FETÖ Soruşturmaları ve Mehmet Tatlıcı 3

sorusturmalar-3.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden dünyaya gelen oğullarından biri olan Mehmet Tatlıcı’nın, merhum babasının vefatından beri, bu hayırsever işadamının geride bıraktığı ailesi ve vasiyetine karşı normal bir insan aklı ve vicdanının alamayacağı bir kin ve nefretle sürdürdüğü sözde hukuk mücadelesi var.

Ancak, Mehmet Tatlıcı’nın sürdürdüğü bu sözde hukuk mücadelesinde adları geçmişte açılan davaların, soruşturmaların resmi mahkeme kayıtlarında ve medyada çıkan haberlerde savcı, avukat ve “gazeteci” olarak yer alan bazı şahısların, şimdilerde “enteresan bir şekilde” FETÖ soruşturmaları ile birlikte gözaltına alınmaları, tutuklanıp cezaevine konulmaları, yurt dışına kaçmaları veya yurtdışına kaçarken yakalanmaları ve bazılarının da önce gözaltına alınıp, daha sonra da “adli kontrol şartıyla serbest bırakılmaları” oldu…

MEHMET TATLICI’NIN AÇTIĞI DAVALARDA İSMİ GEÇENLER, ŞİMDİLERDE FETÖ SORUŞTURMALARINDA KARŞIMIZA ÇIKIYOR…

Bu yüzden Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak, Mehmet Tatlıcı’nın yolunun nasıl olup da bütün bu FETÖ soruşturmalarında adı geçen savcı, avukat ve gazetecilerle kesişebildiğini araştırmaya ve bir yazı dizisi halinde okurlarımızla paylaşmaya karar verdik.

Ortaya oldukça ilginç bağlantılar ve bir o kadar da üzerinde durulması ve soruşturulması gereken gerçekler çıktı; gazetecilik sorumluluğu içinde bunları okurlarımız ve kamuoyu bilgisine sunmak istedik.

Daha önceki bölümlerde, FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle cezaevine konulan eski cumhuriyet savcısı Ekrem BEYAZTAŞ dosyasını okurlarımızın bilgisine sunmuştuk.

Yazı dizimizin bu bölümünde ise, Mehmet Tatlıcı’nın avukatlarından Hüseyin ATAOL dosyasını ve ardındaki gerçekleri açıklıyoruz:

HÜSEYİN ATAOL KİMDİR?

Hüseyin ATAOL, Mehmet Tatlıcı’nın avukatıdır…

İstanbul Barosu’na 20656 Sicil numarası ile kayıtlı olan Hüseyin ATAOL, aynı zamanda eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat YILMAZER’in de avukatlığını yapmıştır. Ali Fuat Yılmazer’in Ergenekon ve Balyoz davalarının mimarı olduğu iddia edilmektedir ve Hırant Dink cinayeti öncesinde de İstanbul İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi müdürü olduğu bilinmektedir; Ali Fuat Yılmazer şu anda FETÖ üyesi olmaktan tutuklu sanık olarak yargılanmaktadır.

Medyada hakkında çıkan haberlerde, Hüseyin Ataol’un ismi FETÖ’cü avukatlar arasında geçmektedir. Mehmet Tatlıcı’nın avukatı Hüseyin Ataol’un yurtdışına kaçtığı ve hakkında kırmızı bültenle uluslararası bir yakalama kararı bulunduğu da yine medyada çıkan haberlerde dikkat çekmektedir…

Medyada çıkan haberlerde, aralarında Mehmet Tatlıcı’nın avukatı Hüseyin ATAOL’un da bulunduğu şimdi firarda olan avukatların, FETÖ ile hapishanedeki örgüt üyeleri arasında iletişimlerini sağlayan en önemli araç olduğu belirtilmektedir…

Dolayısıyla, Mehmet Tatlıcı’nın avukatı Hüseyin Ataol, yurt dışında kırmızı bültenle aranan bir FETÖ şüphelisidir artık ve Mehmet Tatlıcı ile aralarında nasıl bir ilişki olduğu da kesinlikle araştırılması gereken bir konudur…

MEHMET TATLICI’NIN SÖZDE HUKUK MÜCADELESİ, FETÖ KUMPASLARINA ÇOK BENZİYOR

Mehmet Tatlıcı, babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri büyük bir avukat ve hukuk danışmanı ordusuyla birlikte, merhumun vasiyeti ve geride bıraktığı kederli ailesini hedef alan anlamsız bir “hukuk mücadelesi” vermektedir.

