Rahmetlinin Ailesine “Mafya Tarzı” Tehdit

rahmetlinin-ailesine-mafya-tarzi-tehdit-manset.jpeg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatının üzerinden neredeyse 10 yıl geçti, ama geride bıraktığı ailesi üzerindeki kara bulutlar bir türlü dağılmadı. Son günlerde ortaya çıkan gelişmeler ve 27 Ocak tarihli Milliyet gazetesinde çıkan haber, “Mafya Tarzı” tehditlerle merhum işadamının geride bıraktığı kederli ailesinin doğrudan hedef alındığını göstermekte. Savcılık ve Mahkeme kararları, merhum Mehmet Salih Bey’in ilk evliliğinden oğlu Mehmet Tatlıcı ile onunla “yolları kesişen” eski bir sabıkalı olan Murat Yüce’nin uyarılmalarını emretmekte…

Haber ekibimizin araştırmaları, miras davasının ve mirasçılar arasındaki anlaşmazlıkların da ötesine geçen bir boyut kazanan ve işi böylesine yöntemlerle “Mafya Tarzı” hesaplaşma boyutuna taşıyan zihniyetin arkasında kimlerin olabileceğini, bir kez daha düşündürmeye yöneltti.

Bugünkü haber yorumumuzda Milliyet’te çıkan haberin perde arkasını aralayacak ve gerçekleri elimizden geldiğince okurlarımızla paylaşacağız.

Önce İstanbul 11. Aile Mahkemesi kararıyla devlet korumasına alınan Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya yaklaşmaması, hakaret ve tehditte bulunmaması için uyarılan MEHMET TATLICI ve MURAT YÜCE’yi ve bu şahısların, daha önce Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan bir kumpas davasında yollarının nasıl kesiştiğini hatırlayalım…

RAHMETLİ İŞADAMI MEHMET SALİH TATLICI VE RESMİ VASİYETNAMESİ

Mehmet Salih Bey, adeta sıfırdan başladığı iş hayatında azmi, sabrı ve çalışkanlığıyla yükselmiş, vizyon sahibi bir işadamı olarak yaptığı akıllı yatırımlarla büyük projelere imza atmış ve dünyanın en zengin insanları arasında yerini almıştı. Yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek hayata gözlerini yumduğunda geride bıraktığı ailesine hatırı sayılır bir servet bırakmıştı.

Vefatının ardından 2 Ağustos 1994 yılında düzenlediği resmi vasiyetnamesi ortaya çıkan Mehmet Salih Bey, vasiyetinde (kendisini ölümle tehdit ettikleri için ilk evliliğinden olan çocukları Ahmet Tatlıcı ile Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş, bu evlilikten olma diğer oğlu Mehmet Tatlıcı ile torunlarının ise mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını; mirasının geri kalanının da ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Uğur Tatlıcı’ya verilmesini emretmişti…

MEHMET TATLICI BÜTÜN BUNLARI NEDEN YAPIYOR?

İşte tam da bu noktada, rahmetli babasına ve geride bıraktığı ailesine karşı, (zamanla ortaya çıkan gerçekler ve yaklaşık 10 yıldır yaptıkları da dikkate alındığında) büyük bir kin ve nefretin yanında, para hırsından kaynaklandığı izlenimi veren, nafile bir “hukuk mücadelesine” girdi Mehmet Tatlıcı…

22 Şubat 2009 tarihinde vefat eden merhum babası Mehmet Salih Bey’in kendisine bıraktığı milyonlarca dolarlık miras payını az bulup, (zaman içinde ortaya çıkan gerçeklerin ve kanıtların gösterdiği gibi, vefattan çok daha önce başlattığı) bu “hukuk savaşıyla”, merhum babasının vasiyetnamesini iptal ettirmek ve miras tespitinin yeniden yapılması sağlamak için, 10 yıldır (sayıları 30’u geçen avukat, danışman, üniversite hocası danışman ve uzmanlardan oluşan “hukuk ordusunun” ve FETÖ’cü savcı, FETÖ’cü avukat ve FETÖ’cü gazetecilerin desteğini de arkasına alarak) türlü oyunlar denemesine rağmen amacına ulaşamayan Mehmet Tatlıcı, maalesef bu süreçte aslında hem kendini, hem de tüm aile fertlerini tüketmeye devam etti… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı babası vefat etmeden kaç hafta önce avukatlarına Vekalet verdi?” ; “Vefat Günü Sabaha Karşı 04:29’da Bankaya Gönderilen Faks” ; “Baba Parası… Baba Sevgisi…” ve “Mehmet Tatlıcı’nın Avukat Koleksiyonu…” haberleri).

