Mehmet Tatlıcı Mahkemeyi Nasıl Yanıltıyor?

mehmet_tatlici_mahkemeyi_nasil_yaniltiyor_h377.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın teyzesinin kızıyla yaptığı ilk evliliğinden olma oğullarından Mehmet Tatlıcı, merhum babasının kendisine bıraktığı milyonlarca dolarlık miras payını beğenmeyip daha fazlasını elde etmek adına büyük bir hırsla mahkemelere koşmuş, merhumun vasiyetnamesinin iptali ve tereke tespit davaları açmıştı. Bu davalarda Türkiye’deki hukuk sistemi içinde “hüsrana uğrayarak” hedefine ulaşamayan Mehmet Tatlıcı, şimdi de “şansını” Amerika’da deniyor; Ama yöntemi hiç değişmiyor: adaleti çeşitli manevralarla yanıltmayı ve kanunları “tersine çevirmeyi” Amerika’da da “test ediyor”.

 

MEHMET TATLICI’NIN YENİ MANEVRALARI: HUKUKLA NASIL “OYNANIR”?

Bugünkü haber yorumumuzda, Mehmet Tatlıcı’nın Türkiye’de bir türlü beceremediği “adaleti yanıltma” manevralarını, şimdi de Amerika’da nasıl oynamaya devam ettiğinin ve oradaki hukuki süreci de kendi lehine “hangi oyunlarla” etkilemeye ve bile bile mahkemeyi yanıltmaya çalıştığının ibretlik bir başka örneğini, EKİNDEKİ RESMİ BELGELERE DAYANAN KANITLARIYLA BİRLİKTE okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşacağız…

MEHMET SALİH TATLICI’NIN VEFATI, RESMİ VASİYETNAMESİ VE MİRAS PAYLAŞIMI
Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatının üzerinden 5 yılı aşkın bir zaman geçti. Vefatının ardından da, merhum işadamının yıllar önce (2 Ağustos 1994) tarihinde yazdığı resmi vasiyetnamesi açıklandı.

Mehmet Salih Tatlıcı vasiyetnamesinde, ilk evliliğinden olan oğulları Ahmet ve Ali Tatlıcı’yı evini ve işyerini basıp kendisini ölümle tehdit ettikleri için mirasından ıskat etmiş, diğer oğlu Mehmet Tatlıcı’yı mirasından sadece saklı payı ile yetinmeye mahkûm etmişti. Torunlarının da yine saklı payları oranında yararlanmalarını istemişti.

Merhum işadamı mirasının geri kalan kısmını da, kendisine hastalığında ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya bırakmıştı.

MİLYONLARCA DOLARLIK MİRAS PAYINI AZ BULARAK MAHKEMELERE KOŞTULAR
Mehmet Salih Tatlıcı’nın teyzesinin kızıyla yaptığı ilk evlilikten olma oğullarından Mehmet Tatlıcı, merhum babasının vefatının hemen ardından açılan resmi vasiyetnamesindeki miras paylaşım şartlarından memnun kalmadı. Halbuki rahmetli babasının kendisine bıraktığı miras payının milyonlarca dolar ettiği söyleniyordu.

Gözünü para hırsı bürümüş oğul Mehmet Tatlıcı, merhum babasının daha toprağı kurumadan soluğu mahkemelerde alarak, vasiyetnamenin iptali ve miras tespit davaları açtı. Buna rahmetlinin yine ilk evliliğinden oğlu Ahmet Tatlıcı ile torunu Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı (rahmetli Ali Tatlıcı’nın çocukları) da dahil oldu…

Bundan sonraki hukuki süreçte özellikle Mehmet Tatlıcı’nın izlediği yol ve yaptığı manevralar tam da ibretlik bir hukuk dersiydi…

HUKUK DERSİ 1: TÜRKİYE’DE KANUNLARIN İŞLEYİŞİ NASIL “TERSİNE ÇEVRİLİR”?
Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, eski Medenî Kanunumuzun yürürlükte olduğu bir sırada (02.08.1994 tarihinde) vasiyetname yapmış, ancak 01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 4721 sayılı yeni Medenî Kanunumuzun geçerli olduğu 22.02.2009 tarihinde vefat etmişti.