Yazı dizimizin önceki bölümlerinde de aktardığımız gibi, Mehmet Tatlıcı’nın bu sözde hukuk mücadelesi, son yıllarda tüm ülke olarak tanık olduğumuz FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması) kumpaslarına çok benzemektedir; Mehmet Tatlıcı’nın sözde hukuk mücadelesinde hep üç aşamalı bir sürece tanık olunmaktadır:

  1. Mehmet Tatlıcı, önce, büyük paralar harcayarak kurduğu “avukat ordusunun” da desteği ile savcılara giderek, hedef aldığı kişiler hakkında, haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla suç duyurusunda bulunmaktadır.
  1. Ardından, hedef aldığı kişiler hakkında bu akıl almaz iddialarıyla dava açılmasını sağlamaya çalışmakta, emrindeki “avukat ordusu” ve hukuk profesörü danışmanlarıyla birlikte, bu davalara “müdahil olarak” katılmakta ve kendisiyle aynı soyadını taşıyan bu masum aile fertlerini büyük bir acımasızlıkla haksız yere mahkum ettirebilmek için elinden geleni ardına koymamaktadır Mehmet Tatlıcı…

Ancak, önceden planlanmış bir “senaryo” dahilinde yürütüldüğü izlenimi veren bu “oyunda”, hukuki süreçlerdeki karar vericileri, “kendi akıllarınca” etkilemeyi amaçlandığı şüphesi uyandıran “bazı mekanizmalar” da burada “ilginç bir şekilde” devreye sokulmaktadır:

  1. Çünkü, bütün bu gelişmeler yaşanırken ve Mehmet Tatlıcı’nın haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla açılan davalar devam ederken, hep aynı “muhabirlerin” kaleme aldığı ve Mehmet Tatlıcı’nın hedef aldığı kişileri itibarsızlaştırma amacı taşıdığı çok net görülen tek yanlı ve bir örnek haberler, “nedense” duruşma tarihinden bir veya iki gün önce bazı gazetelerde yer almaktadır.

BÜTÜN BU YAŞANANLAR TIPKI FETÖ’CÜLERİN YAPTIĞI GİBİ DEVREYE SOKULMUŞ VE MASUM İNSANLAR ALEYHİNDE ADETA BİR ÇAMUR ATMA SÜRECİ, YARGISIZ İNFAZ SÜRECİ BAŞLATILMIŞTIR.

Mehmet Tatlıcı’nın yıllardır baba bir kardeşi ve rahmetli babasının ikinci eşine karşı sözde hukuk mücadelesi, kamuoyunun gözleri önünde hep bu şekilde sahneledi…

Aynı Mehmet Tatlıcı’nın, 25 yıl evli kaldığı ve iki çocuğunun annesi olan Gizem Tatlıcı’dan boşanmak amacıyla açtığı davalarda da benzer yöntemlerin kullanıldığına tanık olundu…

Bu hukuki süreçte, Mehmet Tatlıcı’nın avukatı olarak adı geçen Hüseyin ATAOL’un da yer alması “ilginç bir tesadüf olarak” dikkat çekmektedir…

Şimdilerde FETÖ üyesi olmaktan hakkında yakalama kararı çıkarılmış bir şüpheli olarak hala firarda olan avukat Hüseyin ATAOL’un adı, Mehmet Tatlıcı’nın eşi Gizem Tatlıcı’ya karşı sürdürdüğü dava açma sürecinde de geçmişti…

Orada sergilenen oyun da,  nasıl oluyorsa tıpkı FETÖ kumpasları gibi sahneye konulmuştu…

NE OLMUŞTU?

Mehmet Tatlıcı, 25 yıllık eşi ve iki çocuğunun annesi Gizem Tatlıcı’ya karşı boşanma davası açmıştı.

Gizem Tatlıcı ise Mehmet Tatlıcı ile olan evlilik birliğinin bozulmasına karşı çıkıyor, henüz okul çağında olan iki çocuklarının bu boşanma sürecinden olumsuz etkilenmelerini istemiyordu.