ANCAK MEHMET TATLICI, SADECE RAHMETLİ BABASININ VASİYETNAMESİNİ HEDEF ALMAMIŞTI…

Zamanla ortaya çıkan gerçeklerin gösterdiği gibi, aslı, astarı olmayan, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla merhum babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı aleyhine tam 14 suç duyurusunda bulunmuş ve bu suç duyurularının hepsi de ülkemizin hakim ve savcıları tarafından reddedilmiş ibretlik bir insana dönüşmüştü Mehmet Tatlıcı… (Bu konuda, ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı” ; “Mehmet Tatlıcı Rekorunu Yeniledi” ve “Mehmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan Ne İstiyor?” haberleri)

MEHMET TATLICI, RAHMETLİ BABASI HAKKINDA BİLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞTU

Mehmet Tatlıcı, bugün sahip olduğu tüm servetini, sadece ve sadece merhum babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın kendisine bıraktıklarına borçludur.

Ancak ne hazindir ki, bugün bir eli yağda, bir eli balda lüks içinde yaşamını borçlu olduğu rahmetli babası hakkında bile, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaçakçılık Bürosu’na suç duyurusunda bulunmuş ibretlik bir insandır Mehmet Tatlıcı… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Oğul: Müşteki – Merhum Baba: Şüpheli” haberi).

Elbette, savcılık makamı, Mehmet Tatlıcı’nın vefat etmiş öz babası hakkında yapmış olduğu bu saçma sapan suç duyurusunu, (tıpkı Uğur ve Nurten Tatlıcı hakkında yaptığı asılsız suç duyurularında olduğu gibi) kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle reddetmişti…

MEHMET TATLICI, NE OLDU DA BÖYLESİNE BİR İNSANA DÖNÜŞTÜ?

Mehmet Tatlıcı’nın bu şekilde hedef aldığı aile fertleri, başta baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ve rahmetli babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı onun bütün bu yaptıklarına o zaman da hiçbir şekilde anlam verememişlerdi…

Bu yüzden, rahmetli işadamının geride bıraktığı eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı, aynı babadan dünyaya gelen Mehmet Tatlıcı’nın kendilerine yönelik haksız-hukuksuz iddialarla yapılan suç duyurusu adı altındaki itibarsızlaştırma çabalarına da, (medyadan bir şekilde sağlamış olduğu sözde gazetecilerle ilişkilerini de kullanarak) büyük bir kin ve nefretle kendilerine karşı sürdürmeye çalıştığı, normal bir insan aklı ve ahlakında yeri olmayan bu küçük düşürme, itibarsızlaştırma ve kendilerini mahkum ettirmeye yönelik kumpaslarına da hala bir türlü anlam verememektedirler.

Çünkü bütün bunları insan vicdanını sızlatan bir şekilde ve maalesef acımasızca sürdüren Mehmet Tatlıcı, babası henüz hayattayken şimdi akıl almaz iddialarla mahkum ettirmeye çalıştığı Nurten Tatlıcı ve Uğur Tatlıcı’nın o zaman babasıyla birlikte yaşadığı eve sık sık gelir ve orada kalır, orada bulunmaktan keyif alırdı. Zira, orada babasından, babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı’dan ve kardeşi Uğur Tatlıcı’dan hep sevgi ve ilgi görürdü. Orada kendisine karşı ne Nurten Tatlıcı, ne de Uğur Tatlıcı’nın en küçük bir kötülüğü olmamıştı. Babaları hayattaydı ve her şey bugünkünden çok farklıydı…

Şimdilerde ise, yıllardır bütün bu yaptıklarıyla, Türkiye’deki adalet mekanizması yanında, artık kamuoyunun da malumu olan Mehmet Tatlıcı, herşeyi ve her yolu deneyip de burada elde edemediklerini, uluslararası kara para aklama uzmanlarının da desteğini alarak Amerika’da bulma telaşında; Adının karıştığı, Milliyet’te çıkan bu “Mafya Tarzı” tehdit ve taciz iddialarını konu alan yeni haberlerin bu şekilde basına yansıması da cabası…

