FETÖ Soruşturmaları ve Mehmet Tatlıcı

feto-mehmet-tatlici-fetoo.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden oğlu Mehmet Tatlıcı’nın merhum babasının saygın adı ve anısını hiçe sayarak, geride bıraktığı ailesi ve vasiyetine karşı yıllardır sürdürdüğü anlamsız bir “hukuk mücadelesi” var. Bu sözde hukuk mücadelesinde adı geçen avukatların yanında, Mehmet Tatlıcı’nın baba bir kardeşi ve merhum babasının ikinci eşine karşı, hiçbir hukuki temeli olmayan tek taraflı suç duyurularını gerçekmiş gibi kabul edip dava açılmasını sağlayan bir savcı, bunlara paralel olarak masum insanlar aleyhinde onları itibarsızlaştıran “haberleri” kaleme alan “gazeteciler” de birer birer FETÖ soruşturmalarına “takılmaya” başladılar.

Mehmet Tatlıcı’nın “medya destekli hukuk oyunlarında” ismi geçen bu şahısların, 15 Temmuz sonrasındaki FETÖ soruşturmalarında da karşımıza çıkması, “ilginç bir tesadüf” olarak dikkat çekmektedir.

MEHMET TATLICI’NIN YOLU FETÖ SORUŞTURMALARINDA YAKALANANLARLA NASIL KESİŞTİ?

Bu yüzden, Mehmet Tatlıcı’nın babası rahmetli Mehmet Salih Bey’in geride bıraktığı ailesine ve bu hayırsever insanın vasiyetine karşı yaptıkları içinde adı geçenlerin, FETÖ soruşturmalarında tutuklanması, yurt dışına kaçarken yakalanması gibi “ilginç tesadüfleri”, Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde yeni bir dosya açarak değerlendirmeye karar verdik.

Amacımız Mehmet Tatlıcı’nın yolunun nasıl olup da şimdilerde FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) soruşturmaları kapsamında tutuklanıp cezaevine konulan veya kırmızı bültenle aranan şüphelilerle kesişebildiğini ortaya çıkarmak…

Okurlarımızın bu yazı dizisini de ilgiyle karşılayacağını düşünüyoruz.

15 TEMMUZ SONRASI FETÖ SORUŞTURMALARI, İŞTEN ÇIKARILAN VE TUTUKLANANLAR

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden iki ay geçti ve son iki aydır tanık olduğumuz bu süreç, ülke tarihine geçecek çok önemli gerçekleri de kamuoyunun gözleri önüne serdi. Bu süreçte çok sayıda kamu çalışanı işten çıkarıldı, tutuklanan savcılar, hakimler ve avukatlar, adreslerinde bulunamayıp haklarında yakalama kararı çıkarılan savcılar ve avukatlar, yine tutuklanan ve şüpheli olarak gözaltına alınan, bir kısmı da “adli kontrol şartıyla” bırakılan gazeteciler de gündeme geldi.

15 Temmuz darbe girişiminin halkımızın destansı direnişiyle bastırılmasından sonra, darbe girişiminin arkasında olduğu artık açık bir gerçek olan FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) adlı bu örgüte, üye olanlara ve destek verenlere karşı çok sayıda soruşturma ve tutuklama gündeme geldi.

Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde, daha önceki haberlerimizde FETÖ soruşturmalarında görevden alınan ve tutuklananların sayılarını okurlarımızla paylaşmıştık.

Son günlerde bunlara yenileri de eklendi:

Olağanüstü Hal kapsamında çıkarılan kararnamelerin Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra, çok sayıda kamu personeli işten çıkarıldı. Buna göre, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden 7 bin 669, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan 323 ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan 2 kişi ihraç edildi.

Farklı bakanlıklardan da çok sayıda kamu personeli ihraç edildi. Örneğin, Milli Eğitim Bakanlığı’nda 28 bin 163, Sağlık Bakanlığı’nda 2 bin 18, Maliye Bakanlığı’nda 1.642, İçişleri Bakanlığı’nda 24’ü merkez valisi ve 102’si vali yardımcısı olmak üzere 369 ve Başbakanlık’ta da 302 kişi ihraç edildi.

Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 1.519, Yüksek Öğretim Kurulu’nda 2.346, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 605 ve TRT’den de 312 personel ihraç edildi.

FETÖ SORUŞTURMALARINDA ADI GEÇEN ŞÜPHELİLERLE MEHMET TATLICI ARASINDA NASIL BİR BAĞ VAR?

Bütün bu gelişmelerin ortaya çıkardığı bir başka gerçek de, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden dünyaya gelen oğullarından biri olan Mehmet Tatlıcı’nın, merhum babasının vefatından beri, bu hayırsever işadamının geride bıraktığı ailesi ve vasiyetine karşı normal bir insan aklı ve vicdanının alamayacağı bir kin ve nefretle sürdürdüğü sözde hukuk mücadelesinde, adı bu dava ve soruşturmaların resmi mahkeme kayıtlarında ve medyada çıkan haberlerde geçen bazı şahısların, FETÖ soruşturmaları ile birlikte gözaltına alınmaları, tutuklanıp cezaevine konulmaları, yurt dışına kaçmaları veya yurtdışına kaçarken yakalanmaları ve bazılarının da önce gözaltına alınıp, daha sonra da adli kontrol şartıyla serbest bırakılmaları oldu…

Mehmet Tatlıcı’nın baba bir kardeşi ve merhum babasının ikinci eşine karşı yıllardır sürdürdüğü çok sayıda hukuk davası yanında, yine haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddiaları ile yaptığı suç duyurularında “bir şekilde rol alan” ve Tatlıcı Gerçekleri haber sitesi yanında, bu konuda medyadaki haberlerde de bahsi geçen bu isimlerin, nasıl olup da FETÖ soruşturmalarında da adı geçen şahıslar olabildiği gerçekten ciddi bir araştırma konusudur.

“GERÇEKLERİN BİRGÜN ORTAYA ÇIKMA GİBİ BİR HUYU VARDIR”

Tatlıcı Gerçekleri olarak yıllardır ortaya koyduğumuz gerçeklerin yanında, 15 Temmuz sonrası yaşanan gelişmeler de, burada dile getirdiğimiz gerçeklerin bir başka boyutunu sergilemekte:

Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın saygın anısına karşı yıllardır sürdürülen kumpasları, ülkemizin adalet tarihine geçecek “hukuk komedilerini” ve “medya destekli oyunları”, hepsi de resmi kanıtlara dayanan belgeler ışığında okurlarımız ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz, aklımıza takılan soruları da bizi bu haber sitesinde izleyen insanlarımızla paylaşıyoruz.

FETÖ’nün kumpaslarıyla büyük bir paralellik taşıyan Mehmet Tatlıcı’nın bu oyunlarında adı geçen ve daha önceki haberlerimizde yer alan “bazı aktörlerin” FETÖ soruşturmalarında da karşımıza çıkması, “Gerçeklerin Birgün Ortaya Çıkma Gibi Bir Huyu Vardır” sözünü hatırlatırcasına, yıllardır yazıp çizdiğimiz gerçeklerin bir başka boyutunu da sergilemektedir.

Sonuçta, bütün bu yaşananların ortaya çıkardığı gerçekler, Mehmet Tatlıcı’nın oyunlarıyla FETÖ’cülerin kumpaslarındaki paralellikler yanında, FETÖ soruşturmalarında ismi geçen bazı şahısların yollarının, nasıl olup da Mehmet Tatlıcı ile kesişebildiğini de sorgulamayı ve araştırmayı gerektiriyor.

Bu yüzden Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak Mehmet Tatlıcı’nın yolunun nasıl olup da bütün bu FETÖ soruşturmalarında adı geçen savcı, avukat ve gazetecilerle kesişebildiğini araştırmaya ve bir yazı dizisi içinde kamuoyu ve okurlarımızla paylaşmaya karar verdik.

Ortaya oldukça ilginç bağlantılar ve bir o kadar da üzerinde durulması ve soruşturulması gereken gerçekler çıktı; gazetecilik sorumluluğu içinde bunları okurlarımız ve kamuoyu bilgisine sunuyoruz. 

MEHMET TATLICI KİMDİR?

