Her Taşın Altından Çıkan Aynı İsimler

her-tasin-altindan-cikan-ayni-isim.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatının hemen ardından başlatılan ve geride bıraktığı kederli ailesini hedef alan sistemli ve bilinçli bir saldırı kampanyası yıllardır devam etmektedir. Merhumun geride bıraktığı ailesi haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla yapılan suçlamaların yanında, tehditlere ve kendisini “savcı” olarak tanıtan sahtekarlara karşı da kendilerini savunmak durumunda bırakılmaktadır. İnsan vicdanını sızlatan bütün bu adımların ve haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddiaların ardında da hep bildik isimler yer almaktadır. Bunlardan biri artık kamuoyunun malumu olan Mehmet Tatlıcı, diğeri de bir güvenlik firmasının sahibi olan M.Ö.’dür.

Bugünkü haber-yorumumuzda MÖ ve Mehmet Tatlıcı’nın “kesişen yolları” ve yaptıklarını değerlendireceğiz.

 

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı, sıfırdan başladığı iş hayatında sabrı, azmi ve çalışkanlığı ile büyük yatırımlara imza atmış başaralı ve hayırsever bir iş adamıydı. 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatının ardından geride bıraktığı gözü yaşlı ailesine karşı yapılanlar ise, insan aklı ve vicdanını zorlayan ibretlik hamlelerdir.

MEHMET TATLICI’NIN BABA BİR KARDEŞİ VE MERHUM BABASININ İKİNCİ EŞİYLE DERDİ NE?

Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı sonrasında yıllar öncesinden düzenlemiş olduğu resmi vasiyetnamesi ortaya çıktı. Merhumun 1994 yılında yazdığı bu resmi vasiyetnamesindeki miras paylaşımından memnun kalmayan ilk evliliğinden (ki bu evliliği ailesinin zorlamasıyla 16 yaşında bir çocukken, öz teyzesinin kızı ve kendisinden yaşça büyük olan Bedriye Hanım ile yapmıştır) çocukları, başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere, Ahmet Tatlıcı ve daha önce vefat etmiş olan oğlu rahmetli Ali Tatlıcı’nın çocukları Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı daha fazlasını talep ederek, rahmetlinin vasiyetnamesinin iptali ve mirasının tespiti için davalar açtılar.

Merhum Mehmet Salih Tatlıcı vasiyetnamesinde, kendisini ölümle tehdit etmiş olan ilk evliliğinden oğulları Ahmet Tatlıcı ve Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş, diğer oğlu Mehmet Tatlıcı ile torunlarının mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını istemişti.

Rahmetli işadamı, kendisine hastalığında ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya ise mirasının kalan kısmını bırakmıştı.

İşte bu yüzden Mehmet Tatlıcı, dünyanın parasını ödediği bir avukat ordusu ile, merhum babasının vefatının hemen ardından açtığı vasiyetnamenin iptali ve miras tespit davalarında hedefine ulaşmak için, kendisine en ufak bir kötülüğü bulunmamasına rağmen büyük bir kin ve nefretle, merhum babasının ikinci eşi ile baba bir kardeşini haksız, hukuksuz iftiralarla mahkum ettirmek için 7 gün 24 saat uğraş verdiği anlamsız bir mücadele içinde debelenip durmaktadır.

Mehmet Tatlıcı bu amaçla Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde asılsız,  hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla tam 13 suç duyurusunda bulunmuş ve davalar açmıştır. Ancak bunların HEPSİ DE gerekli hukuki inceleme ve dava süreçleri sonucunda ya REDDEDİLMİŞ ya da TAKİPSİZLİKLE sonuçlandırılmıştır…

MEHMET TATLICI’NIN KİN VE NEFRET DOLU MÜCADELESİNİN KULVARLARI

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın teyzesinin kızıyla yaptığı ilk evliliğinden olma üç oğlundan biri olan Mehmet Tatlıcı’nın, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile babasının 43 yıl hayat arkadaşı olmuş ikinci eşi Nurten Tatlıcı aleyhine yürüttüğü savaşın birinci kulvarı olan miras davaları ve ikinci kulvarını oluşturan itibarsızlaştırma çabalarını Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinin Perde Arkası bölümünde, “Mehmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan Ne İstiyor?”; “Güvendiği Dağlara Kar Yağdı” ve “Masum İnsanlar Nasıl İtibarsızlaştırılır?” başlıklı bir dizi haber-yorumla okurlarımız ve kamuoyunun bilgisine sunmuştuk.

