu.

Bu doğrultuda, İstanbul’daki Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde Mehmet Tatlıcı’nın annesi Bedriye Gönüldaş aleyhinde açılan bir dava ile, Bedriye Hanım’ın gerçekten oğlu Mehmet Tatlıcı’ya böyle bir belgenin altına “parmak izi” basarak hak devredip devretmediği; dahası, Bedriye Gönüldaş’ın bütün bu gelişmelerden haberi olup olmadığının sorgulanması istendi.

Böylelikle, Bedriye Hanım’ın oğlu Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu “hamlelerinden” ne kadar haberdar olduğu ve okuma-yazma bilmeyen bir anne olarak kendi öz oğlunun “onun adını kullanarak ve onun adına” hangi yöntemlerle, nelerin peşinde koştuğu da ortaya çıkacak…

MEHMET TATLICI’NIN DOKUZ YILDIR SÜRDÜRDÜĞÜ MİRAS DAVALARINDAKİ BENZER HAMLELERİ:

Mehmet Tatlıcı’nın babası Mehmet Salih Bey’in vefatının öncesinde ve hemen ardından yaptıkları da, insanlık adına yorumlaması oldukça güç başka hamlelerini hatırlatmakta…

Neler mi yapmıştı Mehmet Tatlıcı? İşte birkaç çarpıcı örnek:

21 Ocak 2009

Uzun süredir hasta olan Mehmet Salih Tatlıcı, rahatsızlığının artması üzerine hastaneye kaldırılmış ve yoğun bakım ünitesine alınmıştı.

28 Ocak 2009

Mehmet Tatlıcı, kendi öz babasının vefatından tam 26 gün önce, Beyoğlu 35. Noterliği’nden avukatlarına gelecekte mirasla ilgili davalar açmaları için vekaletname çıkartmıştı.

Görüldüğü gibi, daha babası hastanede yaşam savaşı verirken ve sevenleri onun sağlığı için dualar ederken, Mehmet Tatlıcı babasının sağlığı ile değil de, alacağı miras payının derdi ile meşguldü…

22 Şubat 2009

Mehmet Salih Tatlıcı, kendisi için yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen, hastalığını yenemeyerek aramızdan ayrılmıştı.

22 Şubat’ı, 23 Şubat’a bağlayan gecenin sabahı (2009)

Mehmet Tatlıcı, babasının vefatının üzerinden henüz 11 saat geçmişken, daha merhum babası toprağa bile verilmeden, sabaha karşı 04:29’da bankalara yollattığı faks mesajıyla “çok sevdiği” babasının banka hesaplarının dökümünü istemişti…

Bu faks mesajı daha önceden merhumun ölüm tarihi boş bırakılarak bilgisayarla yazılmış ve daha sonra da vefat tarihi elle yazılarak doldurulmuştu.

Kendi başına bu bile insanın vicdanını sızlatmaya yeter bir davranıştır ve Mehmet Tatlıcı’nın nelerin peşinde, hangi yöntemlerle koştuğunu ortaya koymaktadır… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Vefat Günü Sabaha Karşı 04:29’da Bankaya Gönderilen Faks” haberi)

24 Şubat 2009

Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın düzenlenen cenaze töreni sonrası toprağa verildiği gün…

Aynı günün sabahı Mehmet Tatlıcı, Ümraniye 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gidip, E: 2009/563 sayılı dosyada veraset ilamı talebinde bulunmuştu.

Veraset ilamı vefat tarihinden itibaren sonra kolaylıkla yapılabilen bir hukuki işlemdir. Daha kendi öz babası toprağa verilmemiş, arkasından son duaları okunmamış, ama Mehmet Tatlıcı haftalar öncesinden başladığı “miras seferberliğini” babasının toprağa verileceği günün sabahından başlayarak sürdürüyordu, ertesi günü bile bekleyemeden…

Oysa, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından çok önce, 1994 yılında bir resmi vasiyetname düzenlemiş ve bu vasiyetname ile mirasının vefatından sonra ne şekilde paylaşılması gerektiğini belirtmişti…

Burada “ilginç olan” ise, ilk evliliğinden oğlu Mehmet Tatlıcı’nın, babasının bu vasiyetnamesini  ve vasiyetname hükümlerini adeta yok sayması ve merhumun toprağa verileceği günün sabahında mahkemelere koşarak mirasçılık belgesi alması idi…

