Davacı Tanıklarının “İlginç” Tanıklığı

davaci-taniklarinin-ilginc-tanikligi.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatının üzerinden 10 yılı aşkın bir zaman geçti, ama geride bıraktığı mirası halen bir türlü paylaşılamadı. Burada özellikle ilk evliliğinden çocuklarının “hukuk arayışı” hukuk tarihine geçecek “ibretlik hikayeler” sergilemeye devam ediyor. Mahkemelere tanık olarak çıkarılan şahısların “şahitliği” de bunlara güzel birer örnek olarak dikkat çekmekte.

Bugünkü haber-yorumumuzda, Mehmet Salih Bey’in vefatı sonrasında ilk evliliğinden oğulları ve torunlarının, merhum babalarının resmi vasiyetnamesini iptal ettirmek adına bir yandan da ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı doğrudan hedef aldıkları davalarda, “tanıklar” üzerinden yaratılmaya çalışılan “algı oyunlarına” dikkat çekmek istedik.

MEHMET SALİH TATLICI’NIN BAŞARI ÖYKÜSÜ, VEFATI VE ARDINDAN YAŞANANLAR

Mehmet Salih Tatlıcı’nın yaşam öyküsü, aslında girişimci işadamlığına örnek olarak üniversitelerin işletme bölümlerinde anlatılmalı, hatta bu konuyla ilgili meslek örgütlerince inceleme konusu olarak genç işadamlarına aktarılmalıdır diye düşünüyoruz. Çünkü daha küçük bir çocukken Diyarbakır’da babasının tatlıcı dükkanında başladığı iş hayatındaki başarıları, Mehmet Salih Tatlıcı’yı, adını dünyanın sayılı zenginleri arasına yazdırdığı bir noktaya taşımıştır. Azmi, sabrı ve çalışkanlığı yanında, vizyon sahibi bir işadamı olarak yaptığı akılcı yatırımlar da Mehmet Salih Bey’i bu başarı öyküsünün kahramanı olarak buralara getirmişti.

Mehmet Salih Bey, 22 Şubat 2009’da yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek hayata gözlerini yumduğunda, arkasında iki evlilik ve hatırı sayılır bir servet bırakmıştı.

İlk evliliğini, henüz 16 yaşında reşit bile olmamış bir çocukken, Diyarbakır’da ailesinin zoruyla kendisinden yaşça büyük olan ve “abla” diye hitap ettiği teyze kızı Bedriye Hanım’la yapmak durumunda kalmış ve bu evlilikten Ali, Ahmet ve Mehmet adlı üç oğlu olmuştu. Ali Tatlıcı, babası Mehmet Salih Bey’den önce vefat etmiş, Ahmet Tatlıcı ve Mehmet Tatlıcı ise, ilerleyen yıllarda babaları Mehmet Salih Bey’in kendilerine yönetsinler diye bıraktığı şirketlerin başına geçmişlerdi.

SEVGİ VE SAYGI ÜZERİNE KURULMUŞ 43 YILLIK BERABERLİK

Mehmet Salih Tatlıcı, Diyarbakır’dan İstanbul’a gelerek buradaki ilk işi olarak küçük bir pastane işletmeye başladığı yıllarda, kasiyer olarak çalışan ve daha sonra ikinci evliliğini yapacağı Rum kökenli Nurten Tatlıcı ile tanışmıştı. Nurten Hanım, Mehmet Salih Bey’in hastalıkta ve sağlıkta tam 43 yıl hayat arkadaşı olmuş; sevgi ve saygı üzerine kurulmuş bu evlilikten de Uğur isimli bir oğulları olmuştu.

AİLESİNE BAĞLI BİR EŞ VE BABA

Mehmet Salih Bey, iş hayatındaki başarıları yanında ailesine bağlı bir insan olarak da sorumluluklarını hiçbir zaman ihmal etmemişti. Her iki evliliğinden tüm çocuklarının en iyi eğitimi almalarını sağlamış, onların iş sahibi olmalarında, evlenip kendi yuvalarını kurmalarında maddi-manevi ilgi ve yardımlarıyla hep yanlarında olmuştu.