Ama Mehmet Tatlıcı, çoktan boşanmayı kafaya koymuştu … Yıllardır baba bir kardeşi ile rahmetli babasının ikinci eşine karşı yaptıklarını, 25 yıllık eşine karşı da yapmak istiyordu…

Üstelik burada tıpkı FETÖ’cülerin yaptığı gibi, insanların mahremiyeti hiçe sayılarak, evlerine gizlice yerleştirilen kayıt cihazlarıyla dinlemeler yapılıyordu ve insanın kanını donduran bu yöntemlere delil oluşturma süreci de devreye sokulmuştu…

Dolayısıyla Mehmet Tatlıcı, tıpkı FETÖ’cülerin yaptığı gibi eve gizlice yerleştirdiği kayıt cihazıyla eşini dinletip, ileride açacağı boşanma davası için delil oluşturdu.

Evet, yanlış okumadınız…

Mehmet Tatlıcı, 25 yıllık eşi ve iki çocuğunun annesi olan Gizem Tatlıcı’dan boşanmak için, tıpkı FETÖ’cülerin hep yaptığı gibi, eve gizlice kayıt cihazı yerleştirtti ve eşini sabah akşam gizlice dinletip, evdeki tüm konuşmaları kayıt altına aldırdı…

Sonra da bunları işine geldiği gibi kurgulatıp, ileride açacağı boşanma davası için delil oluşturdu. Bu şekilde elde edilen “bütün bu delilller” bir yandan da kumpasın medya ayağında, basına “malzeme olarak” sunuluyordu ve konuda medyada çıkan haberle süreç hedef alınan kişiler adına olumsuz bir algı oluşturacak şekilde pekiştiriliyordu…

Örneğin, 26 Kasım 2013 tarihli Habertürk gazetesi, Mehmet Tatlıcı’nın eşi Gizem Tatlıcı’yı eve gizlice yerleştirdiği kayıt cihazlarıyla uzun süre dinlettiği ve bu şekilde elde edilen “delillerle” de eşinden boşanmak için dava açtığını yazıyordu…

BÜTÜN BUNLAR DA BİZE FETÖ’CÜLERİN YAPTIKLARINI HATIRLATMAKTADIR…

Çünkü FETÖ’cüler de bu ülkenin dürüst insanlarını, gazetecilerini, emniyet ve ordu mensuplarını, hatta iktidarını hedef alan kumpasları içinde bu tür yöntemlerle delil oluşturmaya çalışmışlar ve emirlerindeki “bazı gazeteler ve gazetecilerle” masum insanları itibarsızlaştıracak bir kampanya başlatmışlardı…

BURADA ACABA MEHMET TATLICI KİMLERDEN YARDIM ALMIŞTI?

Şimdilerde FETÖ üyesi olmaktan aranan avukat Hüseyin ATAOL da Mehmet Tatlıcı’nın avukatıydı ve burada oynanan oyun beraberinde başka kumpaslar da içermekteydi…

Örneğin, Mehmet Tatlıcı, silahlı adamlarıyla eşi Gizem Tatlıcı’nın yönettiği sanat galerisini basıyor ve burada çalışan bir Fransız mimar darp edilip, bilgisayarları gasp ediliyordu…

Bunlar büyük bir pervasızlık ve cüretkarlıkla gerçekleştirilirken Mehmet Tatlıcı’nın yanında avukatı Hüseyin ATAOL da vardı;

KİMDİ BU AVUKAT HÜSEYİN ATAOL?

Şimdilerde FETÖ üyesi olmaktan yurt dışında kırmızı bültenle aranan firari Hüseyin ATAOL…

Bu silahlı baskın, darp ve gasp olayından sonra basında çıkan haberlerde, Mehmet Tatlıcı’yla mahkemelik olan Fransız mimar Richard Tuil’in beyanına dayandırılarak, Mehmet Tatlıcı’nın asıl amacının eşi Gizem Tatlıcı ile bu Fransız mimarın bir ilişkisi olduğunu iddia ederek boşanma davasında haklı pozisyon elde etmek amacını taşıdığı da dile getiriliyordu… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız 11 Mayıs 2014 tarihli Hürriyet ve Habertürk gazeteleri).