Mehmet Tatlıcı, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın (aynı zamanda teyze kızı da olan) Bedriye Hanım ile yaptığı ilk evliliğinden dünyaya gelen üç oğlundan biridir. Merhum işadamının bu evlilikten Ali, Ahmet ve Mehmet isimli üç oğlu dünyaya gelmişti.

RAHMETLİ İŞADAMI MEHMET SALİH TATLICI KİMDİR?

Hayırsever işadamı Mehmet Salih Tatlıcı, 1931 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Şehmuz, Gülşen, Mustafa ve Aziz isimli dört kardeşi vardı.

Mehmet Salih Tatlıcı, çok küçük yaşlardan itibaren babasının Diyarbakır’daki tatlıcı dükkanında çalışmaya başlamış ve ilkokuldan sonra da ailesine daha fazla destek olmak için okumamış ve bu tatlıcı dükkanının başına geçmişti.

Azmi ve çalışkanlığıyla tatlıcı dükkanını geliştiren Mehmet Salih, tüm ailesinin ve kardeşlerinin yükünü daha o yaşlarda küçük omuzlarına almıştı bile. 16 yaşına geldiğinde ailesinin eldeki mal-mülk yabancıya gitmesin baskısıyla, kendisinden yaşça büyük teyze kızı olan Bedriye hanım ile evlenmeye zorlandı. Töreler öyleydi ve daha henüz 16 yaşındaki bu çocuk, “abla” diye hitap ettiği teyzesinin kızıyla evlendirildi. Mehmet Salih Tatlıcı’nın bu evlilikten Ali, Ahmet ve Mehmet isimli üç oğlu oldu. Mehmet Salih, artık hem anne babasına ve dört kardeşine, hem de eşi ve üç çocuğuna bakan bir işadamıydı.

Mehmet Salih Bey, zamanla Diyarbakır’daki tatlıcı dükkanı dışında ticarette yeni yatırımlar da yaptı. Ancak onun daha büyük hayalleri vardı. Babasının vefatı sonrası Diyarbakır’dan ayrılarak 1960’lı yılların başında İstanbul’a geldi ve ticaret hayatına Karaköy’de açtığı “TATLICI” pastanesiyle devam etti. Bu pastaneyi adeta sıfırdan kuran Mehmet Salih Bey, işlerini geliştirdi ve İstanbul’da önce Pilma pil fabrikasını satın aldı ve daha sonra da Mabel çikolata fabrikasıyla birlikte ticaretin dışında, endüstri yatırımlarına da girmiş oldu.

İş hayatındaki bütün bu başarıları gerçekleştiren Mehmet Salih Tatlıcı, gerçek aşkı bulduğunu söylediği ve kendisine hastalığında ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan Nurten Tatlıcı ile ikinci evliliğini yaptı; bu evlilikten de Uğur isimli oğlu dünyaya geldi.

İstanbul başta olmak üzere, ülke içi ve dışında çok sayıda gayrimenkul yatırımları da yapan Mehmet Salih Tatlıcı, 1997 yılında Antalya Belek’teki Tat Beach Golf Oteli ve Tat Golf’ü ülke turizmine kazandırdı. Başarılı işadamının en büyük eserlerinden biri de, tamamen kendi öz kaynaklarıyla inşa ettiği İstanbul Zincirlikuyu’daki Tat Towers adlı ikiz iş kuleleriydi.

Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, ailesine ve çocuklarına düşkün bir babaydı. Ailesini her zaman en iyi şartlarda yaşatmış, çocuklarının en iyi okullarda eğitim görmesini sağlamış; onların evlenip kendi yuvalarını kurmalarında ve (tamamen kendisinin kurduğu şirketler sayesinde) iş güç sahibi olmalarında da her zaman yanlarında olmuş; ilk eşine, tüm çocuklarına ve torunlarına her türlü maddi desteği hayatta olduğu sürece en iyi şekilde sağlamıştır.

Bu hayırsever işadamı, yakalandığı amansız hastalığını yenemeyerek maalesef 22 Şubat 2009 tarihinde hayata gözlerini yumdu ve geride kederli ailesi yanında, hatırı sayılır bir servet bıraktı.