Detayları haber-yorumumuzun ilerleyen bölümlerinde açıklamaya devam edeceğiz ama öncesinde okurlarımıza Mehmet Tatlıcı’nın oyunlarını nasıl oynadığını gösteren bir başka gerçeği hatırlatalım:

MEHMET TATLICI, UĞUR VE NURTEN TATLICI’DAN 740 MİLYON DOLAR TALEP ETMİŞTİ

Mehmet Tatlıcı, miras payını artırabilmek adına sadece Türkiye’de davalar açmamış; rahmetli babasının vefatının 18. gününde, yani 12 Mart 2009 tarihinde, Türkiye’den oldukça uzak bir ülkede, Amerika’da sahne alarak devam etmişti…

Rahmetli babasının geride bıraktığı gözü yaşlı ailesi ve vasiyetine karşı elinden geleni ardına koymamaya kararlı bu “hayırlı” evlat, aradaki denizleri, okyanusları aşarak Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletine kadar erişip, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ve merhum babasının ikinci eşi Nurten Tatlıcı aleyhine, Türkiye’deki mahkemelerden elde edemediğini bir ihtimal ABD mahkemelerinden elde etme ümidiyle, aslı astarı olmayan iddialarla davalar açmıştı.

Ancak daha sonraki bir gelişme, Mehmet Tatlıcı’nın oyununu nasıl oynadığını ve nasıl büyük bir para hırsına sahip olduğunu göstermesi açısından ibretlik bir örnek olmuştu:



Mehmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine Florida’da açtığı davaları sürdürürken, bir yandan da Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya avukatları aracılığıyla yine Florida’dan 12 Mayıs 2010 tarihinde yolladığı bir faks mesajı ile GİZLİ BİR ANLAŞMA da teklif etmişti.

Mehmet Tatlıcı bu “anlaşma” teklifiyle, aleyhlerine haksız-hukuksuz iddialarla çok sayıda suç duyurusunda bulunduğu, davalar açtığı Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan tam 740 MİLYON DOLAR istemekte ve eğer bu para kendisine nakit olarak verirlerse, açtığı tüm davalardan vazgeçeceğini söylemekteydi…

Kısacası, “bana bu 740 milyon doları ödeyin, ben de sizi rahat bırakayım” demekteydi, Mehmet Tatlıcı… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız, “740.000.000 dolarlık ‘GİZLİ’ teklif” ; “Mehmet Tatlıcı’nın Yeni Amerika Manevraları” ve “Mehmet Tatlıcı Mahkemeyi Nasıl Yanıltıyor?” haberleri)

Bu “teklif” mi, yoksa şantaj veya tehdit mi pek belli olmayan “anlaşma talebi” bile, aslında tek başına ibretlik bir örnek olarak, Mehmet Tatlıcı’nın nasıl bir insan olduğunu ve “oyunlarını nasıl oynadığını” göstermeye yeterlidir… (Lütfen bakınız: “Âyinesi İştir Kişinin, Lafa Bakılmaz!” haberi).

Nedir bütün bunları Mehmet Tatlıcı’ya yaptıran?

Nereden geliyor, böylesine büyük bir kin ve nefret? Ve de bu kadar büyük bir para hırsı…

Bir insana, böylesine büyük bir para hırsıyla beslenen kin ve nefret başka neler yaptırırdı?

Mehmet Tatlıcı ile Murat Yüce’nin yolları yıllar önce yine “kesişmişti”

Milliyet’te yer alan haberde adları geçen MEHMET TATLICI ve MURAT YÜCE, yıllar önce Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alan bir kumpas davasında yolları kesişerek, savcılık soruşturmaları ve mahkeme kayıtlarında da adları geçen “dava arkadaşları” olarak dikkat çekmişlerdi…