İlk evliliğini yaptığı Bedriye Hanım’a boşandıktan sonra da hayatı boyunca rahat yaşayacağı tüm olanakları sunarken, İstanbul Gümüşsuyu semtinde oldukça değerli bir gayrimenkulü de bırakmıştı.

Ayrıca, tüm torunlarına yaşadığı sürece destek olmuş, özellikle merhum oğlu Ali Tatlıcı’nın çocukları Salih Ziya ve Bedriye Kamer Tatlıcı’ya rahat bir hayat sürecekleri şekilde her ay düzenli ödemeler yapılmasını sağlamış, kendi hazırladığı resmi vasiyetnamesinde de bu torunlarının mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını emretmişti. Mehmet Salih Bey’in geride bıraktığı mirasın büyüklüğü dikkate alındığında, mirasının saklı pay oranlarının bile milyonlarca dolar olduğu söylenmektedir.

MERHUM İŞADAMININ RESMİ VASİYETNAMESİ VE VASİYETİ’NE KARŞI ÖZ EVLATLARININ YAPTIKLARI…

Hal böyleyken, merhum işadamı Mehmet Salih Bey’in vefatından beri, ilk evliliğinden olan oğullarının ve torunlarının, onun geride bıraktığı ailesine karşı yaklaşımlarını ve yaptıklarını, normal insan aklı ve vicdanı içinde bir yere koymak da oldukça zordur.

Babaları daha hayata gözlerini yummadan başlattıkları bir miras davaları süreci yanında, Mehmet Salih Bey’in vefatı sonrası avukatı tarafından mirasçıların önüne konulan (2 Ağustos 1994 yılında noter huzurunda hazırlatmış olduğu) resmi vasiyetnamesi de ilk evliliğinden olan çocukları ve torunlarının iptal ettirmek için her türlü yolu denedikleri ve bununla birlikte babalarının/dedelerinin ikinci evliliğinden ailesini de acımasızca hedef aldıkları oldukça üzücü ve yıpratıcı bir hukuk sürecine tanık olunmasını sağlamıştı.

Oysa, bu “hayırlı” evlat ve torunlar, bugünkü lüks içindeki yaşamları ve sahip oldukları tüm zenginliği, babaları/dedeleri Mehmet Salih Bey’in, tüm hayatı boyunca çalışıp kazandıklarını kendilerine vermesi sayesinde elde etmişlerdir. Kendilerine böylesine rahat bir yaşam ve yedi sülalelerine yetecek zenginliği vermiş öz babaları/dedelerinin saygın anısı ve vasiyeti yanında, onun ikinci evliliğini yaptığı eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya karşı yaptıkları, (hepsi de savcılık soruşturmaları ve mahkeme kayıtlarına yansımış belgelerle tarihe geçen) ibretlik ama insanlık adına da vicdan sızlatıcı hikayeler barındırmaktadır.

Tatlıcı Gerçekleri haber sitesi olarak, merhum Mehmet Salih Bey’in vefatından bugüne bütün bu ibretlik ve yürek buran hikayeleri okurlarımızın bilgisine sunduk. Temelinde Mehmet Salih Tatlıcı’nın 2 Ağustos 1994 yılında düzenlediği resmi vasiyetnamesi ve miras paylaşımından ortaya çıktığı tespiti yapılabilecek bu süreçte, merhum işadamının vasiyetinde (kendisini ölümle tehdit ettikleri iddia edilen) ilk evliliğinden olan çocukları Ahmet Tatlıcı ile Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş olduğu, bu evlilikten olma diğer oğlu Mehmet Tatlıcı ile torunlarının ise mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını; mirasının geri kalanının da ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Uğur Tatlıcı’ya verilmesini istediği görülmektedir.

Aradan geçen yılların gösterdiği gerçeklere bakıldığında, Mehmet Salih Bey’in ilk evliliğinden oğulları ve torunları, başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere, yaptıklarıyla merhum işadamının ikinci evliliğinden eşi ve en küçük oğlunu hedef alan bir sürece tanık olunmuştur.