Bu durumda rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesindeki şartlar, hangi medeni kanuna göre uygulanacaktı?

Yürürlük Kanunu’nun 17. maddesi aslında bu durumu çok net olarak açıklamaktaydı:

Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanıölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.

Bu durumda Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesindeki arzuları, yeni medeni kanunumuza göre uygulanmalıydı, eskisine göre değil…

Ancak, Mehmet Tatlıcı burada hukukun işleyiş sürecini adeta tersine çevirmeye çalışarak, merhum babasının vasiyetinde emrettiklerinin eski medeni kanuna göre uygulanmasını istemişti.

Adımlarını da bu yönde attı, çünkü yıllar önce yürürlükten kalkmış olan eski medeni kanun hükümlerine göre saklı payı yasal miras payının (3/4)’ü olacaktı. Halbuki yeni medeni kanun, saklı payın yasal miras payının (1/2)’si  olması gerektiğini söylemekteydi. Yani, dörtte üç (3/4) pay, ikide bir (1/2) oranından daha büyüktü.

İşte Mehmet Tatlıcı’nın hesabı tam da buydu:

Hukukun işleyişini tersine çevirerek mirastan daha fazla pay alabilmek…

“YANLIŞ HESAP” YARGITAY’DAN DÖNDÜ
Hayırlı ve hırslı evlat Mehmet Tatlıcı, bu “manevrasıyla” merhum babasının mirasından daha fazla pay almayı ummuştu ve hatta bu oyunu başlangıçta “bir şekilde” tutmuş gibi görünüyordu; ama ülkemizde “işler” onun istediği şekilde işlememiş ve gerçek adalet Yargıtay’ın aldığı son kararlarla yerini bulmuştu.

Yargıtay, 1 Temmuz 2013 tarihinde verdiği kararla açık ve net olarak, Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesindeki arzularının eski değil, yeni medeni kanuna göre yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız: Tatlıcı Gerçekleri; “Adalet Bir Kez Daha Yerini Buldu”haberi)

Böylelikle, mahkeme de davayı açan Mehmet Tatlıcı’nın saklı payının, yasal miras payının 1/2’si olan 3/32 pay olduğunun kabul ve tespiti ile vasiyetnamenin bu oran üzerinden tenfizine, davacı taraf olan Mehmet Tatlıcı’nın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verdi.

TÜRKİYE’DE ADALETİ TERSİNE İŞLETEMEDİ
Sonuçta, Mehmet Tatlıcı ülkemizin hukuk sistemi içinde “tüm çabalarına” karşın adaleti tersine işletemedi; Türk Adaleti, Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu “oyunlarını” gördü ve adil bir yargılama sonucunda onun bu “manevralarına dur diyerek” gerekli hukuki cevabı vermiş oldu…

AYNI OYUNLARI ŞİMDİ DE AMERİKA’DA OYNAMAYA ÇALIŞIYOR…
Mehmet Tatlıcı ‘Hukuk Dersi 1’den gerekli dersleri çıkarmadı, “aynı kararlılıkla” şimdi “şansını” Amerika’da arıyor…

Mehmet Tatlıcı’nın, merhum babasının kendisine bıraktığı milyonlarca dolar olduğu söylenen miras payıyla yetinmeyerek, daha fazlasını elde etmek adına Türkiye’deki hukuki süreçte başaramadıklarını, şimdilerde Amerika’da sahneye koyduğuna tanık oluyoruz.

Aradaki denizleri ve okyanusları aşarak soluğu Amerika’da alan Mehmet Tatlıcı, Florida’da açtığı davalarla “adaleti” şimdi de orada “tersine çevirmeye” ve yanlış bilgilerle bile bile mahkemeyi etkilemeye çalışıyor kendi aklınca…

Mehmet Tatlıcı’nın Amerika’da açtığı davalarda şimdi hangi oyunları, nasıl oynadığını, aşağıda hepsi de belgelere dayanan kanıtlarıyla birlikte gözler önüne sereceğiz…

MEHMET TATLICI’YI AMERİKA’DA DAVA AÇMAYA GÖTÜREN NEDENLER NEYDİ?
Peki, Mehmet Tatlıcı’nın büyük bir hırsla Türkiye’den binlerce kilometre uzaktaki Amerika’ya kadar giderek yeni davalar açmaya götüren hırs neyin nesiydi?