FETÖ’NÜN KUMPASLARINI HATIRLATAN OYUNLARINI SAHNELEDİLER, AMA ADALETİ BİR TÜRLÜ YANILTAMADILAR…

MEHMET TATLICI, FETÖ’cü savcı, FETÖ’cü avukat ve FETÖ’cü “gazetecilerden” oluşan organize çalıştıkları izlenimi veren “bir ekiple” birlikte, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef aldığı ve içine (aralarında sabıkalı MURAT YÜCE’nin de rol aldığı) başka “aktörleri” de katarak, (tıpkı daha önce ülkemizde tanık olduğumuz ve FETÖ’nün -Fethullahçı Terör Örgütü- kumpas operasyonlarını ve davalarını hatırlatan yöntemlerle) mahkum ettirmeye ve itibarsızlaştırmaya çalışmış, ama adaleti yanıltamamış; hedef aldığı bu masum insanlar yıllar süren bu davadan adaletin tecellisiyle beraat etmişlerdi. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Yeni Senaryo, Yeni Aktörler, Yine Hüsran” ; “Her Taşın Altından Çıkan Hep Aynı İsimler” ve “Adalet Bir Kez Daha Tecelli Etti” haberleri).

Aslında bu söz konusu dava, Mehmet Tatlıcı’nın içine müdahil olarak girmesini gerektiren bir duruma ve özelliğe de sahip değildi, ancak, “işin içinde” FETÖ’cü bir savcı vardı ve Ekrem Beyaztaş isimli bu “savcı”, Mehmet Tatlıcı’nın bu davanın her aşamasında “işin içinde” olmasını adeta desteklemişti.

HABERDE ADI GEÇEN VE YOLU DAHA ÖNCE MEHMET TATLICI İLE YOLLARI KESİŞEN MURAT YÜCE KİMDİR?

MURAT YÜCE, yıllarca Mehmet Salih Bey’in ve daha sonra da Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın şirketlerinde çalışmış, bu ailenin ekmeğini yemiş bir insandır. Ancak, Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alarak müdahil olduğu söz konusu davada, zaman içinde aktif olarak rol alan “aktörlerden” birine dönüşmüştü. Murat YÜCE, kime, hangi amaçlar doğrultusunda “hizmet ettiği” noktasında takdirini okurlarımıza bıraktığımız bu davanın ilerleyen bir aşamasında, “bir anda” MEHMET TATLICI’nın yanında “saf tutmuş” ve davanın gidişatında (aldığı “rolün” hakkını verebilmek amacıyla) bilerek ve isteyerek kendini mahkum ettirmişti. (Hukuk tarihine geçecek bu ibretlik dava sürecinin detayları için lütfen bakınız: “Yeni Senaryo, Yeni Aktörler, Yine Hüsran” haberi).

MURAT YÜCE, HAPİSTEN ÇIKTIKTAN SONRA SOLUĞU MEHMET SALİH BEY’İN KABRİNDE ALARAK, TACİZLERİNE BAŞLADI…

Murat YÜCE, (yukarıda linkini verdiğimiz haberde detaylarıyla açıklanan ve hepsi de hukuki süreçteki resmi belgelere dayanan kanıtların gösterdiği şekilde) söz konusu davada, Mehmet Tatlıcı’nın yanında “saf tutup” kendini bilerek ve isteyerek mahkum ettirdikten sonra hapse girmiş; hapis cezasını tamamladıktan sonra da “soluğu”, (haber ekibimizin araştırmalarının ortaya koyduğu bilgilere ve kanıtlara göre) İstanbul’da, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabristanı çevresinde almıştı…

Zira, merhum işadamının hastalığında ve sağlığında 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı, eşinin vefatından beri hergün sabah saatlerinde Mehmet Salih Bey’in kabrini ziyaret etmekteydi. Yaşı 70’e gelmiş ve hayır kurumlarına yaptığı bağışlarla rahmetli eşinin saygın anısını yaşatmaya çalışan bu hayırsever insan, aradan geçen 10 yıldır her gün merhum eşinin kabrine gelir, acısını hala içinde yaşayarak onunla konuşur, göz yaşı döker ve böylelikle kendi halinde mütevazi bir şekilde sürdürdüğü hayatına tutunmaya çalışır…

Nurten Tatlıcı’nın aradan geçen yıllara rağmen her sabah hala eşinin kabrine gitmeye devam ettiğini çok iyi bilen ve yolu geçmişte “bir şekilde” Murat Yüce ile kesişen “birileri” bu bilgiyi kendisine aktarmış olmalı ki, son zamanlarda Murat Yüce’nin taciz maksatlı şekilde Nurten Tatlıcı’nın karşısına bu mezarlıkta sık sık çıkması söz konusu olmuştu. Yine, aynı Murat Yüce, o günlerde ekranda görünmeyen gizli bir numaradan Nurten Tatlıcı’nın avukatını arayarak kendince “mesaj” vermeye de çalışmıştı.