Burada, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde haksız, hukuksuz ve aslı-astarı olmayan iddialarla onlarca suç duyurusu yaptıkları; içinde FETÖ’cü savcı, avukat ve gazetecilerin katılımıyla oluşturulduğu izlenimi veren kumpaslarla ve bazı gazeteler üzerinden de bu masum insanları itibarsızlaştırma kampanyalarıyla desteklenen gelişmelere de tanık olundu.

MERHUM BABALARININ AKIL SAĞLIĞINI SORGULAYACAK KADAR İLERİ GİTTİLER…

Bunların yanında, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesinin iptali için yaptıkları da ayrı bir ibretlik hikayeler dizisi oluşturmuştur. Burada, merhum işadamımın vasiyetnamesini hazırlarken, akıl sağlığının yerinde olup-olmadığının sorgulanması ve ikinci eşi Nurten Hanım’ın etkisinde kalmış olduğu gibi vicdan yaralayıcı ithamları bir yana, bu akıl dışı iddialarını kanıtlamak adına yüce mahkemelerimizin huzuruna “tanık” sıfatıyla çıkardıklarının çelişkili söylemleri de, yine normal insan aklı ve vicdanı içinde artık bu kadarına da “pes” dedirtecek cinsten ibretlik hikayeler barındırmaktaydı.

Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde yer alan haberlerimizin içindeki bu ibretlik hikayeler, ekindeki kanıtlarıyla birlikte yıllardır okurlarımız tarafından takip edilmektedir.

İBRETLİK BİR HİKAYE: TANIKLIĞI TARTIŞMALI “TANIKLAR” ÜZERİNDEN ALGI OLUŞTURMA ÇABALARI…

Bunlara gösterilecek en güzel ibretlik hikaye de, merhum işadamı Mehmet Salih Bey’in ilk evliliğinden oğullarından Ahmet Tatlıcı’nın, babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı aleyhinde Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı bir davanın duruşmaları sırasında yaşanmıştır.

Ahmet Tatlıcı, babasının vasiyetnamesini iptal ettirmek yanında, babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı da mahkeme hakimliği nezdinde itibarsızlaştırmayı hedeflediği izlenimi uyandıran bu davada, Nurten Hanım’ın babası Mehmet Salih Tatlıcı üzerinde baskı kurarak onu etkilediği, böylelikle kendi çıkarlarına uygun bir vasiyetname yazmasını sağlamaya çalıştığı, ayrıca babasına “pahalı harcamalar yaptırdığı” yönündeki asılsız iddialarını kanıtlamak adına, birçok “tanığı” da mahkemeye çağırtmıştı.

Oysa, Mehmet Salih Bey’i biraz yakından tanıyanlar, onun kararlarını hep kendi özgür iradesiyle aldığını; çok sevdiği ve saydığı eşi Nurten Hanım dahil, aldığı kararlar üzerinden kimsenin kendisini bu yönde caydıramayacağını çok iyi bilmekteydiler.

Bunu en iyi bilenlerden biri de, şüphesiz bu asılsız iddialarıyla Nurten Hanım’ı da hedef alarak babasının vasiyetnamesi iptal ettirmeye çalışan Ahmet Tatlıcı’ydı. Ancak gelin görün ki, asılsız iddialarına kendinin bile inanmadığını düşündüğümüz Ahmet Tatlıcı da, tıpkı kardeşi Mehmet Tatlıcı’nın yıllardır yaptığı gibi burada “ya tutarsa” kafasıyla arayışlar içinde bulmuş kendini…

Benzer şekilde bu dava sırasında da, (Mehmet Tatlıcı başta, diğer kardeşi merhum Ali Tatlıcı’nın çocukları Salih Ziya ve Bedriye Kamer Tatlıcı ile birlikte Nurten Tatlıcı’yı aslı-astarı olmayan iddialarla hedef aldıkları onlarca davada çokça görüldüğü gibi), buradaki “tanıkların” çelişkili tanıklığı da kendi içinde ibretlik hikayeler taşımaktaydı.