MEHMET SALİH TATLICI’NIN RESMİ VASİYETNAMESİ VE VASİYETNAMEDEKİ ŞARTLARI

Mehmet Salih Bey’in vefatı sonrası, yıllar önce hazırlattığı resmi vasiyetnamesi ortaya çıktı. Merhum işadamı bu vasiyetnamesinde ilk evliliğinden olan oğulları Ali ve Ahmet’i mirasından ıskat etmişti. Bu evlilikten olan diğer oğlu Mehmet Tatlıcı’nın ve tüm torunlarının mirasından saklı payları oranında yararlanmaları isteyen rahmetli işadamı, mirasının geri kalan kısmını da ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya bırakmıştı.

MEHMET SALİH BEY, MİRASINI NEDEN BÖYLE PAYLAŞTIRDI?

Mehmet Salih Bey’in, ilk evliliğinden oğulları Ali ve Ahmet’i mirasından ıskat etmesinin nedeni olarak, bu oğullarının merhum henüz hayattayken, kendisini ve ikinci eşini ağır hakaretlerle darp etmeleri ve ölümle tehdit etmeleri olduğu söylenmektedir. Ancak ülkemizdeki miras hukuku, merhum babaları resmi vasiyetnamesine böyle bir şart koysa da, “bu hayırlı evlatlara” bu mirastan yine de önemli bir pay kalmasını sağlamaktadır.

Daha sonraki gelişmeler, merhum iş adamının öz oğullarının bu davranışıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı ve bu yüzden bu iki oğluna, kendisi hayata gözlerini yumduktan sonra bu kırgınlığına yönelik ibretlik bir mesaj bırakmak amacıyla resmi vasiyetnamesine böyle bir şart koyduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü kendisi ülkemizdeki miras hukukunu da iyi bilen bir işadamıydı ve resmi vasiyetnamesine böyle bir kayıt koymasına rağmen, kendisini ölümle tehdit ettiği söylenen bu iki oğlunun da mirastan önemli bir pay alacağını biliyordu.

Kaldı ki, Mehmet Salih Bey, henüz hayattayken kaybettiği oğlu Ali’den olan torunlarına da hatırı sayılır bir servet; vasiyetnamesinde mirasından ıskat ettiği diğer oğlu Ahmet’e de Mabel fabrikası başta olmak üzere başka gayrı menkuller de bırakmıştı. İlk evliliğinden olan diğer oğlu Mehmet Tatlıcı’ya bıraktığı payın da yine milyonlarca dolar karşılığı olduğu söylenmektedir. Merhumun, Mehmet Tatlıcı’ya da mirastan saklı pay vermiş olmasındaki esas nedeninin de, bu oğluna teslim ettiği TAT BANK gibi önemli bir finans kuruluşunu Mehmet Tatlıcı’nın batırması olduğu dile getirilmektedir.

BABASININ VEFATI SONRASI MEHMET TATLICI’NIN YAPTIKLARI:

Aslında bu bölüme Mehmet Tatlıcı’nın vefattan önce yaptıklarıyla başlamak okurlarımızın konuyu daha iyi anlamalarına yardımcı olacaktır:

BABA CAN DERDİNDE, “HAYIRLI EVLAT” MİRAS DERDİNDE…

Mehmet Tatlıcı, hasta babası hastanede yaşam mücadelesi verirken kendi avukatlarına, babasının miras davalarına bakmaları için çoktan noter kanalıyla vekaletname çıkarmıştı bile.

Mehmet Tatlıcı’nın, öz babasının vefatından tam 26 gün önce, Beyoğlu 35. Noterliği’nden avukatlarına gelecekte mirasla ilgili davalar açmaları için vekaletname çıkartması gerçekten ibretlik bir hayat gerçeğidir; Babası can derdindeyken, bu “hayırlı evlat” da miras derdindeymiş anlaşılan… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bkz. “Baba Parası… Baba Sevgisi…” ; Mehmet Tatlıcı babası vefat etmeden kaç hafta önce avukatlarına Vekalet verdi”)

MEHMET TATLICI, BABASININ VEFATININ ARDINDAN HENÜZ SAATLER GEÇMİŞTİ Kİ, SABAHA KARŞI BANKALARA FAKS GÖNDEREREK BABASININ BANKA HESAPLARININ DÖKÜMÜNÜ İSTEDİ