HABER EKİBİMİZİN İSTANBUL’DAKİ ARAŞTIRMALARI BU TÜYLER ÜRPERTEN AÇIK BİR TEHDİDİN “ARKA PLANINI”  GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR:

Mehmet Tatlıcı’nın kendisini hiçbir şekilde ilgilendirmeyen ama “her nasılsa” davaya bakan FETÖ’cü savcı Ekrem Beyaztaş’ın “hoşgörüsüyle” müdahil olarak katılmasına “izin verilen” söz konusu dava sürecinde, Mehmet Tatlıcı’nın “azmettirmiş olabileceği izlenimi veren” bir “aktör” gibi rol alan Murat Yüce isimli bu sabıkalı şahıs, rahmetli Mehmet Salih Bey’in yasını tutmaya devam eden eşi Nurten Tatlıcı’nın kabristan ziyaretlerinde sık sık ortaya çıkarak tedirginlik yaratmaya ve adeta tehditkar tavırlarla, daha önce hiç yapmadığı davranışlara yönelmeye başlamıştı:

Örneğin, 28 Eylül 2018 tarihinde, “rahmetli Mehmet Salih Bey için dua etmeye geldim” demesi ve 12 Ekim 2018 tarihinde, Nurten Hanım’ın kabristana gelmesini adeta “pusuda” bekleyip, sonra da yanından bir şey söylemeden geçerek biraz ilerideki hiç tanımadığı bir insana ait mezarın başında “dua ediyor” numarası yapması, pek de “normal” görünmemekteydi.

Murat Yüce isimli bu sabıkalı şahsın Nurten Tatlıcı’yı bilerek ve isteyerek tedirgin ettiği izlenimi veren bu tacizlerinin sonucunda, Murat Yüce hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda bulunulmak üzere, Nurten Tatlıcı’nın araç şoförü tarafından 13 Ekim 2018 tarihinde bir tutanak tutulmuştu.

Ancak, rahmetli eşi Mehmet Salih Bey’in kabrini hedef alarak, Nurten Tatlıcı’yı tedirgin etmeyi amaçlayan hareketler bununla kalmadı…

RAHMETLİ MEHMET SALİH BEY VE ANNESİ SULTAN HANIM’IN KABRİNE YAPILAN SALDIRILAR

8 Kasım 2018 tarihinde, Kabristan’da rutin kontrollerini yapan görevliler, Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabri üzerine keskin bir cisimle kazınan bir “A” harfi yer aldığını gördüler. Hemen yanında yer alan Mehmet Salih Bey’in annesi Sultan Hanım’ın kabri üzerinde ise, ahlak dışı, çirkin bir küfürlü bir ifade yer almaktaydı…

Saygın ve hayırsever bir işadamı olan merhum Mehmet Salih Bey’e ve onun geride bıraktığı ailesine yönelik kabristandaki bu “Mafya işi” ve ahlak dışı tehditler kısa bir süre sonra giderek daha da cüretkar bir hal aldı:

“MAFYA STİLİ” TEHDİT

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri onun yasını tutmaya devam eden ve her yeni güne rahmetli eşinin kabrini ziyaret ederek başlayan Nurten Tatlıcı, 20 Aralık 2018 sabahı, kendinin ve oğlu Uğur Tatlıcı’nın yer aldığı bir fotoğrafın, üzerindeki bıçakla birlikte Mehmet Salih Bey’in kabrine saplanmış bir halde bırakılmış olduğunu gördü…

Bu saygın işadamı ve geride bıraktığı ailesine yönelik bu çirkin saldırı, fotoğrafın üzerine yazılan tehdit mesajlarıyla birlikte başka bir anlam daha kazanıyordu; Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın, Mehmet Salih Bey’in toprağa verildiği tarihte çekilmiş göz yaşları içindeki fotoğrafının üzerinde, el yazısıyla kaleme alınmış şu tehdit ifadeleri yer almaktaydı:

“daha çok ağlayacak!!” ve hemen altında da, “bu miras kimseye yar olmayacak!!!”

20 Aralık 2018 tarihinde, “bazı meçhul ellerce” bıçak saplı fotoğraf bırakılarak gerçekleştirilen bu “mafya işi” tehdit mesajı, doğrudan Nurten Tatlıcı ile oğlu Uğur Tatlıcı’yı hedef almakta ve onları ölümle tehdit etmekteydi: “Daha çok ağlayacak, bu miras kimseye yar olmayacak!!!”