12 Mart 2009

Mehmet Tatlıcı, oyununa bu sefer de rahmetli babasının vefatının 18. gününde, Türkiye’den oldukça uzak bir ülkede, Amerika’da sahne alarak devam ediyordu…

Rahmetli babasının geride bıraktığı gözü yaşlı ailesi ve vasiyetine karşı elinden geleni ardına koymamaya kararlı bu hayırlı evlat, aradaki denizleri, okyanusları aşarak Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletine kadar erişip, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ve merhum babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı aleyhine aslı, astarı olmayan iddialarla bir dava açıyordu:

Mehmet Tatlıcı bu davada ise, rahmetli babasının ilk eşi Bedriye Hanım’a, boşanma nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu manevi tazminatı yerine getirmemek maksadıyla Türkiye’deki bazı taşınmaz malları satma yoluna gittiği ve Florida’da ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya gayrı menkuller satın aldığı, dolayıyla bu taşınmaz malların Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya naklinin muvazaalı (gizli anlaşma ile yapılmış) olduğunu iddia etmekteydi.

Oysa boşanma çoktan gerçekleşmiş, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı boşandığı eşine hakkını fazlasıyla ödemişti.

Ancak daha sonraki bir gelişme, Mehmet Tatlıcı’nın “oyununu nasıl oynadığını” göstermesi açısından ibretlik bir örnek olacaktı:

Mehmet Tatlıcı, “Bana 740 MİLYON DOLAR verin, davalardan vaz geçeyim” demişti:

Amerika’da açtığı davalar devam ederken, Amerikalı avukatı Craig T. Downs eliyle Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yolladığı “gizli” (confidential) ifadesi taşıyan bir faks mesajıyla da onlardan tam 740 Milyon Dolar para talep etmiş, bu parayı verirseniz açtığım bütün davalardan vaz geçeceğim” demişti…

Bütün bunlar da Mehmet Tatlıcı’nın Türkiye’de ve Amerika’da açtığı bütün bu davalarla aslında bir sonuca varamayacağını bildiğini, esas amacının bu davalarla rahmetli babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’yı yıldırarak onlardan kendi miras payının kat be kat üstünde olan bu 740 MİLYON DOLARI koparmak olduğu ortaya koymuştu… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “740.000.000 Dolarlık ‘GİZLİ’ Teklif” haberi).

ZAMAN, MEHMET TATLICI’NIN “NEYİ, NASIL YAPTIĞININ” AMERİKAN MAHKEMELERİNDEKİ KAYITLARA DA GEÇMESİNİ SAĞLAYACAK

Haber ekibimizin ortaya koyduğu bütün bu gerçekler ışığında geçmişte olduğu gibi bundan sonra da, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın saygın adını ve anısını lekelemekten başka bir işe yaramayan bütün bu anlamsız hamlelerin Türkiye ve Amerika’da takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Böylelikle, Amerika Birleşik Devletleri’nde görülen davalarda Mehmet Tatlıcı’nın iddialarının ve bu iddialarını desteklemek için dava dosyalarına sunduğu belgelerin yine sahte olup-olmadığı da ortaya çıkacak.

Tatlıcı Gerçekleri haber merkezi olarak gazetecilik sorumluluğu içinde ortaya koyduğumuz bütün bu gerçeklerin bizleri üzen yanı ise, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın bizzat kendi evlatlarının daha fazla para kazanma adına, onun saygın adını ve anısını zedelemeye devam eden bütün bu yanlış davranışları olmaktadır.

Zira kendisi, geride bıraktığı bütün aile fertlerine milyon dolarlarla ifade edilen büyük bir miras bırakmıştı ve bu mirasın her kuruşunda da, merhum işadamının azmi, sabrı ve kararlılığı yanında alın teri vardı…

Vefatının üzerinden dokuz yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, başta Mehmet Tatlıcı, kendi canından ve kanından evlatlarının bu tür sahte belgelerle, normal bir insan aklı ve vicdanının almayacağı hamlelerle Türkiye’de ve hatta Amerika Birleşik Devletleri’nde saçma-sapan bir “hukuk arayışına” girmeleri gerçekten insanlık adına da üzücüdür…

Gerçekleri okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz…

Gerçekler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top