Merhum Ailesine Tehditler Devam Ediyor

merhum-ailesine-tehditler-devam-ediyor.jpg

İstanbul 11. Aile Mahkemesi, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yönelik ölüm tehditlerinden dolayı, devlet korumasına alınmaları kararının devamına hükmederken, Mehmet Tatlıcı ile Murat Yüce’ye yönelik uyarı ve ihtarlarını tekrarladı. Mehmet Tatlıcı ve Murat Yüce, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın eşi ve oğluna hakaret ve tehditlerde bulunurlarsa ve 50 metreden fazla yaklaşırlarsa, hapis cezası alacaklar. 

10 YILI AŞKIN SÜREDİR DEVAM EDEN SUÇ DUYURULARI, DAVALAR VE ARDINDAN GELEN ÖLÜM TEHDİTLERİ

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın hayata gözlerini yumduğu andan itibaren geride bıraktığı kederli ailesine yönelik açık ve örtülü tehdit, taciz ve yıldırma maksatlı saldırıların sonu gelmedi. Rahmetli işadamına hastalığı ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı, bu saldırıların hedefi oldular.

Önce, miras davaları ve ardından da Mehmet Tatlıcı başta, diğer mirasçıların haksız-hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla yaptıkları suç duyuruları ve yine asılsız iddialarla açılan davalarla yıpratılmaya çalışıldı Uğur ve Nurten Tatlıcı. Son aylarda da, planlı ve maksatlı şekilde hayata geçirildiği izlenimi veren “Mafya Tarzı” ölüm tehditlerinin hedefi haline geldi bu insanlar… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Rahmetlinin Ailesine ‘Mafya Tarzı’ Tehdit” haberi).

Bu insanlık dışı saldırı ve tehditlerin hedefi olan biri, vefatından bu yana 10 yılı aşkın süredir her yeni güne kaybettiği eşinin kabrini ziyaret ederek başlayıp onun yasını tutmaya devam eden yaşı 70’e gelmiş hayırsever insan Nurten Tatlıcı; diğeri, babasının vefatı sonrasında çok genç yaşta işlerin başına geçmek durumunda kalan küçük oğul Uğur Tatlıcı, kendi hallerinde mütevazı bir hayat sürdürürken, rahmetli Mehmet Salih Bey’in, “insana ve dünyaya saygı duy, insanlara yardım et” vasiyetini yerine getirmekte, hayır kurumlarına yaptıkları bağış ve yardımlarla onun saygın adını ve anısını yaşatmaya çalışmaklar.

Beri yanda, Mehmet Salih Bey’in (henüz 16 yaşında bir çocukken, kendisinden yaşça büyük olan ve abla diye hitap ettiği teyzesinin kızı Bedriye Hanım ile yapmak zorunda bırakıldığı) ilk evliliğinden dünyaya gelen çocukları ve torunları (Mehmet Tatlıcı başta, Ahmet Tatlıcı ve merhum Ali Tatlıcı’nın çocukları Salih Ziya ve Bedriye Kamer Tatlıcı) rahmetli işadamının vefatı sonrasında, vefat tarihinden çok önce başladıkları zaman içinde ortaya çıkan ve temelinde büyük bir para hırsının yattığı izlenimi veren miras davaları sürecini başlatmışlardı.

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Bey’in saygın anısına ve hayırsever kişiliğiyle hiç de bağdaşmayan, ama içinde bizzat kendi öz evlatlarının yer aldığı bütün bu miras davaları süreci, şimdilerde maalesef içine Mafya Tarzı ölüm tehditlerinin girdiği bir boyuta gelmiştir.

Bu süreçte yaşananları okurlarımıza bir kez daha hatırlatmak isteriz.

SIFIRDAN ZİRVEYE, BAŞARILI BİR ÇALIŞMA HAYATI

Mehmet Salih Bey, Diyarbakır’da babasının tatlıcı dükkanında çok küçük yaşlarda adeta sıfırdan başladığı iş hayatında, vizyon sahibi bir girişimci olarak yaptığı akıllı yatırımlarla büyük projelere imza atmış ve azmi, sabrı ve çalışkanlığı sayesinde adını dünyanın en zengin iş adamları arasına yazdırmıştı. Yakalandığı amansız hastalığı yenemeyip hayata gözlerini yumduğunda, tarihler 22 Şubat 2009’u gösteriyordu. Bu hayırsever ve saygın işadamı, bu dünyaya veda ederken, tüm hayatını adadığı ailesine de hatırı sayılır bir servet bırakmıştı.