Mehmet Tatlıcı’nın Amerika Birleşik Devletleri’nde açmış olduğu davalar da yine rahmetli babasının mirasından daha fazla pay alabilmek amacıyla ve para hırsıyla açılmıştır. Bunu yaparken, aynı oyunu şimdi de Amerika’da denemektedir; Mehmet Tatlıcı’nın Türkiye’de “tutmayan” bildik oyunlarını, “ya tutarsa” kafasıyla Amerika’da da oynamaya çalıştığını görüyoruz…

MEHMET TATLICI A.B.D’DE AÇTIĞI DAVADA NELERİ İDDİA ETTİ
Mehmet Tatlıcı, Amerika Birleşik Devletleri, Florida Eyaleti’nde bir dava açıyor… Bu davada, babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın hastalığında ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı’ya Amerika’da satın aldığını iddia ettiği bazı gayrı menkullerin mülkiyetinin, sadece Nurten Tatlıcı’ya değil de, Mehmet Salih Tatlıcı’yla ortak olduğunu iddia ediyor…

Özetle diyor ki;

Tapu kayıtlarında, babamın ikinci eşi Nurten Tatlıcı’ya ait görülen bu taşınmaz mallar, eşler arasımal rejimine göre aslında Mehmet Salih Tatlıcı ile olan evliliğinden kalan ortak mallardır. Dolayısıyla, bu mallar Nurten Tatlıcı’dan alınmalı ve hepsi de babamdan kalan mirasın içine tasfiyeye konu mallar olarak dahil edilmelidir… 

Bu iddiasını doğrulamak için de Türkiye’den kendisine yakın bir avukata, Rukiye Akın’a 22 Nisan 2009 tarihinde ısmarlama bir “hukuki bir mütalaa” yazdırıp, İngilizce’ye noter yeminli olarak tercüme ettiriyor… Sonra da bu mütalaa’yı gidip Amerika’da dava açtığı mahkemeye kendi ileri sürdüklerini destekleyen bir belge olarak sunuyor…

Türkiyede yazdırdığı bu mütalaaya dayanarak Mehmet Tatlıcı diyor ki;

“İşte buyrun bakın, Türkiyedeki hukuk sistemine göre babamın ikinci eşi Nurten Tatlıcı’ya ait görülen bu mallar, babamla olan evliliğinde edinilmiş ortak mallardır. Bu mütalaa da Türkiyede hukuki sürecin nasıl işlediğini açık ve net olarak göstermektedir. Şimdi benim lehime bir karar verin ve bu taşınmaz malları Nurten Tatlıcı’dan alarak, mirasın paylaşım sürecine tasfiyeye konu mallar olarak dahil edin…

“HUKUKİ MÜTALAA” MI, YOKSA “GERÇEKLERİÇARPITILMASI” MI?
Mehmet Tatlıcı’nın Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida Eyaleti’nde açtığı bu davada kendi lehine bir sonuç çıkarmak maksadıyla sunduğu bu ısmarlama olduğu aşikar “hukuki mütalaa”, hukuki gerçeklerin nasıçarpıtılabileceğini göstermesi açısından sadece ülkemizde değil, Amerikada ve hatta Dünyada da örnek gösterilebilecek dersler içermektedir…

Mehmet Tatlıcı’nın Türkiye’de avukat Rukiye Akın’a yazdırdığı mütalaa, hukuk adına gerçekten tam da ibretlik bir derstir.  Mehmet Tatlıcı, Türk hukuk sistemi içinde elde edemeyeceklerini, işte bu yüzden Amerikalarda aramaya çalışmaktadır. Bunun için de elinden geleni ardına koymamakta, iki ülke arasında gerçekleştirdiği “hukuki cambazlıklarla” devam etmekte olan davaları kendi lehine etkilemeye çalışmaktadır.