Yanlış okumadınız…

Mehmet Tatlıcı, babasının vefatı üzerinden henüz saatler geçmişken, sabaha karşı saat 4:29’da bankaya faks mesajı göndermiş:

“Hayırlı evlat” Mehmet Tatlıcı, babasının vefatının üzerinden henüz 11 saat geçmişken, sabaha karşı 04:29’da bankalara yollattığı faks mesajıyla babasının banka hesaplarının dökümünü istemiş…

Üstelik bu faks mesajı, daha önceden merhumun ölüm tarihi boş bırakılarak bilgisayarla yazılmış ve daha sonra da vefat tarihi elle yazılarak doldurulmuştu. Bu bile insanın vicdanını sızlatmaya yeter bir davranıştır… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Vefat Günü Sabaha Karşı 04:29’da Bankaya Gönderilen Faks” haberi)

MEHMET TATLICI, BABASI TOPRAĞA BİLE VERİLMEDEN MAHKEMELERE KOŞUP MİRASÇILIK BELGESİ ÇIKARTTI

Mehmet Tatlıcı, babasının toprağa verileceği gün olan 24 Şubat 2009 sabah saatlerinde, Ümraniye 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gidip, E: 2009/563 sayılı dosyada veraset ilamı (mirasçılık belgesi) talebinde bulunmuştur.

Oysa, veraset ilamı, vefat tarihinden itibaren herhangi bir zaman içinde yapılabilen bir hukuki işlemdir. Mehmet Tatlıcı’nın kendi öz babası daha toprağa verilmemiş, arkasından son duaları okunmamış, ama “bu hayırlı evlat” haftalar öncesinden başladığı miras seferberliğini, babasının toprağa verileceği günün sabahında da sürdürüyor, ertesi günü ve/veya devamındaki herhangi bir günü bile bekleyemeden…

MEHMET TATLICI, BABASININ VEFATININ 18. GÜNÜNDE GİTTİ, AMERİKA’DA MİRAS DAVALARI AÇTI

Rahmetli babasının geride bıraktığı gözü yaşlı ailesi ve vasiyetine karşı elinden geleni ardına koymamaya kararlı “bu hayırlı evlat”, aradaki denizleri, okyanusları aşarak Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletine kadar erişip, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ve merhum babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı aleyhine aslı, astarı olmayan iddialarla bir dava açtı.

Mehmet Tatlıcı bu davada ise, rahmetli babasının teyze kızı da olan ilk eşine boşanma nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu manevi tazminatı yerine getirmemek maksadıyla Türkiye’deki bazı taşınmaz malları satma yoluna gittiği ve Florida’da ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya gayrı menkuller satın aldığı, dolayıyla bu taşınmaz malların Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya naklinin muvazaalı (gizli anlaşma ile yapılmış) olduğunu iddia etmektedir ki, bu iddiaların hiçbiri doğru değildir.

MEHMET TATLICI, KENDİ AİLE FERTLERİNE KARŞI 50’DEN FAZLA DAVA AÇTI, HAKSIZ, HUKUKSUZ VE MESNETSİZ İDDİALARLA 14 AYRI SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU.

Amerika’daki bu davaları açmasının ardından Mehmet Tatlıcı, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile rahmetli babasının ikinci eşi olan Nurten Tatlıcı’ya karşı çok sayıda dava açmıştır. Bu davaların toplam sayısı bugüne kadar elliyi (50) geçmiştir. Mehmet Tatlıcı, ayrıca kaybettikleri biricik varlıkları olan Mehmet Salih Bey’in acısını yaşayan bu kendi halindeki insanlar aleyhinde haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla tam 14 ayrı suç duyurusunda da bulunmuştur (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı” ve “M. Salih Tatlıcı Miras Davalarının Kronolojik Listesi” haberleri).

MEHMET TATLICI’NIN BÜTÜN BU SUÇ DUYURULARI TAKİPSİZLİKLE SONUÇLANDI, HAKKINDA İFTİRADAN 16 YIL HAPİS CEZASI İSTEMLİ DAVA AÇILDI

Bu iddialar üzerine açılan soruşturmaların hepsi hem böyle bir soruşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir, hem de konu mahkeme aşamasına geldiğinde de beraat kararlarıyla sonuçlanmıştır (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Rekorunu Yeniledi” haberi).