KUYUMCU AGOP MALKASYAN’IN “İLGİNÇ TANIKLIĞI”

Örneğin, İstanbul Kapalıçarşı’da kuyumculuk yaptığı belirtilen Agop Malkasyan isimli bir tanık, mahkeme tutanaklarına geçen 17 Haziran 2010 tarihli ifadesinde, adeta bir klinik psikolog veya psikiyatrist gibi yorumlar ve karakter tahlilleri yapacak düzeyde “inciler döktürüyordu”:

“Nurten Tatlıcı istediklerini yaptıracak bir kişiliktedir” beyanında bulunduktan sonra, hemen arkasından da, “Ben Nurten Tatlıcı’nın baskıcı bir kişiliği olup olmadığını bilemem, sadece 2 saatliğine evlerine gider gelirdim” diyebilmekteydi…

Bunun yanında aynı tanık Agop Malkasyan, Nurten Tatlıcı’nın eşinden o tarihlerde 350-400 bin dolar değerinde, ama ifade verdiği tarihlerde daha da pahalı olduğunu iddia ettiği takılar istediğini, ancak Mehmet Salih Bey’in buna karşı çıktığını ve bu yüzden bu işin kaldığını beyan ederek, “benim dışımda birine yaptırmışlarsa bilemem” demekteydi…

AGOP MALKASYAN’IN “TANIKLIK” DENKLEMİ: “DUYDUM” – “HERKES DE BİLİYORDU” – “AMA BİZZAT GÖRMEDİM”

“İlginç” tanık kuyumcu Agop Malkasyan ifadesinde, yaklaşık 30 yıldır Mehmet Salih Tatlıcı ve ailesini tanıdığını iddia ederek, birbiriyle çelişen “incilerine” şöyle devam etmekteydi:

“… Ahmet Tatlıcı ile babası arasında kesinlikle husumet yoktu, ben Ahmet Tatlıcı için de iş yaptım babası Ahmet’e beni tavsiye etmiş, oğluna güvenmese beni tavsiye etmezdi.”

“Mehmet Salih beyin ruhsal olarak sağlıklı olduğu kanaatindeyim, fakat kendisini sonradan ölüme yakın ruhsal olarak psikolojisinin bozulduğunu Ahmet Tatlıcı söylüyordu”… ; 

“Ahmet Tatlıcı bana çok ağır olduğu halde babasının hastaneye götürülmediğini kendisinin hastaneye götürdüğünü, tedavi sırasında başında durduğunu öldükten sonra da defin işleri ile kendisinin alakadar olduğunu bizzat bana söyledi. Bu durumu etraftan da duydum, herkes de biliyordu, ancak bizzat görmedim…”

Ahmet Tatlıcı’nın, açtığı davada iddialarına zemin oluşturmak adına “tanık” diye mahkeme huzuruna çıkardığı kuyumcu Agop Malkasyan, yukarıda özetlediğimiz şekliyle dava dosyasına giren “beyanlarında” açıkça görüldüğü gibi, Ahmet Tatlıcı’nın “tezlerini” destekleyen bir pozisyon alarak, bizzat tanık olmadığı olay ve kişiler hakkında, “duydum” – “herkes de biliyordu” – “ama bizzat görmedim” ekseninde ve adeta önüne konulan bir senaryoyu iyi ezberlememiş bir oyuncu cinliğini hatırlatırcasına, kendince “durumu kurtarmaya” çalışmaktaydı…

Oysa bu aileyi 30 yıldır tanıdığını, evlerine girip-çıktığını mahkeme huzurundaki yeminli ifadesinde beyan eden kuyumcu Agop Malkasyan. Mehmet Salih Bey henüz hayattayken, oğulları Ahmet ve Ali Tatlıcı’nın aynı gün içinde birlikte hem evine, hem de işyerine giderek kendisini ve Nurten Hanım’ı boğazına sarılarak açıkça tehdit ettiğini, hakaretler savurduğunu ve bu yüzden de babası ile arasının açık olduğunu çok iyi bilmeliydi; ama yeminli ifadesinde, “Ahmet Tatlıcı ile babası arasında kesinlikle bir husumet yoktu” diyebilmekteydi “tanık” Agop Markisyan …

Buna, Ahmet Tatlıcı’dan duyduğunu beyan ettiği, Mehmet Salih Bey’in vefatından önceki son zamanlarında “psikolojisinin bozulduğunu” da eklemeyi unutmadan…

Anlaşılan, Ahmet Tatlıcı da o zamanlar, tıpkı tanığı Agop Malkasyan gibi bir uzman psikolog gibi yorumlarda bulunmayı seviyordu…

