Savcılara Ne Diyor, Gerçekte Ne Yapıyor? (Bölüm 3)

savcilara-ne-diyor-gercekte-ne-yapiyor-3.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri büyük bir kin ve nefretle oynanan ibretlik bir oyun var.  Yaklaşık 6 yıldır süren bu oyun, normal bir insanın vicdanını sızlatacak bir senaryo dahilinde büyük bir pişkinlikle hayata geçirilmekte, yapılanların perde arkasında olan bitene bakıldığında ise gerçek dışı beyanların diz boyu olduğu görülmektedir. Bütün bunları yapanların büyük bir pişkinlikle yaptıklarını inkar etmesi de ayrı bir gerçektir ve olan bitenleri normal bir insan aklı ve ahlakının anlaması mümkün değildir.

 

6 YILDIR KENDİYLE AYNI SOYADINI TAŞIYAN AİLE FERTLERİNE KARŞI ANLAMSIZ BİR MÜCADELE SÜRDÜREN İBRETLİK İNSAN: MEHMET TATLICI…

Yeni hazırladığımız yazı dizisi içinde, Mehmet Tatlıcı’nın hakkında açılan soruşturmalarda verdiği beyanlardan yola çıkarak, yaptıklarıyla söyledikleri arasında nasıl büyük çelişkiler bulunduğunu, ekindeki resmi belgelere dayanan kanıtlarıyla birlikte açıklıyoruz.

Mehmet Tatlıcı’nın savcılığa verdiği beyanıyla, gerçekte yaptıkları arasındaki tutarsızlıkları açıklamaya devam edelim:

Mehmet Tatlıcı, resmi beyanında diyor ki;

“… babam öldükten sonra üvey annem ve kardeşim miras konusundan dolayı devamlı şekilde herşeyi ihtilaf konusu yaptılar. Asılsız şikayetlerde bulundular. Herşeyi dava konusu ettiler. Ben de hakkım olan şekilde avukatlarım vasıtası ile itilafları davaları çözmeye çalıştım.”

Mehmet Tatlıcı aslında bu beyanının tam tersini yapmış, her şeyi devamlı ihtilaf konusu yapan da, masum insanlar hakkında asılsız şikayetlerde bulunan da bizzat kendisi olmuştur…

Yazı dizimizin daha önceki bölümlerinde Mehmet Tatlıcı’nın “üvey annem ve kardeşim” dediği Nurten Tatlıcı ve Uğur Tatlıcı aleyhine açtığı davalara değinmiştik. Mehmet Tatlıcı’nın ve diğer mirasçıların bu doğrultuda açtığı başka davalar da vardır.

Bunları aşağıda okurlarımız ve kamuoyunun bilgisine sunmaya devam ediyoruz:

Tenkis Davası

Mehmet Tatlıcı, 4 Haziran 2009 tarihinde, Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E: 2009/206 sayılı dosyasından Uğur Tatlıcı ve Nurten Tatlıcı aleyhine tenkis davası açmıştır (tenkis: mirasçının saklı payının ihlal edildiğini iddia etmesi).

Bu arada Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı da boş durmamıştır… Onların da açtığı aynı amaçlı bir başka dava daha vardır… Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı tarafından,  27.04.2009 tarihli dilekçe ile Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E: 2009/160 sayılı dosyasından Uğur Tatlıcı ve Nurten Tatlıcı aleyhine açılan 02.08.1994 tarihli vasiyetnamenin iptaline ilişkin dava halen, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/26 Esas sayılı dosyasından görülmeye devam etmektedir.

RAHMETLİ İŞADAMI MEHMET SALİH TATLICI’NIN YASINI TUTMAYA DEVAM EDEN AİLESİNE KARŞI YAPILAN HAKSIZ, HUKUKSUZ VE MESNETSİZ SUÇLAMALAR

Mehmet Tatlıcı, yukarıda anlattıklarımız dışında Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine aslı-astarı olmayan ve normal bir insan aklının alamayacağı iddialarla tam 13 suç duyurusunda bulunmuş bir şahıstır.

Kendi halinde mütevazı bir hayat süren ve merhum eşinin yasını tutmaya devam eden 64 yaşındaki hayırsever bir insan olan Nurten Tatlıcı ile saygın bir işadamı olan baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’ya karşı yaptığı suç duyurularında, bakın hangi haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarda bulunmaktadır Mehmet Tatlıcı:

Tarihi eserleri çalmak, gizlemek ve yurt dışına kaçırmak,

Tehdit, darp, hakaret, adam dövdürmek,

Hürriyeti tahdit,

Tat Towers iş kulelerinden elektrik kablolarını çalmak,

Marka hakkına tecavüz…

MEHMET TATLICI’NIN AKIL ALMAZ İDDİALARLA KIRDIĞI SUÇ DUYURUSU REKORU

13 ayrı suç duyurusunda işte bütün bu akıl almaz iddiaları öne sürmüştü Mehmet Tatlıcı…

Ülkemizin hakim ve savcıları ise, Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarını gerekli hukuki incelemeler yapıldıktan sonra ya reddetmiş ya da kovuşturmaya gerek görmeyerek takipsizlikle sonuçlandırmıştır (Bkz. “Mehmet Tatlıcı Düzineyi Tamamladı” haberi).