Mehmet Tatlıcı’nın yolunun, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde sürdürdüğü itibarsızlaştırma kampanyası ve onları haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla mahkum ettirme çabaları içinde nasıl olup da M.Ö. ile kesiştiğini de “Yeni Senaryo, Yeni Aktörler, Yine Hüsran başlıklı haberimizde yine okurlarımızla paylaşmıştık.

MEHMET TATLICI’NIN BU MÜCADELESİNDE YOLUNUN KESİŞTİĞİ M.Ö. KİM?

Mehmet Salih Tatlıcı hayattayken bazı şirketlerinde M.Ö. isimli şahsın sahibi olduğu güvenlik firmasından hizmet almaktaydı.

Ancak rahmetli işadamının 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatı sonrasında en küçük oğlu Uğur Tatlıcı ile merhumun ikinci eşi Nurten Tatlıcı, M.Ö.’nün sahibi olduğu bu güvenlik firması ile olan hizmet anlaşmasını 26 Ağustos 2009 tarihinde sona erdirmişti.

İşte Mehmet Tatlıcı ile söz konusu güvenlik firması sahibi M.Ö.’nün yolları da bu tarihten sonra “ilginç” bir şekilde “kesişiyordu.”

Güvenlik firması ile anlaşmanın iptali üzerinden tam 12 gün geçtikten sonra, 8 Eylül 2009 tarihinde söz konusu güvenlik firmasının sahibi M.Ö’nün talebiyle Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya ait işyerinde bir toplantı yapılmıştı.

Güvenlik firması sahibi M.Ö, bu toplantıda gizli bir kamera ile çekim yapmış ve akabinde de Uğur Tatlıcı ve bazı şirket görevlileri tarafından tehdit edildiğini öne sürerek 17 Eylül 2009 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. İşin ilginç yanı ise söz konusu toplantıya haklarında suç duyurusunda bulunduğu ne Uğur Tatlıcı ne de Nurten Tatlıcı’nın katılmamış olmasıydı. Kaldı ki Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın orada hiç bulunmadığı gizli yapılan çekimden de anlaşılmaktaydı.

Başsavcılık ise güvenlik firması sahibi M.Ö.’nün bu suç duyurusuna karşın, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermişti.

M.Ö. HEDEFİNE ULAŞAMIYOR, AMA BENZER “OYUNLARINA” DEVAM EDİYOR…

Burada hüsrana uğrayan güvenlik firması sahibi M.Ö’nün (acaba kendi hür iradesiyle mi yoksa talimatla mı hareket ediyordu??) hızını alamayarak bu sefer 24 Eylül 2009 tarihinde bir kez daha sahne aldığını ve masum insanlar aleyhinde yeni bir ihbarda bulunduğunu görüyoruz.

Bu ihbarda iddia edilenler ise, kendi güvenlik şirketinin bir çalışanının Uğur ve Nurten Tatlıcı tarafından verilen talimatla dövüldüğü, hakarete ve tehdide maruz kaldığı ve hatta kaçırıldığıydı…

MEHMET TATLICI BİR ANDA DEVREYE GİRİYOR VE M.Ö. İLE KOL-KOLA YÜRÜMEYE BAŞLIYOR…

İŞTE TAM BU NOKTADA DEVREYE BİR KEZ DAHA ASILSIZ SUÇ DUYURULARI REKORTMENİ MEHMET TATLICI DA GİRİYOR VE BU SUÇ DUYURUSUNUN DA MÜDAHİLİ OLUYORDU M.Ö, MEHMET TATLICI VE GÜVENLİKÇİ AYNI GÜN AYNI SAATTE TESADÜFEN (!) SAVCILIĞA İFADE VERMEYE GİDİYORLAR.