HUKUK DERSİ 2: KANUNLARIN YORUMU AMERİKA’DA NASIL “TERSİNE ÇEVRİLİR”?
Şimdi Mehmet Tatlıcı’nın Türkiye’de bir avukata yazdırdığı bu “hukuki mütalaa” ile neleri amaçladığını ve kanunları “tersten okuyarak” bu sefer de Amerika’nın Florida Eyaleti’ndeki bir dava sürecini, yine nasıl “kendi kafasına göre” etkilemeye çalıştığına tanıklık edelim:

Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, eski Medenî Kanunumuzun yürürlükte olduğu bir sırada ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile evlenmiş; 01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 4721 sayılı yeni Medenî Kanunumuzun geçerli olduğu 22.02.2009 tarihinde vefat etmişti.

MEDENİ KANUNUMUZA GÖRE EVLİLİKTEKİ MALLAR ORTAK MAL MI, DEĞİL Mİ?
Mehmet Salih Tatlıcı vefat etmeden çok önce de, ikinci evliliği sırasında eşler arasındaki mal rejimine göre sahip olunan mallar kime aitse, tapu kayıtlarına da o kişi adına işlenmişti: Nurten Tatlıcı’ya ait olanlar Nurten Tatlıcı adına, Mehmet Salih Tatlıcı adına olanlar da kendi adına…

Türkiye’deki eski ve yeni medeni kanunlarımıza göre de, zaten evlilik mallarının ortak mal olarak düzenlenmediği net olarak belirtilmiştir:

Eski ve yeni medeni kanunlarımızda yer alan eşler arasındaki mal rejimine göre, evlilik sırasında edinilmiş malların ortak mal olmadığı; eşlerden birinin kendi adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde tek başına mülkiyet hakkına sahip olduğu ve kanuni sınırlar içinde bunların üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulanabileceği açıkça belirtilmiştir.

Dolayısıyla, diğer eşin (veya vefattan sonra da yasal mirasçılarının) bu mallar üzerinde her hangi bir mülkiyet hakkı talep etmesinin söz konusu olamayacağı açıktır.

ÜLKEMİZDEKİ KANUNLAR AÇIKÇA BUNU SÖYLERKEN, MEHMET TATLICI NELER YAPIYOR?
Ülkemizdeki kanunlar açıkça bunları söylerken, Mehmet Tatlıcı Amerikalara kadar giderek açtığı davalarda işte bu gerçeği, oradaki mahkemeye sunduğu “hukuki mütalaa” ile adeta “tam tersi bir şekilde yazdırarak”, dava sürecinde Florida’daki mahkemeyi yanıltmaya çalışmıştır.

MEHMET TATLICI’NIN MAHKEMEYE SUNDUĞU ISMARLAMA “MÜTALAA” VE BİLDİK OYUNLARI
Mehmet Tatlıcı’nın A.B.D.’nde açtığı davada mahkemeye sunduğu mütalaa çok önemli hatalar içermenin yanında, ülkemizdeki eski ve yeni medeni kanunun ilgili maddelerini de çok açık bir şekilde “yanlış olarak” aktarmaktadır. Mehmet Tatlıcı benzer hamleleri yine A.B.D.’nde açtığı daha önceki bazı davalarda da aynı şekilde yapmaya çalışmıştı. (Mehmet Tatlıcı’nın bu oyunlarını daha önce Tatlıcı Gerçekleri’nde kanıtlarıyla birlikte ortaya koymuştuk, bunlara haber-yorumumuzun son bölümünde tekrar değineceğiz).

Mehmet Tatlıcı, yazılı kanunların açık ve net olarak açıkladığı gerçekleri adeta “tersine çevirmek” amacındadır ve açtığı davaları da, bu hamleleriyle kendi lehine sonuçlandırmak istemektedir.

Bunun için de Amerikadaki mahkemelere bile bile gerçeklerden uzak, eksik ve çarpıtılmışbilgiler vermekten kaçınmamaktadır.

Türkiye’deki dava süreçlerinde alışık olduğumuz bildik Mehmet Tatlıcı “oyunları” şimdi de Amerika’da sahne almıştır.

MEHMET TATLICI’NIN AMERİKA’DA MAHKEMEYE SUNDUĞU MÜTALAANIN TEMEL YANLIŞLARI NEYDİ?
Mehmet Tatlıcı’nın, Türkiye’de avukat Rukiye Akın’a yazdırdığı mütalaada Türkiye’de sanki (arada bazı maddeleri değişikliğe uğramış) tek bir Medeni Kanun varmış gibi yorumlar yapılmıştır. Halbuki, Türkiye’de 1 Ocak 2002’den itibaren yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile, 1926 yılında yürürlüğe girmiş olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi tümüyle ortadan kalkmıştır.