Gerçekten de Mehmet Tatlıcı, eşi Gizem Tatlıcı’dan boşanmak için açtığı davada, darp edilen Fransız mimarın gasp edilen bilgisayarındaki bazı fotoğrafların montajlanarak, sanki Gizem Tatlıcı ile aralarında bir ilişki varmış gibi delil olarak mahkemeye sunulduğu, hatta aynı fotoğrafların duruşma günlerinde medyaya “servis edildiği” ve bütün bunlarla Gizem Tatlıcı’nın bu şekilde itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı da görülüyordu…

Bütün bunlar, FETÖ’nün kumpaslarına çok benziyor ve onlarla paralellik arz ediyordu: çünkü burada da sahte delillerle masum insanlar medya üzerinden itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, bütün bu sözde deliller mahkemeye sunularak yargılama süreci etkileniyordu…

FRANSIZ MİMARIN İFADESİ ÇOK ÖNEMLİ BİLGİLER İÇERİYORDU:

Mehmet Tatlıcı’nın eşinin yönettiği Tat-Art isimli sanat galerisine, Mehmet Tatlıcı’nın silahlı adamlarıyla birlikte gelerek, burada çalışan Fransız mimar Richard Tuil’in dövülmesi, ona ait bilgisayarların gasp edilmesi üzerine, Richard Tuil Harbiye Polis Merkezi’ne giderek başına gelenleri anlatmış ve şunları beyan etmişti:

Richard Tuil karakolda verdiği ifadede, “Tat-Art isimli sanat galerisinin bulunduğu yerde, Mehmet Tatlıcı, Tatlıcı’nın avukatları Ali Arda ve Hüseyin ATAOL (şimdilerde FETÖ üyesi olmaktan aranıyor ve yurt dışına kaçtığı belirtiliyor) ve yanlarındaki 10-12 adamla karşılaştığı; Mehmet Tatlıcı’nın silahlı adamlarından birisinin Fransız mimarın karnına silah dayayarak onu etkisiz hale getirdiği, bir diğerinin de silah göstererek korkuttuğu; akabinde Mehmet Tatlıcı’nın Richard Tuil’e iki kere yumruk attığı ve daha sonra da, Fransız mimara ait olan ve içinde önemli projelerin bulunduğu bilgisayarların, özel eşyaların ve parasının çalındığı” şeklinde beyanda bulunmuştu.

MEHMET TATLICI, FRANSIZ MİMAR RİCHARD TUİL’İ YUMRUKLAMIŞ, ADAMLARI DA SİLAHLA TEHDİT ETMİŞ…

Richard Tuil karakolda verdiği ifadede, “Mehmet Tatlıcı isimli şahsın korumalarında bir tanesi belinden 9 mm. çapında siyah renkli bir tabanca çıkarttı ve benim karnımın sol tarafına silahı dayadı, diğer koruma da belindeki gümüş gri renkli silahı bana gösterdi. Ben de bağırıp yardım istedim, kaçmaya çalıştım. Mehmet Tatlıcı isimli şahıs önce benim yüzümü tırnakladı sonra suratıma iki kez yumruk attı.” demekte…

MEHMET TATLICI’NIN AVUKATI FRANSIZ MİMARA, “BİZ MAFYAYIZ, SENİ ÖLDÜRÜRÜZ” DEMİŞ

Fransız mimar Richard Tuil aynı ifadesinde, Mehmet Tatlıcı’nın avukatı Ali ARDA’nın, üstelik tutanak tutan polislerin yanında, kendisine İngilizce konuşarak, “Biz Mafyayız, seni öldürürüz, nasıl bir tehlikenin içindesin, bunun farkında olmalısın” diyerek tehdit de ettiğini de beyan etmiş ve hatta yine polislerin yanında, Ali Arda Fransız mimara bir de tokat atmaya çalışmış, ancak mimar geri çekilerek, Mehmet Tatlıcı’nın avukatının bu saldırısından kurtulmuş…

Şimdi bütün bu olan biteni bir özetleyelim:

  1. Mehmet Tatlıcı, eşinden boşanmak için planlar yapıyor.
  1. Bu planları doğrultusunda önce evin her tarafına gizlice dinleme cihazları yerleştirtiyor ve evdeki konuşmaları 24 saat kayıt altına aldırıyor.
  1. Sonra bütün bu kayıtlardan kendi işine yarayacak “deliler üreterek” bunları daha sonra açtığı davada mahkemeye sunuyor.
  1. Bu arada, Mehmet Tatlıcı yanında (şimdilerde FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle şimdilerde hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkarılan) avukatı Hüseyin ATAOL’un da bulunduğu bir avukat ve silahlı adamlar grubuyla birlikte, eşinin yönettiği Tat-Art isimli sanat galerisine geliyor ve burada çalışan Fransız mimar Richard Tuil’i bir güzel dövüyor, silahlı adamlarıyla tehdit ediyor ve da Fransız mimarın bilgisayarlarını gasp ediyorlar….