Böylelikle, bu güvenlik firması sahibi M.Ö. ile Mehmet Tatlıcı’nın yolu bu senaryoda “ilginç bir şekilde kesişiyor” ve zamanla katılacak ve hemen hepsi de M.Ö.’nün güvenlik firmasında çalışan “bazı yeni aktörlerin” de rol alacağı bu yeni oyun, Mehmet Tatlıcı’nın baba bir kardeşi ve öz babasının ikinci eşi aleyhinde yaptığı suç duyurularının bir başka bölümü olarak sahneye konulmaya başlıyordu…

Aynı M.Ö., aynı hızla bu kez Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya ait şirkette çalışan E.B. hakkında bir başka suç duyurusunda bulunduruyor. Buradaki amaç ise Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın etrafındaki insanlara zarar vermek. M.Ö., bu şikayeti kendi şirketinde çalışan başka bir çalışanına yaptırıyor, ancak savcılık makamı E.B. hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor!

MEHMET TATLICI İLE GÜVENLİK ŞİRKETİ SAHİBİ M.Ö.’YÜ HANGİ NEDENLER BİR ARAYA GETİRMİŞTİ?

Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı sürdürdüğü kin ve nefret dolu savaşında çok sayıda ihbarda ve suç duyurusunda bulunulmuş, hepsi de ülkemizin savcı ve hakimleri tarafından kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş veya beraat kararıyla sonuçlandırılmıştır.

Ancak Mehmet Tatlıcı bu sefer yola yeni ittifaklarla devam etmektedir:

Uğur ve Nurten Tatlıcı ile onlara ait şirketin bazı çalışanlarının hedef alındığı bu yeni hamlesinde Mehmet Tatlıcı, söz konusu güvenlik firmasının sahibi M.Ö. ile birlikte ihbarda bulunarak, H.K. adındaki bir güvenlik görevlisinin dövüldüğünü, hakaret ve tehdide maruz kaldığını, hatta kaçırıldığını iddia etmişlerdir.

Beraberinde bu olayın sebebi olarak da, H.K. isimli güvenlikçinin, Nurten Tatlıcı ve Uğur Tatlıcı’nın, aralarında M.Y. isimli bir çalışanlarının da yer aldığı bazı şahısların yardımıyla mirasa konu olabilecek eski eserleri kaçırdığını, çaldığını bilmesinden ileri geldiğini iddia etmişlerdir. Mehmet Tatlıcı, aynı ihbarları birkaç gün arayla Sarıyer, Şişli ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarına da yapmıştır. Konu ve iddialar aynı olduğu için de dosyalar birleştirilmiştir.

Mehmet Tatlıcı ile güvenlik firması sahibi M.Ö. bu yeni ihbarlarında güvenlik firması çalışanı H.K.’nın başına bunların 5 Ağustos 2009 tarihinde geldiğini iddia etmişlerdir…

Halbuki dövüldüğü, kaçırıldığı, hakaret ve tehdide maruz kaldığı iddia edilen H.K. isimli güvenlikçi ise, Mehmet Tatlıcı ve çalıştığı güvenlik firması sahibi M.Ö. ile birlikte aynı gün Savcılığa verdiği ifadede, kendisine bütün bunların 5 Temmuz 2009 tarihinde yapıldığını iddia etmiştir. Üstelik sorulan soru üzerine o zaman kendisine yapılanlar üzerine hiçbir sağlık raporu almadığını da beyan etmiştir.

Kısacası Mehmet Tatlıcı ve güvenlik firması sahibi M.Ö. savcılığa “H.K. isimli güvenlikçinin başına bunlar geldi” deyip tarih olarak 5 Ağustos 2009’u veriyor, ama ortaya sürülen ve dersini iyi çalışmayan güvenlikçi H.K. ise tam bir ay öncesini, 5 Temmuz 2009’u savcılığa beyan ediyor. Üstelik darp edildiğini ispat edecek bir hastane raporu almadığını da ekleyerek…

BİLEREK VE İSTEYEREK KENDİLERİNİ MAHKUM ETTİREN “SAF” AKTÖRLER…

Ortaya çıkan bu çelişkilerin yanında güvenlik firması sahibi M.Ö. ise ilginç bir adım daha atarak, bunun suç olduğunu ve bu yüzden mahkum olacağını bilmesine rağmen, tanık olarak dinlendiği savcılık dosyasına gizli kamerayla yapmış olduğu çekimleri de CD ortamında eklemiştir.

Türk Hukukunda tanık olarak dinlenen kişinin, şikayetçinin iddiasını ispatlamaya çalışması ve ceza alacağını bile bile mahkemeye suç unsuru bir gizli kamera çekimi sunması GÖRÜLMÜŞ ŞEY DEĞİLDİR.