MAHKEME HAKİMLİĞİ, BÖYLESİNE “İLGİNÇ TANIKLARIN SAHNE ALDIĞI” DAVAYI, AHMET TATLICI ALEYHİNE KARARA BAĞLADI…

Burada, mahkemeye çıkardıkları “tanıkların” çelişkili tanıklığının dikkat çektiği bu davanın da, tanıklığı tartışmalı tanıkların desteğine rağmen, davayı açan Ahmet Tatlıcı’nın aleyhine ve asılsız iddialarıyla hedef aldığı Nurten Tatlıcı lehine sonuçlandığını de belirtelim. Tıpkı daha önceki onlarca davada olduğu gibi…

YALANCI TANIKLIK ETKİSİ

Ülkemizde, yalancı tanıklık örneklerinin sonuçlarını ortaya koyan bilimsel araştırmalar ve istatistiklere pek rastlanmazken, Amerika Birleşik Devletleri’nde üst mahkemece bozulan yargı kararlarında, yalancı tanıklığın etkisinin yüzde 25 olduğu açıklanmaktadır. Bu durumda, Amerika’daki yanlış yargılamaların dörtte birinde, “yalancı tanıklık” etkisi bulunmakta…

Acaba, davalarda tanıklık yapan şahısları yalan makinasına bağlamak bir çözüm olabilir mi diye düşünmeden edemiyoruz…

MEHMET SALİH BEY’İ SEVMEK VE ONUN SEVGİSİNİ İÇİNDE YAŞATMAK DIŞINDA HAYATTAN BAŞKA HİÇBİR BEKLENTİSİ OLMAYAN BİR İNSANA KARŞI YAPILANLAR…

Ahmet Tatlıcı’nın bu tür davalarla, Mehmet Salih Bey’i yürekten severek ve ona sevgi-saygıyla bağlanarak hastalığı ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olup, onun sevgisine layık olmak dışında hiçbir beklentisi olmamış ve hala her yeni güne rahmetli eşinin kabrini ziyaret ederek başlayan, hayır kurumlarına yaptığı bağışlarla merhum eşinin saygın adını ve anısını yaşatmaya çalışan Nurten Tatlıcı gibi bir insana karşı bütün bunları bilerek ve isteyerek yapmış olması da, insanlık ve vicdan adına ayrıca sorgulanması gereken bir gerçektir.

Zira, Nurten Hanım, merhum eşinin ilk evliliğinden tüm çocukları ve torunlarına olduğu gibi elbette Ahmet Tatlıcı’ya karşı da hiçbir kötülüğü dokunmamış ve hakkında kötü düşünmemiş bir insandır. Nurten Tatlıcı, kendi halinde yaşayan ve yaşı artık 70’e gelmiş bir insandır. Eşini sevmenin, ona sevgi ve saygıyla bağlanmanın karşılığı olarak, sevdiği eşinin ilk evliliğinden çocukları ve torunlarının kendisine karşı bütün bu yaptıklarına hiçbir anlam verememektedir; kendisine bütün bu yapılanlara rağmen, en ufak olumsuz bir karşılık bile vermeden, merhum eşinin yasıyla ve ortak anılarını içinde yaşatarak hayatını sürdürmeye çalışmaktadır.

KENDİLERİNE HİÇBİR KÖTÜLÜĞÜ OLMAYAN BİR İNSANI HEDEF ALAN, İNSANLIK DIŞI YAKLAŞIMLAR

Ama diğer yandan bakıldığında, kendilerine hiçbir kötülüğü olmamasına rağmen, Nurten Tatlıcı aleyhinde, bu insanlar tarafından asılsız iddialara savcılıklara yapılan onlarca suç duyurusu vardır; yine bugünkü haber yorumumuzda da görüldüğü gibi tanıklığı şüpheli “tanıkların” da kullanılmaya çalışıldığı haksız-hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla açılmış onlarca dava vardır. Bütün bu yapılanları, insanlık adına, insan vicdanı adına nereye koymak gerekir, takdirini okurlarımıza bırakıyoruz.