Polislerin yanında bu Fransız mimar açıkça ölümle tehdit ediliyor, kendisine tokat atılıyor ve adeta “biz Mafya’yız herşeyi yaparız, ayağını denk al” mesajı veriliyor…

Mehmet Tatlıcı ve yanındaki (aralarında FETÖ üyesi olmaktan aranan) avukat ve silahlı adamlardan oluşan ekibin cüretine bakın…

Haber ekibimizin bu davayla ilgili olarak ulaştığı resmi tutanaklarda yer alan bilgiler aynen bu şekildedir…

  1. Mehmet Tatlıcı, daha sonra eşi Gizem Tatlıcı’dan boşanmak için açtığı davada, gasp edilen Fransız mimarın bilgisayarındaki fotoğraflardan “montajlanarak” elde edilen “delillerle” eşi ile bu Fransız mimar arasında bir ilişki olduğu imajı vermeye çalışıyor…
  1. Bilgisayarı gasp edilen Fransız mimarın gasp edilen bilgisayarından elde edilen bu montajlanmış “deliler”, bir yandan da boşanma davasının görüldüğü günlerle medyaya servis edilerek yargı süreci etkilenmeye ve hem Gizem Tatlıcı, hem de Fransız mimar Richard Tuil sanki aralarında bir ilişki varmış gibi kamuoyu gözünde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor…

HER ŞEY AYNEN YUKARIDA ANLATILDIĞI GİBİ, FETÖ’CÜLERİN KUMPASLARINA BENZER BİR SENARYO DAHİLİNDE SAHNELENMİŞTİR…

Yakın geçmişte, FETÖ’cüler de içinde polis, savcı, avukat ve hakim kimliğiyle devleti ele geçirmiş sözde kamu görevlilerinin yer aldığı kumpaslarda, Ergenekon, Balyoz ve Kumpas davaları yanında, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi spor kulüplerinin yöneticileri ve çok sayıda futbolcu aleyhinde montajlanmış dinleme kayıtları ve fotoğraflarla masum insanlar aleyhinde deliller oluşturulduğu sözde yargı süreçlerine tanık olduk ve bütün bunlara ilaveten, bu masum insanlar yine FETÖ’ye hizmet eden medyadaki sözde gazetecilerin yaptığı haberlerle kamuoyu gözünde itibarsızlaştırılmaya da çalışılmıştı…

Mehmet Tatlıcı’nın boşanmak için dava açtığı eşi Gizem Tatlıcı da böylesine bir kumpasın hedefi haline getirilmişti…

Burada sergilenen kumpasın içinde ise, “nasıl bir tesadüfse” şimdilerde FETÖ üyesi olmaktan aranan ve yurtdışına kaçtığı için hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı çıkarılan Mehmet Tatlıcı’nın avukatı Hüseyin ATAOL da var…

Bu kumpasın içinde, resmi üniformalı polislerin yanında bir Fransız mimara büyük bir cüretle, “Biz Mafyayız, seni öldürürüz, nasıl bir tehlikenin içindesin, bunun farkında olmalısın” diyerek tehditler savuran ve bu mimara polislerin gözü önünde tokat atmaya kalkan Ali ARDA isimli bir avukat daha var…

Bu kumpasın içinde bir de, FETÖ’cülerin geçmişte 17-25 Aralık süreçlerinde yaptığı gibi gizli dinlemelerden üretilen “deliller” var…

Ve bu sözde deliller, dava süreciyle birlikte medyaya servis edilmekte ve medya üzerinden bir itibarsızlaştırma süreci de eş zamanlı olarak başlatılmıştır…