Tabii “kahraman tanığımız” M.Ö, daha sonra bu suçtan mahkum da olmuştur…

Burada akla hemen bu insan nasıl olur da mahkum olacağını bile bile tüm bu asılsız iddialarına kanıt olabileceği düşüncesiyle, gizli kamerayla çekim yapıp, bir de bunu tanık olarak dinlendiği dosyaya ekler sorusu gelmekte…

SAVCILIK, UĞUR VE NURTEN TATLICI ALEYHİNE YAPILAN İHBARLARI KABUL ETMEDİ…

Bu arada Mehmet Tatlıcı’nın, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine Pilma fabrikasından mirasa konu tabloları kaçırdıkları iddiasıyla yaptığı suç duyurusu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “yeterli ve inandırıcı delille desteklenmemesi ve mükerrer nitelikte olması sebebiyle” ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlandırılıyor ve Mehmet Tatlıcı bir kez daha hüsrana uğruyordu. Yine Mehmet Tatlıcı’nın, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine Sarıyer, Beykoz ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılıklarına yaptığı çok sayıda suç duyuruları da aynı gerekçelerle reddediliyordu.

Mehmet Tatlıcı’nın hedefinde olan Uğur ve Nurten Tatlıcı, üzerlerine atılmaya çalışılan bunca çamura rağmen, hem savcılarımızın verdikleri kararlarla haklarında kovuşturma yapılmaya gerek görülmemişlerdi, hem de hakimlerimizin verdikleri kararlarla beraat etmişlerdi…

PEKİ, MEHMET TATLICI M.Ö.’NÜN BU OYUNLARI İÇİNDE NEDEN YER ALIYOR?

Bunun cevabını bulmak çok zor değil.

Mehmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine haksız ve hukuksuz iddialarla tam 13 suç duyurusunda bulunmuş ve bu haliyle de, ülkemizin hukuk sisteminin haksız-hukuksuz iddialarla suç duyurusu şampiyonu olarak adını adalet tarihimize altın harflerle yazdırmış bir şahıstır. Mehmet Tatlıcı’nın bu suç duyurularının hepsi de ülkemizin savcıları tarafından yapılan inceleme ve davalara bakan hakimlerimizce yürütülen hukuki süreç içinde ya reddedilmiş ya da takipsizlikle sonuçlandırılmıştır.

Mehmet Tatlıcı’nın hızını “güvendiği dağlara yağan kar” da kesememiş, M.Ö. isimli şahsın güvenlik firmasında çalışan kişilerin Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan tüm bu “oyunları” içine de “bir anda” sahne almış, M.Ö. ve onun sahibi olduğu güvenlik firması çalışanlarının “rol aldığı” bu akıl almaz oyunlara “müdahil” olarak katılmaktan “kendini alamamıştır.

Zaman içinde de, kendini “kaptırıp gittiği” bu oyunların Mehmet Tatlıcı’nın bugün sahip olduğu bir eli balda bir eli yağda lüks hayatını borçlu olduğu rahmetli babasının vefatından beri, onun geride bıraktığı gözü yaşlı ailesine karşı sürdürdüğü kin ve nefret dolu mücadelesinin farklı kulvarlarına dönüştüğünü ibretle görmeye başlayacaktık…

Burada sorulması gereken bir başka soru da, Mehmet Tatlıcı’nın aslında kendisiyle hiçbir şekilde “alakası olmaması gereken” bütün bu “oyunların” içinde M.Ö. ile “aynı sahnede rol almasının” altında hangi nedenler yatmaktadır?

Öyle ki, Mehmet Tatlıcı, M.Ö.’nün şirketinde çalışan şahısların haksız-hukuksuz iddialarının “daha detaylı” halini, kendisi aslında bütün bu “oyunların” bir parçası olmaması gerekirken, eşine az rastlanır bir “motivasyonla” kendi adına İstanbul’daki farklı cumhuriyet savcılıklarına yaptığı ihbarlarla sahne alıyordu.