Merhum işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden çocukları ve torunlarının, ikinci eşi Nurten Tatlıcı’ya karşı, hukuk adına türlü oyunların sergilendiği bütün bu suç duyuruları ve davalarında, hiçbir kazanım elde edemedikleri; savcılık soruşturmalarının hepsinin asılsız iddialar yüzünden “kovuşturmaya yer olmadığı” gerekçesiyle reddedildiği ve yine asılsız iddialar ve tanıklıkları tartışmalı “tanıkların” desteğiyle açtıkları davaların hepsinin de Nurten Tatlıcı lehine “beraat” kararlarıyla sonuçlandığı da önemli bir gerçektir.

EŞİNİN YASINI TUTAN HAYIRSEVER BİR İNSANI HEDEF ALAN “MAFYA TARZI” ÖLÜM TEHDİTLERİ

Bu davalarda hedef alınan yaşı artık 70’e dayanmış Nurten Tatlıcı, bütün bu haksızlıklara rağmen her yeni güne merhum eşi Mehmet Salih Bey’in kabrine giderek başlamakta, onun anılarıyla hayata tutunmaya çalışmaktadır. Kendisine karşı yapılan bütün bu haksızlıklar öylesine bir boyuta ulaşmıştır ki, bütün bunları normal bir aklı ve vicdanı içinde yorumlamak mümkün olamamaktadır.

Zira durum artık, “Mafya Tarzı” ölüm tehditleriyle desteklenen bir “yıldırma” boyutuna ulaşmış, kendi halinde sakin ve basit bir hayat sürmek isteyen bu hayırsever insan, mahkeme kararlarıyla devlet koruması altına alınmıştır.

Çünkü, hergün ziyaret ettiği eşinin kabrinde üzerinde kendisinin ve tek varlığı oğlunun yer aldığı ve Mehmet Salih Bey’in toprağa verildiği gün çekilen bir fotoğrafı, bir takım meçhul eller tarafından bir bıçakla saplanmış halde bulunmuştur…

BUNU YAPANLAR KİMLER OLABİLİR VE BÜTÜN BUNLARLA NEYİ HEDEFLEMİŞ OLABİLİRLER?

Merhum Mehmet Salih Bey’in vefatından beri, eşi Nurten Tatlıcı’ya karşı tüm yapılanlar dikkate alındığında bunları yorumlama çabasına girmek mümkündür, ama bunun takdirini okurlarımıza bırakıyoruz. Zira, savcılık makamı ve güvenlik kurumlarımız, Nurten Tatlıcı’yı ve oğlu Uğur Tatlıcı’yı hedef alan bu ölüm tehditlerinin ardında kimlerin olduğunu araştırmaktadır. Bütün bu pis oyunları oynayanlar ve azmettiricileri er veya geç ortaya çıkacaktır diye düşünüyoruz…

BİR SÖZÜMÜZ DE TEKRAR MERHUM MEHMET SALİH BEY’İN İLK VE İKİNCİ EVLİLİĞİNDE OLAN ÇOCUKLARI VE TORUNLARINA:

Ortada merhum babanız/dedeniz tarafından bırakılan bir miras var ve bu miras yüzünden yaşananlar, maalesef artık insanlık ve insan vicdanı adına yorumlanamayacak bir yere, içine “Mafya Tarzı” ölüm tehditlerinin girdiği çok kötü bir boyuta doğru gitmektedir…

Rahmetli babanız/dedeniz bütün bu olanları hak etmemiştir. O, hayatı boyunca çalışıp sizlere bugünkü zenginliği ve lüks içindeki hayatınızı adeta “altın tepsi” içinde sunmuş hayırsever ve saygın bir insandı.

Artık sulh olun ve onun saygın mirasını, anısını el birliği içinde yaşatmaya çalışın. Hepiniz en iyi eğitimleri almış, en iyi okulları bitirmiş insanlarsınız; bütün bunları görüp-düşünecek bir akla ve vicdana sahip olmanız gerekir. Artık aklınızı başınıza alın ve gereğini yapın; rahmetli babanıza ve onun saygın anısına layık olun. O sizleri çok severdi ve bu durumda olduğunuzu görmeyi asla istemezdi…

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak, gerçekleri okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top