Vefatının ardından 2 Ağustos 1994 yılında düzenlediği resmi vasiyetnamesi ortaya çıkan Mehmet Salih Bey, vasiyetinde (kendisini ölümle tehdit eden) ilk evliliğinden olan çocukları Ahmet Tatlıcı ile Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş, bu evlilikten olma diğer oğlu Mehmet Tatlıcı ile torunlarının ise mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını; mirasının geri kalanının da ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Uğur Tatlıcı’ya verilmesini emretmişti.

BABALARININ VASİYETİNİ KABUL ETMEDİLER, AMA AÇTIKLARI BÜTÜN MİRAS DAVALARINI DA KAYBETTİLER…

Bugün sahip oldukları tüm zenginliği ve lüks içindeki yaşamlarını borçlu oldukları babaları Mehmet Salih Bey’in miras paylaşımını kabul etmeyerek daha fazlasını elde etme adına, merhumun resmi vasiyetnamesini iptal ettirmeyi ve miras tespitinin yeniden yapılmasını hedefleyen bu hayırlı evlat ve torunlar, hukuk adına her türlü “cinliği” denedikleri bu 10 yıllık süreçte, emirlerindeki avukat orduları ve hepsi de hukuk fakültesi profesörleri olan danışmanlarının “desteklerine” rağmen, hiçbir amaçlarına ulaşamadılar:

Türk Adaleti, uzun bir yargı sürecinin ardından Mehmet Salih Bey’in vasiyetnamesinin geçerliliğini onayladı ve mirasının geride bıraktığı aile fertleri arasında (Ahmet Tatlıcı’nın saklı payı oranında yararlanması dışında) kendi arzu ettiği gibi paylaştırılması gerektiğine karar verdi (Ayrıntılar için lütfen bakınız:  “Yargıtay, Vasiyetnamenin İptalini Reddetti” haberi).

MEHMET TATLICI, HAKSIZ-HUKUKSUZ İDDİALARIYLA ONLARCA SUÇ DUYURUSU YAPTI, ONLARCA DAVA AÇTI HEPSİNİ DE KAYBETTİ…

Merhum işadamının ilk evliliğinden olan çocukları ve torunları, başta Mehmet Tatlıcı, bu miras davalarıyla da yetinmedi; Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarıyla onlarca suç duyurusu yaptı, yine saçma-sapan iddialarıyla onlarca da dava açtı. Savcılıklar bu suç duyurularının hepsini (bunlar sadece Mehmet Tatlıcı’nın “duyumlarına” dayandıkları ve Mehmet Tatlıcı başkaca geçerli bir kanıt öne süremediği için), kovuşturmaya yer olmadığı gerekçeleriyle reddetti. Yine, Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde açtığı davalar da her seferinde beraat kararlarıyla sonlandı. (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı” ; “Mehmet Tatlıcı Rekorunu Yeniledi” ve “Mehmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan Ne İstiyor?” haberleri).

Bu suç duyuruları ve davalar sürecinde, tam 10 yılı aşkın bir zaman içinde hukuk adına türlü hukuk cambazlıklarının denendiği bir sürece tanık oldu Türk Adaleti, tanık olmaya da devam ediyor….

Kendisiyle aynı soyadını taşıyan aile fertlerine karşı açtığı bu davalarda yine hukukun “gri noktaları” üzerinden ve “ya tutarsa” kafasıyla ilerlemeyi hedeflemişti Mehmet Tatlıcı, ama adalet her seferinde tecelli etti ve bu nafile “hukuk mücadelesinde” hüsrana uğramaya devam etti Mehmet Tatlıcı… (Ayrıntılar için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Kaybetmeye Doymuyor…” ve “Mehmet Tatlıcı’nın ‘Yanlış Hesabı’ Yargıtay’dan Döndü” haberleri).

Mehmet Tatlıcı’nın bugün sahip olduğu tüm zenginliği ve lüks içindeki yaşamını borçlu olduğu rahmetli babası Mehmet Salih Bey de, bu hayırlı evladının aslı-astarı olmayan iddialarından “nasibini almış”, maalesef bizzat kendi öz evladı Mehmet Tatlıcı’nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaçakçılık Bürosu’na yaptığı suç duyurusunun hedefi olmuştu…  (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Oğul: Müşteki – Merhum Baba: Şüpheli” haberi).