Bunun yanında bu hukuki mütalaada, eski ve yeni medeni kanunlar arasındaki uygulamaya yönelik farklılıklar ile uygulama şekli hakkındaki kanunun (yürürlük kanunu) hükümleri de göz ardı edilmiştir.

MÜTALAA’DA NELER SÖYLEMİŞ, OYSA KANUNLARIMIZDA NELER YAZILMIŞ?
Mehmet Tatlıcı, Amerika’daki mahkemeye sunduğu ‘hukuki mütalaa’da aslında hukukun gerçeklerini tam da tersine çevirerek özetle şu iddialarda bulunmaktadır (Parantez içindeki yorumlar, Türkiyedeki medeni kanun hükümlerinin neleri içerdiğini ve ülkemizdeki hukuk sisteminin aslında nasıl işlediğini net bir şekilde açıklayan gerçeklerdir):

Türkiyedeki medeni kanun, evlilik mallarını ortak mal olarak düzenleyen yapıdadır.(Halbuki ne eski, ne de yeni medeni kanun böyle bir şey söylememektedir).

Evlilik sırasında elde edilen mallar, ortak maldır ve dolayısıyla mal ayrılığı rejimibenimsenmemiştir. (Türk Hukukunda hiç bir zaman, eski medeni kanunun yürürlükte olduğu dönem de dahil, yasal mal rejiminde evlilik mallarının ortak mal olduğu kabul edilmemiştir).

Türk Medeni Kanunu, evlilik sırasında edinilen malları açıkça birlikte edinilmişmallar (ortak mülkiyet malları) olarak kabul etmiştir. (Bu ifade de tamamen gerçek dışıdır. Zira evlilik sırasında eşlerin müşterek emeğiyle elde edilen mallar dahi eşlerin ortak –paylımülkiyetinde değildir. Bu mallara eşlerden hangisi malik ise, o eş, bu mallar üzerinde yararlanma, yönetim ve tasarruf yetkisine sahiptir).

Türk Medeni Kanununda evlilik sırasında eşlerden her birinin elde ettiği malvarlığıdeğerleri ortak mal olarak değerlendirilmiştir. (Oysa gerçekte ifade edilmesi gereken, “ortak mal” değil, “edinilmiş mal”dır. Mütalaa’da her fırsatta paylı mülkiyet ilişkisine vurgu yapacak şekilde “edinilmiş mal” kavramı ile “ortak mal” kavramı bilinçli bir şekilde adeta özdeşmiş gibi takdim edilmektedir. Halbuki Türkiye’deki kanun koyucu bunları birbirinden özenle ayırmıştır. Bu yüzden her fırsatta “ortak mal” ibaresinin kullanılması hukuki olarak da önemli bir yanlıştır).

Eşlerden biri öldüğünde, Türk Medeni Kanununun 219. maddesi uyarınca, evlilik sırasında eşlerin birlikte elde ettiği mallar sağ kalan eş adına kayıtlı mallar dâhil olmaküzere terekeye girer. (Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu cümleyle ifade edilen hususun Türk Medeni Kanunu’nun 219. hükmüyle hiçbir ilgisi yoktur ve bu cümleyle ifade edilen husus da tamamen yanlıştır. Zira sağ kalan eşe ait malvarlığının terekeye dâhil olması kesinlikle mümkün değildir.Sağ kalan eşe ait bir malvarlığı değeri nasıl olur da ölen eşin terekesine dahil olur? Bunun akıl ve mantıkla bağdaşır bir tarafı da yoktur)

MEDENİ KANUNUMUZ ASLINDA NEYİ SÖYLÜYOR?
Yukarıda bazı örneklerini verdiğimiz, Türkiye’deki Medeni Kanun hükümlerinin nasıl kasıtlı bir biçimde yanlış yorumlandığına dair ibretlik örneklerden sonra, aslında Türk Hukukunda eski Medeni Kanun zamanında kurulup yeni Medeni Kanun zamanında devam eden evliliklerde benimsenen yasal mal rejiminin özünü, yani hukuki gerçeği net bir şekilde ortaya koyarak bu bölümü tamamlayalım:

Eşlerden birinin 31.12.2001e kadar elde ettiği tüm malvarlığı değerleri onun kişisel malıdır (TMK.m.220/b.2). Mal rejiminin sona ermesi halinde tasfiyeye konu olacak mallar içerisinden yer almazlar.