Benzer bir senaryoya, yazı dizimizin ikinci bölümünde anlattığımız Mehmet Tatlıcı’nın baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile rahmetli babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı’ya karşı daha önce yaptıklarında da tanık olmuştuk. Orada da bu oyunun içinde yine FETÖ üyesi olduğu söylenen bir başka sanık vardı; ancak kendisi Mehmet Tatlıcı’nın avukatı olarak değil de cumhuriyet savcısı kimliğiyle ortaya çıkmıştı…

Şimdilerde FETÖ üyesi olmaktan tutuklanarak cezaevine konulan bu sanık, eski cumhuriyet savcısı Ekrem Beyaztaş’ın ta kendisiydi…

Ekrem Beyaztaş, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası görevden alınmıştı ve aranıyordu. 15 Ağustos 2016 tarihinde Suriye’ye kaçmak isterken sınırda yakalanmıştı Ekrem Beyaztaş…

O Ekrem Beyaztaş ki, Mehmet Tatlıcı’nın aslı astarı olmayan iddialarıyla baba bir kardeşi ve rahmetli babasının ikinci eşi aleyhinde tam bir hukuk komedisi şeklinde sahnelenen bir oyunda bütün bu sözde hukuki sürecin cumhuriyet savcısı olarak yer almıştı…

Orada da yine medya devreye sokulmuş ve bir kısım sözde gazeteci, tek taraflı haberleriyle masum insanları itibarsızlaştırmaya çalışmışlardı:

Bunların arasında, şimdilerde FETÖ üyesi olmaktan cezaevine konulan “gazeteci” Abdullah KILIÇ ve yine FETÖ üyesi olmaktan şüpheli olarak tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmiş ve ardından çıkarıldığı mahkemece şimdilik “adli kontrol şartıyla” serbest bırakmış olan “gazeteci” Dinçer GÖKÇE vardı…

TÜM BUNLAR BİR TESADÜF OLABİLİR Mİ?

Mehmet Tatlıcı’nın aleyhlerinde dava açtığı tüm aile fertler, tıpkı FETÖ’cülerin kumpaslarını hatırlatan senaryolarla mahkum ettirilmeye çalışılıyor, medya üzerinden eş zamanlı bir itibarsızlaştırma kampanyası da devreye sokuluyor….

İşin içinde FETÖ üyesi olmaktan aranan avukat kimliğindeki şüpheliler, FETÖ üyesi olmaktan hapse atılan cumhuriyet savcısı kimlikli sanıklar ve yine FETÖ üyesi olmaktan cezaevine konulmuş gazeteci kimlikli sanıklar var…

Ve bütün bu FETÖ’cülerin yolları nasıl olmuşsa geçmişte, Mehmet Tatlıcı’nın kendisiyle aynı soyadını taşıyan aile fertlerine karşı açtığı davalarda bir bir yer almışlar…

BÜTÜN BUNLAR ÜLKEMİZİN SAVCILARI TARAFINDAN ARAŞTIRILMASI GEREKEN GERÇEKLERDİR…

Biz burada gazetecilik sorumluluğumuz içinde bütün bu gerçekleri isimleri resmi dava dosyalarına girmiş ve altına imza attıkları sözde haberleri medyada yer almış ve de adları şimdilerde FETÖ soruşturmalarına karışmış bu şahıslarla ilgili gerçekleri okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşıyoruz…

Bütün bunlar “Tesadüf mü?” diye soruyor ve hepsi araştırılmalıdır diyoruz…   

Yazı dizimizin bundan sonraki bölümlerinde, Mehmet Tatlıcı’nın açtığı davalara paralel işin medya ayağında karşımıza çıkan sözde gazetecilerin dosyasını okurlarımızın bilgisine sunacağız…

Orada da karşımıza yine isimleri FETÖ soruşturmalarında yer alan sanık ve şüpheliler var:

Biri şu anda FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle cezaevine konulmuş “gazeteci” Abdullah KILIÇ; diğeri de, hakkında FETÖ soruşturması kapsamında savcılıkça hakkında soruşturma yapılan, çıkarıldığı mahkemece “adli kontrol şartıyla” serbest bırakılan ve bu konuda ileride açılacak davada şüpheli olarak yer alacak gazeteci Dinçer Gökçe’dir.  

Gerçekleri açıklamaya devam edeceğiz…

Bütün bunların FETÖ soruşturmalarına da ışık tutacağına, kimin, kimlerle ve nasıl bir işbirliği içinde hareket ettiğini ortaya koyacağına inanıyoruz…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top