Kısacası, Mehmet Tatlıcı’nın tüm asılsız iddiaları ülkemizdeki hukuk sürecinde hep “hukuk duvarına” çarpmış, Mehmet Tatlıcı kendisiyle aynı soyadını taşıyan bu masum insanları, çok istemesine rağmen mahkum ettirememiştir. Üstelik bu haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla suç duyurusunda bulunma takıntı yüzünden, Mehmet Tatlıcı aleyhine tam 16 yıl hapis cezası istemiyle açılmış bir iftira davası da vardır.

ANCAK DAHA SONRAKİ BİR GELİŞME, BU HAYIRLI EVLADIN “OYUNUNU” NASIL OYNADIĞINI GÖSTERMESİ AÇISINDAN İBRETLİK BİR ÖRNEK OLACAKTIR…

Mehmet Tatlıcı, Uğur Tatlıcı  Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine Florida’da açtığı davadan ve Türkiye’deki çok sayıda miras davası yanında, bu masum insanlara karşı sürekli suç duyurusunda bulunup başka davalar da açma yoluna gitmesine rağmen, bir yandan da Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya avukatları aracılığıyla yine Florida’dan yolladığı bir faks mesajı ile gizli bir anlaşma da teklif etmiştir:

Mehmet Tatlıcı, 12 Mayıs 2010 tarihinde Amerika’daki avukatı Craig T. Downs imzasıyla, aleyhlerine Florida’da bile dava açtığı Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın (oradaki bu davayı takip eden) avukatlarına gizli (confidential) uyarılı bir faks mesajı yollattı;

BU FAKS MESAJINDA AÇIKÇA ŞUNLARI SÖYLEDİ MEHMET TATLICI:

“Bana 740 Milyon Dolar (740.000.000 Amerikan Doları) nakit ödeme yaparsanız, aleyhinizde açtığım bütün davalardan vazgeçeceğim”

Bu faks mesajındaki ayrıntılara bakıldığında üzerinde daha çok konuşulacak konu vardır, ama Mehmet Tatlıcı’nın sadece bu mesajı bile onun nasıl bir insan olduğunu göstermeye yeterlidir:

Mehmet Tatlıcı, Amerika’da ve Türkiye’de açtığı davalarla, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’yı ve rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın tam 43 yıl hayat arkadaşı olmuş ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı kendi aklınca bu tür davalar açarak “bunaltmak” istemiş ve ardında da, onları bu tür davalar açmaya devam edeceği mesajıyla adeta tehdit ederek, onlardan büyük bir pişkinlikle tam 740.000.000 (yedi yüz kırk milyon) dolar nakit para isteyebilmiştir…

(Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “740.000.000 dolarlık ‘GİZLİ’ Teklif” haberi)

Bunun takdirini de okurlarımıza bırakıyoruz…

MEHMET TATLICI’NIN SUÇ DUYURULARI VE MEDYA DESTEKLİ KUMPASLAR

Mehmet Tatlıcı’nın kendi aile fertlerine karşı sürdürdüğü bütün bu davalar açma ve onlar aleyhine asılsız iddialarla suç duyurusunda bulunarak yıldırma taktikleriyle, onlardan istediği 740 milyon doları elde etme çabalarını sürdüredursun, bu süreçte maalesef medyadaki bir kısım “gazetecinin” karalama, çamur atma ve masum insanları kamuoyu gözünde itibarsızlaştırma çabalarına da tanık olduk…

Mehmet Tatlıcı, ne zaman baba bir kardeşi ve merhum babasının ikinci eşi aleyhinde bir suç duyurusunda bulunsa hemen ertesi günü, medyadaki hep aynı “gazetecilerin” yazdığı bir örnek haberler devreye giriyordu… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Çamur Siyasetine Medya Desteği”, Hep Aynı ‘Ekip, Hep Aynı Senaryo’ ve “Tarafsız Medya Ne Tarafta?” haberleri).