Bütün bu gelişmelerin gösterdiği üzere, önceden “yazıldığı” izlenimi veren bir senaryo ile oynanmaya çalışılan bu oyunu Mehmet Tatlıcı daha da ileriye götürmeye ve biri baba bir kardeşi, diğeri de rahmetli babasının ikinci eşi olan bu masum insanları adeta büyük bir kin ve nefretle suçlu gibi göstermeye çalışıyordu…

Ama Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu nafile çabaları da yine “sonuçsuz kalıyor”, bu iki masum ve kendi halinde yaşayan insanı, yani kardeşi Uğur Tatlıcı ile rahmetli babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı’yı bütün bu oyunlarında da mahkum ettirmeyi bir türlü başaramıyordu…

Yapılan soruşturmalar yine savcılarımızın yaptığı incelemelerin ardından takipsizlik ve ret kararlarıyla veya akıl almaz iddialarla sürdürülmeye çalışılan dava süreçleri de yine hakimlerimizin verdiği beraat kararıyla sonuçlanıyordu…

MEHMET TATLICI’NIN BABA BİR KARDEŞİ VE MERHUM BABASININ İKİNCİ EŞİNE KARŞI KİN VE NEFRET DOLU MÜCADELESİNDEKİ MÜTTEFİKİ M.Ö. İLE İLİŞKİSİ ONLARI NEREYE GÖTÜRDÜ?

Görüldüğü gibi, Mehmet Tatlıcı ve M.Ö.’nün yollarını kesiştiren nokta, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın geride bıraktığı eşi ve en küçük oğluna karşı maksatlı ve planlı bir şekilde sürdürülen bütün bu akıl almaz, ama aynı zamanda haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialar taşıyan suç duyuruları dizisi oluyordu.

M.Ö. bazen bizzat kendisi ve bazen de şirketinde çalışan güvenlik elemanlarını öne sürerek Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan bir itibarsızlaştırma ve suçlama kampanyasının baş aktörüdür.

Yanında yer alan Mehmet Tatlıcı da benzer iddialarla rahmetli babasının vefat ettiği 22 Şubat 2009’dan beri baba bir kardeşi ve rahmetlinin eşini hedef alan bir karalama, itibarsızlaştırma ve suçlama kampanyasının baş aktörüdür.

Bu iki aktör Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan ve haber-yorumumuz içinde (ve haber metni içinde yer alan geçmişteki haberlerde) aktarılan bütün bu akıl almaz oyunların içinde zaman zaman birlikte rol almışlardır.

M.Ö. isimli şahıs sahibi olduğu güvenlik firması çalışanları üzerinden, yanında çalışan elemanlarının Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın talimatıyla dövüldüğü, hakaret ve tehdide maruz kaldığı iddialarıyla Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı suçlu gibi göstermeye çalışan “oyunlar” içine girmiştir.

Bütün bu haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla masum insanları suçlu göstermeye çalışılan “oyunların” içine elbette her zaman olduğu gibi başrol oyuncusu Mehmet Tatlıcı da “müdahil” olarak katılmış ve baba bir kardeşi ile rahmetli babasının ikinci eşi aleyhine akla, hayale gelmedik iddialarla sürdürülen bu “oyunun” önemli bir “aktörü” olarak “sahnede” yerini almıştır.

Ama ne Mehmet Tatlıcı, ne de M.Ö. bütün bu “oyunlarında” hedefledikleri hiçbir sonuca da ulaşamamışlardır.

Tam tersine bunca nafile çaba sonunda içine düştükleri durum da, gerçek anlamda filmlere konu olacak bir noktaya varmıştır…

İLAHİ ADALET Mİ?

MEHMET TATLICI DA, M.Ö, DE MAHKUM OLDULAR!

Buna “ilahi adalet” mi diyelim, yoksa “etme-bulma dünyası” mı, yorumunu değerli okurlarımıza ve kamuoyuna bırakıyoruz; bugün bu iki aktörün her ikisi de ülkemizin adalet sistemi içinde yapılan hukuki yargılama süreçlerinde mahkum olmuşlardır.

Bu aktörlerden M.Ö. bu oyunların içinde, (yukarıda da belirttiğimiz gibi) haksız kanıt oluşturmak amacıyla yaptığı gizli kamera çekimi yüzünden mahkum olmuştur.

Diğer “aktör” Mehmet Tatlıcı da, 25 yıllık eşi Gizem Tatlıcı’dan boşanmak için açtığı davada “nafaka borcunu ödememesi sebebiyle” Beykoz İcra Ceza Mahkemesi tarafından 3 aya kadar tazyik hapsine mahkum edilmiştir.