BU ÖLÜM TEHDİDİNİ KİM, HANGİ AMAÇLA YAPABİLİR?

Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı asılsız ihbar ve iddialarla itibarsızlaştırmaya ve mahkum ettirmeye çalıştığı (FETÖ’cü savcılar, FETÖ’cü avukatlar ve FETÖ’cü gazetecilerden oluşan ve adeta organize bir suç örgütü gibi çalışıldığı izlenimi veren yukarıda bahsi geçen) davasında baş aktörlerden biri olarak “rol alan” Murat Yüce’nin, (bu “rolünün” karşılığında çektiği hapis cezasını tamamlar tamamlamaz soluğu İstanbul’da alıp), 10 yıl önce kaybettiği eşi Mehmet Salih Bey’in kabrini hergün ziyaret ederek onun anısıyla hayata tutunmaya çalışan yaşlı bir insan olan Nurten Tatlıcı’yı tedirgin eden davranışlarla ortalıkta dolaşması bir yanda; Mehmet Salih Bey ve annesi Sultan Hanım’ın kabirlerine yapılan çirkin ve ahlak dışı saldırılar ve son olarak da “Mafya stili” açık bir ölümle tehdit mesajı diğer yanda…

Bütün bu gelişmeler ışığında, Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak şu soruların cevabını arıyoruz:

BUNLARI KİM, HANGİ AMAÇLA YAPIYOR OLABİLİR? NEDEN UĞUR VE NURTEN TATLICI?

– Nurten Tatlıcı, merhum Mehmet Salih Tatlıcı’nın hastalığında ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olmuş ikinci eşidir.

Nurten Tatlıcı, merhum Mehmet Salih Tatlıcı’ya büyük bir sevgi ve saygı ile bağlanmış, yaşamını eşi ve bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Uğur Tatlıcı’nın mutluluğuna adamış, eşinin ilk evliliğinden olan çocuklarına ve onların ailelerine karşı da her zaman büyük bir sevgi ile yaklaşmış ve onlara karşı en ufak bir kötülüğü bulunmamış, hep mütevazı yaşamı ve hayırseverliği ile bilinen bir insan olmuştur.

Nurten Tatlıcı, her yeni güne hala yasını tutmakta olduğu 43 yıllık hayat arkadaşı olan merhum işadamının kabristanının ziyaret ederek başlamakta ve rahmetli eşinin acısı kalbine gömerek kendi halinde mütevazı bir yaşam sürdürmektedir.

– Uğur Tatlıcı, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın Nurten Tatlıcı ile yaptığı evlilikten dünyaya gelen oğludur.

Uğur Tatlıcı da, (tıpkı annesi Nurten Tatlıcı gibi) rahmetli babasının saygın adını, babası adına yaptığı bağışlarla yaşatmaya çalışan, mütevazı yaşamıyla kamuoyunun ve gazetecilerin “ilgisinden” uzak yaşamayı tercih eden bir işadamıdır. Haber ekibimizin yıllardır yaptığı araştırmalara rağmen, Tatlıcı Gerçekleri haber sitesi olarak, Uğur Tatlıcı’yı sosyetenin “eğlence” mekanlarında ve sosyete dergilerinde “poz verirken” hiç göremedik.

Bu gerçekler ışığında denilebilir ki, Uğur Tatlıcı da tıpkı annesi Nurten Tatlıcı gibi, kendi halinde sakin bir hayat sürmeyi tercih etmekte, özellikle engelli vatandaşlarımızın önündeki engellerin kaldırılmasına ve doğanın korunmasına yönelik projelere verdiği desteklerle dikkat çekmektedir.

UĞUR VE NURTEN TATLICI’YI AÇIKÇA ÖLÜMLE TEHDİT EDEN BU “MAFYA TARZI” TEHDİT VE TACİZLERİN ARKASINDA KİMİN, NE TÜR ÇIKARLARI OLABİLİR?

– Uğur ve Nurten Tatlıcı, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın resmi vasiyetnamesine göre büyük mirasçılar olarak görülmektedir.

Miras davasına bakan mahkeme kayıtlarına göre Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın toplam miras payı 128 birim değer üzerinden 92’dir (92/128).