Mehmet Tatlıcı’nın açtığı davalarda da benzer gelişmeler yaşanıyordu; her önemli dava öncesinde medyadaki yine aynı “gazeteciler” devreye giriyor ve kendi halinde yaşayan bu masum insanlar üzerine çamur atılmaya başlanıyordu. Hiçbiri bir kez olsun Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı arayıp da, “hakkınızdaki bu iddialar üzerine ne düşünüyorsunuz” diye sormadılar bile. Yazdıkları haberleri sadece ve sadece Mehmet Tatlıcı’nın savcılığa yaptığı asılsız ihbarlara dayandırdılar ve bu asılsız iddiaları her seferinde sanki ortada işlenmiş bir suç varmış gibi, bu masum insanları itibarsızlaştıracak bir haber diliyle hedeflerine aldılar; hem de tüm gazetecilik ilkelerini ayaklar altına alarak…

BURADA İZLENEN YOL, BİZE SON YILLARDA TANIK OLDUĞUMUZ FETÖ KUMPASLARINI HATIRLATIYOR:

Mehmet Tatlıcı’nın masum insanları hedef alarak açtığı davalar ve suç duyuruları ve ardından başlayan medya destekli karalama ve itibarsızlaştırma kampanyaları…

Bütün bunlar bize, son yıllarda FETÖ’nün taktiklerini hatırlatmakta…

FETÖ’cüler de, bu ülkenin namuslu insanlarını, dürüst gazetecilerini, işini en iyi şekilde yapmaya çalışan emniyet ve ordu mensuplarını hedef alan kumpaslar kurmuşlardı:

Önce asılsız suç duyurularıyla savcılar devreye giriyor ve polis fezlekeleriyle destekli adeta bir senaryo gibi yazılmış iddianamelerle masum insanlar göz altına alıyor, haklarında soruşturmalar yapılıyor, ardından çıkarıldıkları mahkemelerce cezaevine konularak yıllar süren dava süreçleri başlatılıyordu. Bütün bunlar yaşanırken de, medyadaki belirli yayın organları ve “gazeteciler” devreye girerek, hakkında soruşturmalar açılan bu masum insanları itibarsızlaştırmaya başlıyorlardı…

Mehmet Tatlıcı da yıllarca bunu yaptı; önce sadece ve sadece kendisinin asılsız iddialarıyla gitti savcılara ve Uğur ve Nurten Tatlıcı hakkında suç duyurularında bulundu, tam 14 tane suç duyurusu…

Hemen ardından aynı tarihlerde medyada bir anda Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde karalama kampanyaları başladı. Bu tür tek taraflı ve gazetecilik ilkelerini ayaklar altına alan “haberler” hep aynı “gazeteciler” tarafından yazıldı…

Bütün bu yaşananlar tıpkı FETÖ’cülerin yaptığı gibi devreye sokulmuş ve masum insanlar aleyhinde bir çamur atma süreci, yargısız infaz süreci başlatılmıştı…

Şimdi artık Mehmet Tatlıcı’nın oyunlarıyla, FETÖ’cülerin oyunlarındaki bu benzerliğin gündeme taşıdığı isimlerin yolunun, nasıl olup da aslında apayrı yerlerde olması gerekirken, burada kesişebildiği gerçeğine gelebiliriz…

FETÖ SORUŞTURMALARINDA ADI GEÇEN SANIK VE ŞÜPHELİLER, MEHMET TATLICI’NIN İZLEDİĞİ HUKUK SÜRECİNDE DE KARŞIMIZA ÇIKMIŞTI

Mehmet Tatlıcı’nın izlediği yolda adı geçenlerden bazıları, FETÖ soruşturmalarında tutuklandı, cezaevine yollandı, “adli kontrol şartıyla” serbest kaldı, yurtdışına kaçarken yakalandı veya kırmızı bültenle aranıyor…

Evet ortada Mehmet Tatlıcı’nın büyük bir para hırsıyla 740 milyon dolar koparmak için devreye soktuğu oyunlarda ismi geçen savcı, avukat ve medya destekli karalama kampanyasında adı geçen bazı “gazeteciler”, bugün FETÖ soruşturmaları kapsamında göz altına alınmaya ve haklarında yakalama kararları çıkarılmaya başlanan şüpheliler arasındalar…

KİM BUNLAR?