Savcılık makamı, Mehmet Tatlıcı’nın vefat etmiş öz babası hakkında yapmış olduğu bu maksadını aşan suç duyurusunu da, (tıpkı Uğur ve Nurten Tatlıcı hakkında yaptığı asılsız suç duyurularında olduğu gibi) kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle reddetmişti…

Mehmet Tatlıcı’nın öz çocukları ve 25 yıllık eşi de onun insanlık adına cevap verilmesi güç bütün bu adımlarının hedefi olmaktan kurtulamamışlar, açtığı davaların ve suç duyurularının muhatabı olmuşlardı… (Lütfen bakınız: “Bu Nasıl Bir Baba?” ; “Önce dinletti, sonra boşanma davası açtı” ; “Mehmet Tatlıcı’ya Dayak Davası” ve “Boşanma Davasından Gizli Proje Çıktı” haberleri).

AÇILAN DAVALAR VE YAPILAN SUÇ DUYURULARI, SÖZDE GAZETECİLERİN DESTEĞİYLE BİR İTİBARSIZLAŞTIRMA OYUNUNA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ…

Mehmet Tatlıcı’nın açtığı bütün bu davalar ve savcılıklara yaptığı suç duyurularında hedef aldığı tüm aile fertleri de davaların görüleceği günlerin hemen öncesinde medyada kendilerine “bir şekilde” yer bulabilmiş sözde gazetecilerin, gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmayan tek yanlı haberleriyle de hedef alınıyor ve adeta suçlu gibi gösterilmeye de çalışılıyordu. (Ayrıntılar için ütfen bakınız: “Hep Aynı ‘Ekip’, Hep Aynı Senaryo” ve “Tarafsız Medya Ne Tarafta?” haberleri).

MEHMET TATLICI’NIN ATTIĞI HER ADIMDA YOLU NASIL OLUYORSA HEP FETÖ’CÜLERLE KESİŞTİ…

Medyada yaptıkları gerçek dışı haberlerle masum insanları kamuoyu gözünde itibarsızlaştırmaya çalışan bu sözde gazetecilerin yanında, Mehmet Tatlıcı’nın asılsız iddialarını gerçekmiş gibi kabul ederek dava açılmasını sağlayan savcı da, Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu davalarında ve suç duyurularında akıl hocası olan avukatı da, FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) davaları ve soruşturmalarında adı geçen insanlar oluyordu. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “FETÖ Soruşturmaları ve Mehmet Tatlıcı yazı dizisi)

Mehmet Tatlıcı’nın yolunun nasıl olup da hepsi FETÖ’cü oldukları gerekçesiyle soruşturulan, göz altına alınan ve bir kısmı da mahkum olan bu aktörlerle kesişmiş olduğu sorunun cevabını okurlarımızın ve kamuoyunun takdirine bırakıp, bugünkü haberimizin konusunu oluşturan İstanbul 11. Aile Mahkemesi’nin, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı devlet koruması altına alan son kararlarına odaklanalım.

MEHMET TATLICI’NIN YOLU NEDEN HEP ESKİ BİR SABIKALIYLA KESİŞİYOR?

FETÖ’nün kumpaslarını hatırlatan ve doğrudan Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan bütün bu kirli oyunların ardından, son aylarda işin içine Mafya Tarzı ölüm tehditlerinin de girdiği yeni bir oyun sahnelenmeye başladı.

Mafya Tarzı ölüm tehditlerinin girdiği bu yeni oyunun içinde de “artık nasıl bir tesadüfse”, Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef aldığı daha önceki davalarda adı geçen ve mahkum olarak hapis cezası alan Murat Yüce yine ön plana çıkmaya başladı.

Haber ekibimizin araştırmaları Mehmet Tatlıcı ve Murat Yüce’nin yollarının geçmişte nasıl “kesiştiğini” ortaya koymuştu ve bu konudaki haberlerimiz Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde yayımlanmıştı (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Yeni Senaryo, Yeni Aktörler, Yine Hüsran” ; “Her Taşın Altından Çıkan Hep Aynı İsimler” ve “Adalet Bir Kez Daha Tecelli Etti” haberleri).