Eşlerden birinin 1.1.2002den mal rejiminin sona erdiği tarihe (örneğin vefat ettiği tarihe) kadar karşılıksız olarak (bağışlama veya miras yoluyla) elde ettiği malvarlığıdeğerleri de kişisel maldır (TMK.m.220/b.2). Bunlar da mal rejiminin sona ermesi halinde tasfiyeye konu olacak mallar içerisinde yer almazlar. Sadece kişisel mal bir gelir yarattıysa (evin kirası veya paranın faizi gibi)  ancak onlar edinilmiş mal olarak kabul edilirler ve tasfiyeye konu olurlar.

Hukuki gerçekler ışığında, şimdi de çarpıtılmış değil esas doğruları ortaya koyalım:
Artık, Mehmet Tatlıcı’nın Amerika’da açtığı dava sürecinde mahkemeyi yanıltmak amacıyla bile bile “oynadığı oyunun” bir parçası olarak “yazdığı senaryodaki gerçeği” bir yana bırakalım da, hukukun gerçeğine bakalım:

1. Rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı, eski medeni kanunun ortadan kalkıp, yeni medeni kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden sonra, 22 Şubat 2009 tarihinde vefat etmiştir.

2. Mehmet Salih Tatlıcı ile ikinci eşi olan Nurten Tatlıcı arasındaki evlilik süreci boyunca edinilmiş mallar, ortak mal değildir; eşlerden birinin yeni medeni kanunun yürürlüğe girmesinden önce (eski kanun hükümlerinin geçerli olduğu 31 Aralık 2001 tarihine kadar) elde ettiği tüm malvarlığı değerleri onun kişisel malıdır.

3. Bu durumda, Nurten Tatlıcı adına tapuda kayıtlı taşınmaz mallar, 1 Ocak 2002 tarihinden önce elde ettiği mal olduğu için bizzat Nurten Tatlıcı’ya ait kişisel mallarıdır, bunlar rahmetli eşi Mehmet Salih Tatlıcı’ya ait değildir.

4. Dolayısıyla, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın mirasçısı sıfatıyla Mehmet Tatlıcı ve diğer mirasçılar şimdi kalkıp da Nurten Tatlıcı’ya ait bu taşınmaz malların satışını, tasfiyesini vb. asla talep edemezler; sadece bu kişisel mallar eğer Nurten Tatlıcı’ya örneğin kira geliri ve faiz gibi bir gelir yarattıysa, bunlar tasfiyeye konu olurlar.

İşte medeni kanunumuzun ilgili hükümleri aynen bu şekildedir. Bunun dışındaki her şey yukarıda net bir şekilde ortaya koyduğumuz gibi, Mehmet Tatlıcı’nın Amerikadaki mahkemeyi yanıltmak amacıyla bile bile yaptığı çarpıtmalar ve gerçekleri kamufle etme hamleleridir.

Benzerlerini Türkiye’de de yapmıştı; alışkanlık oldu herhalde, şimdi aynısını Amerika’nın Florida’sında sürdürüyor.

Ama “iş” bu kadarla da bitmiyor, bakın daha neler yapmışlar bu “hukuki mütalaa” ile:

HUKUK DERSİ 3: TÜRKİYE’DEKİ KANUNLAR NASIL “ELLE YENİDEN YAZILIR”?Rukiye Akın’a yazdırılan ve Mehmet Tatlıcı’nın da Amerika’daki mahkemeye sunduğu mütalaada, dayanak alınan kanun maddeleri bazen tamamen çarpıtılarak, bazen eksik yazılarak ve bazen de ilgili kanun maddeleri adeta yeniden yazılarak kaleme alınmıştır.