Yine mahkeme kayıtlarında belirlenen miras paylaşımı 128 pay üzerinden diğer mirasçılar için şu şekildedir:

Mehmet Salih Bey’in ilk evliliğinden oğulları ve torunlarının miras payları:

– Mehmet Tatlıcı için 12 (12/128) ve

– Ahmet Tatlıcı için 12 (12/128) ve

daha önce vefat eden ilk evliliğinden diğer oğlu Ali Tatlıcı’nın çocukları;

– Salih Ziya Titiz için 6 (6/128) ve

– Bedriye Kamer Tatlıcı için 6’dır (6/128).

Resmi mahkeme kayıtlarında geçen yukarıdaki miras paylarına göre, Allah korusun Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın vefatı halinde, onların miras hakkı diğer mirasçılara kalacak ve rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın geride bıraktığı mirastan diğer mirasçılara kalacak pay bu sefer (doğal olarak ve de hukuken “sorunsuz” olarak) her biri için tam 3 misli artacaktır. Zira, Nurten Tatlıcı’nın Uğur Tatlıcı’dan başka kimsesi yoktur ve Uğur Tatlıcı da bildiğimiz kadarıyla evli değildir ve çocuğu (yani başkaca yasal bir mirasçısı) yoktur…

Allah korusun, Uğur ve Nurten Tatlıcı hayatını kaybettiğinde bundan kim faydalanacaksa, bu tehditlerin “aktörlerinin” de oralarda aranması mı gerekir? sorusunun takdirini de, yine okurlarımıza ve kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyoruz…

İSTANBUL 11. AİLE MAHKEMESİ, UĞUR VE NURTEN TATLICI’YI DEVLET KORUMASINA ALIRKEN, MEHMET TATLICI İLE MURAT YÜCE’NİN ONLARA YAKLAŞMAMALARI YÖNÜNDE UYARILMALARI KARARI VERDİ

Haber ekibimizin araştırmaları, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın avukatları aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na ekindeki tüm bu kanıtlarla birlikte yaptığı şikayetin, 15 Ocak 2019 tarihinde İstanbul 11. Aile Mahkemesi’nin aldığı kararlar doğrultusunda, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın devlet koruması altına alındığını ve buna yönelik olarak Mehmet Tatlıcı ile Murat Yüce’nin uyarılmalarına hükmetmiştir:

MEHMET TATLICI ve MURAT YÜCE’nin,

 – Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya, ayrıca onların konut ve işyerlerine 50 metreden fazla yaklaşmaması için uyarılmalarına,

 – Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı şiddet, tehdit, hakaret, aşağılama ve küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına,

 – Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı iletişim araçlarıyla rahatsız etmemeleri için uyarılmalarına,

 – Mehmet Tatlıcı ve Murat Yüce’nin bu kararlara uymamaları halinde fiil ayrı bir suç oluştursa dahi 3 günden 10 güne kadar, tekrarı halinde ise 15 günden 30 güne kadar zorlama hapsi uygulanacağı ihtarı yapılmıştır.

Bu hayırsever işadamına mezarında bile rahat vermeyen “Mafya Tarzı” tüm bu saldırıları, insanlık onurumuz ve gazetecilik sorumluluğumuz adına kınıyoruz…

Tatlıcı Gerçekleri Haber ekibi olarak, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın saygın anısına ve geride bıraktıklarına karşı sistemli bir şekilde sürdürülen tüm bu saldırıların takipçisi olmaya, gelişmelerden okurlarımızı ve kamuoyunu haberdar etmeye devam edeceğiz…

Bir sözümüz de bu saygıdeğer insanın anısına karşı hala saygıda kusur ettiklerini düşündüğümüz ilk ve ikinci evliliğinden öz evlatlarına:

“Yıllardır paylaşamadığınız bu miras başınızı yakacak; gelin sulh olun ve geri kalan ömrünüzde şu ölümlü dünyada birbirinize ve çevrenize biraz huzur verin, rahmetli babanız mezarında rahat yatsın, çünkü o bunları hiç hak etmemiş saygıdeğer ve hayırsever bir insandı…”

“Biraz olsun ona saygı gösterin, anısına hürmet edin; zira, bugün sahip olduğunuz lüks içinde yaşamı sadece ve sadece onun hayatı boyunca çalışıp size bıraktıklarına borçlusunuz…”

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top