MURAT YÜCE TEKRAR SAHNE ALIYOR

Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan ve hukuk adına her türlü “hukuk cambazlığının” sergilendiği ve sonuçta Türk Adaletinin hukuk duvarına “toslayan” nafile hamleleri neticesinde, Murat Yüce mahkum olarak hapis cezası yatmıştı. Murat Yüce, cezasını tamamladıktan sonra da soluğu Mehmet Salih Bey’in kabristanında aldı.

Murat Yüce’ye burasını “yeni bir hedef olarak” her kim göstermişse çok iyi biliyorlardı ki, Nurten Tatlıcı her sabah burada rahmetli eşinin kabrini ziyaret ederek güne başlıyordu. Murat Yüce burada Nurten Tatlıcı’nın karşısına çıkarak “kendince” bir tür mesajlar vermeye de başlamıştı:

Örneğin, 28 Eylül 2018 tarihinde, “rahmetli Mehmet Salih Bey için dua etmeye geldim” demesi ve 12 Ekim 2018 tarihinde, Nurten Hanım’ın kabristana gelmesini adeta “pusuda” bekleyip, sonra da yanından bir şey söylemeden geçerek biraz ilerideki hiç tanımadığı bir insana ait mezarın başında “dua ediyor” numarası yapması, pek de “normal” görünmemekteydi.

Murat Yüce isimli bu sabıkalı şahsın Nurten Tatlıcı’yı bilerek ve isteyerek tedirgin ettiği izlenimi veren bu tacizlerinin sonucunda, Murat Yüce hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda bulunulmak üzere, Nurten Tatlıcı’nın araç şoförü tarafından 13 Ekim 2018 tarihinde bir tutanak tutulmuştu.

Ancak, rahmetli eşi Mehmet Salih Bey’in kabrini hedef alarak, Nurten Tatlıcı’yı tedirgin etmeyi amaçlayan hareketler bunlarla da kalmadı. Kısa bir süre sonra rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabrine, üzerinde Nurten Tatlıcı ile oğlu Uğur Tatlıcı’nın resimlerinin bulunduğu fotoğraf bir bıçakla saplanmış halde bulundu:

Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın, Mehmet Salih Bey’in toprağa verildiği tarihte çekilmiş göz yaşları içindeki fotoğrafının üzerinde, el yazısıyla kaleme alınmış şu tehdit ifadeleri yer almaktaydı:

“daha çok ağlayacak!! bu miras kimseye yar olmayacak!!!”

20 Aralık 2018 tarihinde, “bazı meçhul ellerce” bıçak saplı fotoğraf bırakılarak gerçekleştirilen bu “mafya işi” tehdit mesajı, doğrudan Nurten Tatlıcı ile oğlu Uğur Tatlıcı’yı hedef almakta ve onları ölümle tehdit etmekteydi…

MURAT YÜCE İSMİ, BİR KEZ DAHA MEHMET TATLICI İLE BİRLİKTE YİNE MAHKEME KARARLARINDA YAN YANA GELİYOR…

Bu ölüm tehditleri üzerine İstanbul 11. Aile Mahkemesi ,15 Ocak 2019 tarihinde verdiği kararla, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın devlet koruması altına alınmasına hükmetmişti. Aynı mahkeme hakimliği, yolları geçmişte olduğu gibi bu mahkeme kararlarında da “kesişen” Mehmet Tatlıcı ile Murat Yüce’nin ise, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı tehdit, hakaret, aşağılama ve küçük düşürmeye yönelik söz ve davranışlarda bulunmamaları ve ayrıca kendilerine, ev ve işyerlerine de 50 metreden fazla yaklaşmamaları için uyarılmalarına karar vermişti.

MURAT YÜCE, TEHDİT İÇEREN MESAJLARINA SOSYAL MEDYADA DEVAM EDİYOR

Ancak, Murat Yüce bu mahkeme kararına rağmen, artık kimler tarafından yönlendiriliyorsa veya nasıl bir motivasyonla bunları yapıyorsa, kendi sosyal medya hesabı üzerinden tehdit mesajlarına devam etti. Haber ekibimizin araştırmalarına göre, Murat Yüce’nin, Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabrinin bulunduğu mezarlıkta çektiği görüntülerle birlikte sosyal medyada paylaştığı mesajlarında şu ifadeler yer almaktaydı: “Her daim ölümü hatırlayınız. Lakin tek gerçek olan bu yalan dünyada ÖLÜM”. 