Dolayısıyla, Mehmet Tatlıcı’nın Florida’da açtığı davada mahkemeye sunduğu bu “hukuki mütalaa”, Türkiye’deki ilgili kanunun gerçek maddelerini değil de, davayı kendi lehlerine çevirmek için tamamençarpıtılmış ve adeta kendi elleriyle yazdıklarıyla değiştirilmiş sözde “kanun maddelerini” içermektedir.

Mütalaa’da bu çarpıtma ve ilgili Türk Medeni Kanunu’nun (TMK.) bazı maddelerini adeta yeniden yazma “uyanıklığına” çok sayıda örnek vardır.

Burada bazılarını tarihe (ve elbette hukuk tarihine de) kayıt olması açısından okurlarımız ve kamuoyu ile paylaşmak isteriz:

Mehmet Tatlıcı’nın mütalaa yazdırdığı avukat Rukiye Akın TMK. Madde 218şşekilde kaleme almıştır:

Edinilmiş mallar rejimi, eşlerin her biri tarafından elde edilmiş tüm mallarıkapsar.

Hâlbuki TMK. Madde 218, aynen şşekildedir: 

Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.

 

Mehmet Tatlıcı’nın mütalaa yazdırdığı avukat Rukiye Akın TMK. Madde 222yi şşekilde kaleme almıştır:

Malların eşlerin birinin kişisel malı olduğunu iddia eden taraf bu iddiasınıispatlamalıdır.

Hâlbuki üç fıkradan ibaret olan TMK. Madde 222, aynen şşekildedir: 

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasınıispat etmekle yükümlüdür.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylımülkiyetinde sayılır.

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

 

Mehmet Tatlıcı’nın mütalaa yazdırdığı avukat Rukiye Akın TMK. Madde 510u aynen şuşekilde açıklamıştır:

Madde 510 Ancak aşağıdaki hallerde, bir kişi mirasçısını yasal miras payından mahrum edebilir.

1.Adı geçen mirasçı, miras bırakana veya aile üyelerine karşı ağır bir suçişlerse…”

Hâlbuki TMK.m.510 aynen şşekildedir:

Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylımirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:

1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanıyakınlarından birine karşıağır bir suç işlemişse, .

Görüldüğü gibi, Mehmet Tatlıcı’nın mütalaa “ısmarladığı” avukat Rukiye Akın burada açıkça ilgili kanunun madde metnini değiştirmekte ve adeta “yeniden yazmaktadır”. Zira kanun koyucunun kullandığı terim, mirasbırakanın yakınları” terimidir. Avukat Rukiye Akın ise, miras bırakanın aile üyeleri ifadesini kullanmıştır.

Türkiyedeki yazılı kanun maddelerinin nasıçarpıtıldığına dair bir başka örnek de şuşekildedir:

Mehmet Tatlıcı’nın mütalaa yazdırdığı avukat Rukiye Akışunları yazmış:

Madde 237 Bu tür anlaşmalar eşlerden her birinin kendi çocuklarının yasal saklı paylarınıortadan kaldıramaz.

Hâlbuki TMK. Madde 237, aynen şşekilde kaleme alınmıştır:

Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir.

Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.

 

Görüldüğü üzere hüküm, katılma alacağının oranının, sözleşmeyle belirlenebileceğini, ancak bu belirlemenin eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemeyeceğini öngörmektedir. Kısacası, TMK. Madde 237, avukat Rukiye Akın’ın iddia ettiğinin aksine tek bir fıkradan ibaret değildir, iki fıkra halinde düzenlenmiştir. Hükmün bu tür anlaşmalar ifadesi mirasbırakanla sağ kalan eşi arasında satış, bağışlama, gibi anlaşmaları ifade etmemekte tam tersine bir mal rejimi sözleşmesine işaret etmektedir.

MEHMET TATLICI’NIN “ADALETLE OYUNU”
İşte Mehmet Tatlıcı, Türkiye’deki oyunlarını şimdi de Amerika’ya taşıyarak bu şekilde oynamaya devam ediyor. Bunca “yanlışı” içeren mütalaayı yıllarca kendi avukatlığını da yapmış olan, üniversite hocası Prof. Dr. Teoman Akünal gibi tanınmış bir hukukçuya değil de, neden herhangi bir akademik ünvanı olmayan bir avukat olan Rukiye Akın’a yazdırdığı da ayrı bir soru işaretidir. Türkiye’de bu tür mütalaaları genellikle akademik ünvanı olan kişilerin yazabildiği dikkate alındığında, burada Mehmet Tatlıcı’nın amacının ne olduğu son derece nettir.