Yapılan kötülükler kimsenin yanına kalmamakta, adalet er veya geç tecellisini bulmaktadır…

AMA BURADA CEVABINI ARADIĞIMIZ BİR BAŞKA ÖNEMLİ SORU ORTAYA ÇIKMAKTADIR…

Yukarıda belirttiğimiz gibi güvenlik firması sahibi M.Ö. gizli kamerayla çekim yaparak haksız delil oluşturmaya çalışmaktan suçlu bulunarak mahkum olmuştur. Bir güvenlik firması sahibi böyle bir delil oluşturmanın suç olduğunu bilemeyecek kadar kafası çalışmayan bir insan olamaz ya da en azından olmamalıdır diye düşünmekteyiz…

O halde bütün bunları “ne” için, “kimin” için ve “ne” adına yapar da, sonunda bu şekilde mahkum olmayı bile bile kabullenebilir? Hem de kendisi bir güvenlik firması sahibi olan M.Ö. isimli şahıs…

SAHNEYE KONULAN YENİ BİR “OYUN” VE ADI GEÇENLERDEN BİRİ YİNE M.Ö.’NÜN BİR ÇALIŞANI…

“Huylu huyundan vaz geçmez” atasözünü doğrularcasına, bu akıl almaz “oyunların” baş aktörlerinden birinin adı yine başka bir oyunun içinde gündeme gelmiştir. Bu sefer de karşımıza yine aynı isim ve aynı güvenlik firması çıkmakta: haberimizin baş aktörlerinden M.Ö. ve malum güvenlik firması…

Bu yeni oyunda, M.Ö.’ye ait malum güvenlik firmasında çalışan bir şahsın telefonuyla Nurten Tatlıcı’nın aranıp, kendi halinde mütevazı bir hayat süren ve hala rahmetli eşinin yasını tutmaya devam eden bu insanın telefonla rahatsız edilmeye, korkutulmaya, tedirgin edilmeye kalkışıldığını ibretle gözlemliyoruz.

KENDİNİ “SAVCI OLARAK TANITAN” BİR ŞAHIS, NURTEN TATLICI’YI M.Ö.’NÜN ŞİRKETİNDE ÇALIŞAN BİR ELEMANININ CEP TELEFONUNDAN ARAYIP RAHATSIZ EDİYOR…

M.Ö.’nün güvenlik firmasında çalışan İ.Ç. isimli şahsa ait telefondan, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ikinci eşi ve 43 yıllık hayat arkadaşı Nurten Tatlıcı aranıyor ve telefonda kendini “Savcı Ünal” olarak tanıtan “bir ses” Nurten Tatlıcı’ya “kendi aklınca” bir takım mesajlar vermeye çalışıyor…

Amaç, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın eşi Nurten Tatlıcı’yı rahatsız ve tedirgin etmek…

Kendini savcı olarak tanıtan bu “meçhul şahsın” aradığı telefon kime ait? Her taşın altından çıkan malum şahıs M.Ö.’nün güvenlik firmasında çalışan İ.Ç. isimli bir görevliye ait…

Görüldüğü gibi bu “oyunların” bir kısmının içinde hep aynı isim sahne almakta: M.Ö.

Bu oyunda rol alan aktörlerin önemli bir bölümü de, yine nedense hep M.Ö.’nün firmasında çalışan kişilerden oluşmakta…

Bütün bu planlı, maksatlı oyunların, kendini savcı olarak tanıtan “meçhul şahısların” hedefleri kim? Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen oğulları Uğur Tatlıcı…

M.Ö.’NÜN GÜVENLİK ŞİRKETİNDE ÇALIŞAN İ.Ç. ALEYHİNDE SUÇ DUYURUSU YAPILDI

Kendini “savcı olarak tanıtan” bir şahsın, M.Ö.’nün güvenlik şirketinde çalışan bir elemanının telefonundan Nurten Tatlıcı’ya verdiği rahatsızlık üzerine bir suç duyurusu yapılmıştır ve bununla ilgili hukuki süreç halen devam etmektedir.

Haberimizde aktarılan tüm gelişmelerin ardındaki gerçekler, Tatlıcı Gerçekleri haber sitesi içinde yer alan Perde Arkası başlıklı bölümde daha detaylı olarak takip edilebilir.

Bundan sonraki gelişmeleri de yine okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top