Geçmişte yolu Mehmet Tatlıcı ile kesişen ve bu şekilde tehdit mesajlarını bizzat Nurten Tatlıcı’nın önüne çıkarak ve ayrıca sosyal medya üzerinden paylaşan Murat Yüce’nin, aynı türden mesajlarına devam etmesi üzerine, İstanbul 11. Aile Mahkemesi, 15 Mart 2019 tarihinde aldığı ek kararla, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yönelik ölüm tehditlerinin devam ettiği kanaatine vararak, kendilerinin devlet koruması altına alınmasına yönelik daha önce verdiği tedbir kararı doğrultusunda, koruma kararının bir ay daha uzatılarak devamına hükmetmiştir.

Bu karar doğrultusunda, MEHMET TATLICI ve MURAT YÜCE’nin bir kez daha uyarılmalarına da hükmedilmiş ve

– Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya şahsen, ayrıca onların konut ve işyerlerine 50 metreden fazla yaklaşmaması için uyarılmalarına,

 – Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı şiddet, tehdit, hakaret, aşağılama ve küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına,

 – Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı iletişim araçlarıyla rahatsız etmemeleri için uyarılmalarına,

 – Mehmet Tatlıcı ve Murat Yüce’nin bu kararlara uymamaları halinde fiil ayrı bir suç oluştursa dahi 3 günden 10 güne kadar, tekrarı halinde ise 15 günden 30 güne kadar zorlama hapsi uygulanacağı

ihtarı yapılmıştır.

Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen bütün bunların yaşanıyor olması gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur; Bu yüzden bir sözümüz de Mehmet Salih Bey’in hayırlı evlatlarına:

MİRASÇILAR ARTIK SULH OLUP, UZLAŞMA YOLUNA GİTMELİLER

Rahmetli Mehmet Salih Bey, saygıdeğer bir işadamıydı. Hayatı boyunca çalıştı ve hayata gözlerini yumarken tüm aile fertlerine hatırı sayılır bir serveti de miras bıraktı.

Ancak, adı FETÖ’cülerle sürekli kesişen Mehmet Tatlıcı başta, bizzat kendi öz evlatlarının geçen 10 yıllık zaman diliminde yaptıkları ve bugün içine ölüm tehditlerinin ve eski sabıkalarının rol aldığı yeni oyunları girmesi, bizleri gazetecilik sorumluluğumuz doğrultusunda bu gerçekleri dile getirerek okurlarımızla paylaşmak bir yana, insani  ve vicdani sorumluluğumuz içinde oldukça üzmektedir.

Zira, ortada saygıdeğer bir işadamının bıraktığı büyük bir miras vardır; ancak, hepsi de aynı soyadını taşıyan aile fertlerinin uzlaşmak ve sulh olarak bu mirası paylaşmak bir yana, artık adlarının bu tür mahkeme kararlarında ölüm tehditlerine muhatap olur bir noktaya gelmesi gerçeği de vardır ve bu gerçek de böylesine saygın bir insanın mezarında bile huzur içinde yatamadığı bir noktaya gelindiğine işaret etmektedir:

Bu saygın ve hayırsever insanın geride bıraktığı kederli ailesi, maalesef ölüm tehditlerinin yer aldığı bir fotoğrafla birlikte merhumun kabrine saplanmaktadır…

Hepsi de babaları sayesinde iyi eğitim almış, yine babaları sayesinde zengin olmuş bu hayırlı evlatların kendilerine tüm bunları kazandıran rahmetli babalarına biraz olsun saygıları varsa, artık bu kötü gidişe ve aralarındaki husumete bir son vererek sulh olmaları ve rahmetli babalarının mezarında olsun huzur içinde yatmasını sağlamaları gerekmektedir.

Gazetecilik sorumluluğumuz yanında, insani ve vicdani sorumluluğumuzla birlikte, rahmetli işadamı Mehmet Tatlıcı’nın hepsi de iyi eğitim almış evlatlarına ve torunlarına yönelik bu tavsiyemizi burada kamuoyu huzurunda bir kez daha paylaşıyor; bu saygın insanın kabrine ve geride bıraktığı ailesine yönelik Mafya Tarzı bu saldırıları bir kez daha kınıyoruz.

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak gerçeklerin takipçisi olmaya ve gelişmeleri okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top