Hukuk Fakültesi’ndeki bir öğrenci böyle bir “hukuki mütalaa” yazsa acaba sınıfını geçebilir miydi? Ayrıca hukuk adına sergilenen bütün bu hukuk dışı oyunlarla ilgili olarak, bu mütalaayı yazan ve yazdıranlardan hukuk sistemimiz içinde hesap soracak herhangi bir mercii yok mudur?

Amerikada açtığı bir davada hedefine ulaşmak adına, baştan aşağı bütün bu yanlışları,çarpıtmaları yapan ve mevcut kanun hükümlerini eksik veya kendi kafasına göre yeniden yorumlayan ve yazan bir anlayış, nasıl bir adalet arayışıdır, bunun yorumunu okurlarımıza ve kamuoyuna bırakıyoruz.

MEHMET TATLICI BU OYUNLARINI GEÇMİŞTE DE OYNAMIŞTI
Mehmet Tatlıcı, daha önce de yine Amerika’da açtığı mirasla ilgili bir davada da benzer hamleler yapmıştı:

Türkiyede noter onaylı olarak yeminli tercüme yaptırmış, daha sonra bu yeminli tercümenin tamamen Mehmet Tatlıcı lehine olacak şekilde yanlış olarak yapıldığı gerçeği ortaya çıkmış ve Mehmet Tatlıcı’nın bununla ilgili savunması da, çeviri yapan kişinin bazıkağıtları karıştırması” şeklinde olmuştu. (Bkz. “Göl maya tuttu hocam!” ve “Al dağlardan kengeri, ver devenin ağzına…” haberleri)

BUNDAN SONRA HANGİ OYUNLAR VE BAHANELER DEVREYE GİRECEK?
Mehmet Tatlıcı’nın “yeminli tercüme hataları” veya “kağıtların karışması” gibi bahanelerinden sonra, bu haberimizde ortaya koyduğumuz gerçekler karşısında neler “üretebileceğini” artık merak bile etmiyoruz. Çünkü,

“Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!

Mehmet Tatlıcı’nın bu oyunlarını Türkiye’deki hukuk sistemi gördüğü gibi, elbette Amerika Birleşik Devletleri’ndeki hukuk sistemi de görecektir, görmeyenlere muhakkak gösterilecektir.

Ama bütün bunları büyük bir pişkinlik ve şark kurnazlığı ile hukuk adına yapan ve yaptıranların, bundan sonra “hukuku” nerede ve nasıl arayacakları da ayrı bir soru işaretidir…

Mehmet Tatlıcı’nın “oyunlarındaki” yeni gelişmeleri, okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.

Haber Kaynağı: Tatlıcı Gerçekleri

Gerçekler

1 Reply to “Mehmet Tatlıcı Mahkemeyi Nasıl Yanıltıyor?”

  1. Murat dedi ki:

    DR.mu?
    Ben bu aileyi çok yakından tanırım. Bu miras kavgasında kim haklı kim haksız orasını bilmem ama Mehmet Tatlıcı’nın doktora tezi konusunda bir şeyi çok iyi biliyorum. Tezinin büyük kısmını gecesini gündüzüne katıp eşi Gizem hazırlamıştır. Bunu kimse bilmez. Dr. ünvanını Istanbul Üniversitesinden almıştır, atmıyorum, hatta konusunu da söyleyeyim: Stratejik Yönetimde Çevresellik Yaklaşımı. Yanlış bilmiyorsam yılı 96 veya 97. Danışmanı da Hayri hocadır. Hatta tezin bir kısmının da yabancı bir tezden alıntı olduğunu biliyorum. Amacım kimseye çamur atmak veya kızdırmak değildir, araştırılırsa ortaya çıkar. Sağda solda doktor ünvanını kullanarak hava atmasının bu ünvanı dişiyle tırnağıyla hakkıyla elde edenlere karşı büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Umarım yanlış anlaşılmam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top