MEHMET TATLICI’NIN AVUKATI HÜSEYİN ATAOL…

Hüseyin Ataol’un ismi, medyadaki haberlerde FETÖ’cü avukatlar arasında geçmektedir ve Hüseyin Ataol’un yurtdışına kaçtığı ve hakkında kırmızı bültenle uluslararası bir yakalama kararı bulunduğu bildiriliyor…

Dolayısıyla, Mehmet Tatlıcı’nın avukatı Hüseyin Ataol, kırmızı bültenle aranan bir FETÖ şüphelisidir artık…

MEHMET TATLICI’NIN ASILSIZ SUÇ DUYURULARINI, SANKİ GERÇEKMİŞ GİBİ “DİKKATE ALAN” BİR SAVCI: EKREM BEYAZTAŞ…

Mehmet Tatlıcı’nın, kendi aile fertlerine karşı yaptığı asılsız suç duyurularını, ortada somut hiçbir delil yokken, adeta bir senaryo dahilinde yaratılan sözde tanıklar ve kanıtlarla bir dava sürecine taşınmasına ve bu anlamda oynanan bu hukuk komedisinin başlatıldığı “ilk adres” olan, o zamanın İstanbul Cumhuriyet savcılarından Ekrem Beyaztaş…

Ekrem Beyaztaş, FETÖ soruşturmaları kapsamında görevden alınan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan bir savcıdır; kendisi yasa dışı yollarla Suriye’ye kaçmaya çalışırken askerlerimiz tarafından sınırda yakalanmış ve daha sonra da cezaevine yollanmıştır…

MEHMET TATLICI’NIN ASILSIZ İDDİALARLA YAPTIĞI SUÇ DUYURULARINA DAYANDIRDIKLARI “HABERLERLE” MASUM İNSANLARI ADETA SUÇLU GİBİ GÖSTEREN SÖZDE GAZETECİLER: ABDULLAH KILIÇ VE DİNÇER GÖKÇE…

Abdullah Kılıç, FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmış ve cezaevine yollanmıştır…

Dinçer Gökçe, FETÖ’nün medya yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınan gazetecilerden biridir…

Hakkında FETÖ soruşturması kapsamında inceleme yapılan şüpheli Dinçer Gökçe, savcılık soruşturmasıyla birlikte, tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmiş ve ardından çıkarıldığı mahkemece şimdilik “adli kontrol şartıyla” serbest bırakmıştır…

TATLICI GERÇEKLERİNDE YAYINLANAN HABERLERDE YER ALAN “BU AKTÖRLER”, ŞİMDİ FETÖ SORUŞTURMALARINDA ŞÜPHELİ OLARAK KARŞIMIZA ÇIKIYOR…

Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde Mehmet Tatlıcı’nın yıllardır oynadığı “oyunları” ve bu oyunlarda rol alan “aktörleri” kamuoyunun bilgisine, hepsi de ekindeki resmi kayıtlara dayanan kanıtlar eşliğinde sunuyoruz…

Bu aktörlerin 15 Temmuz’daki darbe sonrası derinleştirilen FETÖ soruşturmalarında da şüpheli olarak karşımıza çıkması bize bu yazı dizisini hazırlamaya yöneltti:

Bu nasıl bir benzerlik, nasıl bir tesadüftü ve “bütün bu aktörlerin yolu”, nasıl olup da birbiriyle doğrudan alakalı olmaması gereken bu iki ayrı süreçte kesişebilmişti?

Yazı dizimizin izleyen bölümlerinde “bütün bu aktörlerin” Mehmet Tatlıcı’nın masum insanlar aleyhinde davalar açma, asılsız iddialarla suç duyurusunda bulunma ve onları bu şekilde yıldırarak istediklerini elde etme amacıyla yola çıktığı “hukuk mücadelesinde” nasıl roller üstlendiklerini açıklayacağız…

Okurlarımız ve kamuoyu “bütün bu aktörlerin” FETÖ soruşturmaları dışındaki yüzlerini de görmüş olacaklar…

Elbette bütün bunlar da, Mehmet Tatlıcı’nın yolunun nasıl olup da bu FETÖ şüphelileri ve sanıklarıyla kesişebildiği gerçeğini değerlendirmeye yardımcı olacaktır…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top