MEHMET TATLICI’NIN AÇTIĞI DAVALARA PARALEL OLARAK, BASINDA YER ALAN “BİR ÖRNEK” VE “PARALEL” HABERLER

Mehmet Tatlıcı’nın miras davalarında istediği sonucu alabilmek adına sürdürdüğü bütün bu nafile çabalar içinde önemli bir husus daha dikkat çekmektedir:

Miras davalarının görüleceği bütün duruşmaların hemen öncesinde, günlük basında hepsi de aynı muhabirler tarafından yazılan, ama temelinde Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırma ve küçük düşürme amacını taşıyan asılsız haberler yer almaktadır. Bu “haberler” birbiriyle kıyasıya rekabet halindeki farklı gazetelerde ama “büyük bir tutarlılıkla” hep aynı muhabirlerin isimleriyle yayınlanmaktadır… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız, Hep Aynı ‘Ekip’, Hep Aynı ‘Senaryo” haberi)

MAHKEMEYE SUNULAN BİR İHBAR BELGESİ VE İÇERİĞİNDEKİ İDDİALAR

Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde Mehmet Tatlıcı tarafından açılmış olan miras davaları yanında, yine aslı, astarı olmayan hukuksuz ve mesnetsiz iddialarına dayanan suç duyurularına ve devam eden dava duruşmalarına “denk düşen” bir örnek haberlerle ilgili, insana haklı olarak “bu nasıl bir tesadüftür?” dedirten soruları sorduran çok önemli iddialar da bulunmaktadır.

Burada kimseyi suçlamak amacında değiliz ama artık resmi mahkeme kayıtlarına da girmiş olan bazı belgeler vardır.

Geçtiğimiz aylarda yine Mehmet Tatlıcı’nın rahmetli babasının kendisine bırakmış olduğu milyonlarca dolar ettiği söylenen miras payını az bularak daha fazlasını kazanmak amacıyla açmış olduğu tereke (miras) davası sürecinde (yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi) tereke mahkemesine sunulan bir belge, gerçekten düşündürücüdür ve o ölçüde de, bütün bu olanların nedenleri konusunda ilginç bağlantıları ortaya koyan iddialar içermektedir…

Bu ihbar belgesinde, itirafçı şahsın anlattıklarına göre, Mehmet Tatlıcı’nın E.Ö. isimli bir gazeteciye PARA KARŞILIĞI haber yazdırdığı da iddia edilmekteydi. Mahkeme kayıtlarına da geçmiş olan, ayrıca Mehmet Tatlıcı aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış olan suç duyurusunda da belirtilmiş olan iddialar aynen şu şekildedir:

İtirafçı kişinin ses kaydında;

“City Otel var. Orada ben hemen karşıda beklerim, gazeteciyi çağırır zarf içinde 15 bin lira para verilir, gazeteciye Ali Bey’in yazdığı mağdur rolü oynattırılır, o şahıs E.Ö’dür. Yarı hafif şişman koca kafalı aynı yerdeyiz renkli gözlü yanında bir de asistanı vardı. Efendime söyleyeyim, 15 milyar lira para verilir, ondan sonra Mehmet Tatlıcı halk nezdinde mağdur gösterilir…”

şeklinde bir beyan yer almaktadır.

İhbarı yapan kişinin iddialarında 15.000 TL verildiğini beyan ettiği E.Ö., aleyhlerinde yaptığı asılsız haberleriyle Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya 5.000 lira manevi tazminat ödemeye mahkum olan muhabir E.Ö.’nün kardeşidir. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. “Mehmet Tatlıcı Hakkında ŞOK İddialar!” haberi)

Burada kimseyi suçlamıyor, sadece resmi mahkeme kayıtlarına geçmiş olan bu iddiayı aktararak, Mehmet Tatlıcı’nın nasıl bir yol izlediğine yönelik gerçekleri açıklamaya devam ediyoruz.

MEHMET TATLICI, BABA BİR KARDEŞİ İLE BABASININ İKİNCİ EŞİ ALEYHİNE HAKSIZ, HUKUKSUZ VE MESNETSİZ İDDİALARLA TAM 13 SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU, HEPSİ DE REDDEDİLDİ VEYA TAKİPSİZLİKLE SONUÇLANDIRILDI

Yukarıda da açıklandığı gibi rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın yasını tutmaya ve saygın anısını yaşatmaya çalışan geride bıraktığı gözü yaşlı ailesine karşı Mehmet Tatlıcı’nın anlamsız bir kin ve nefretle sürdürdüğü mücadelesindeki asılsız iddialar taşıyan suç duyuruları sayısı 13’ü bulmuştur.

Bunlar, normal bir insan aklını ve vicdanını zorlayan iddialar içermekte olduğu  ve masum insanları bunlarla suçlayarak mahkum ettirme amacı taşıdığı için, hepsi de ülkemizin savcıları ve hakimleri tarafından ya reddedilmiş ya da takipsizlikle sonuçlandırılmıştır.

Böylelikle Mehmet Tatlıcı çok istemesine ve her yolu denemesine rağmen, aynı babadan dünyaya gelmiş kardeşini ve babasının ikinci eşini bir türlü mahkum ettirememiştir; ancak aynı hırsla ve dolu dizgin, asılsız iddialarla suç duyurusunda bulunma rekorunu geliştirmeye devam etme azim ve kararlılığını da sürdürmektedir.

MEHMET TATLICI’NIN MİRAS DAVALARI TAMAM DA, HAKSIZ-HUKUKSUZ VE MESNETSİZ İDDİALARLA MASUM İNSANLARI MAHKUM ETTİRME ÇABALARINA NE DEMELİ?

Burada Mehmet Tatlıcı’nın rahmetli babasının kendisine bıraktığı miras payından memnun kalmayıp daha fazlasını alabilmek adına vasiyetnamenin iptali davası ve diğer miras davaları açmasını anlayabiliriz…

Ancak, Mehmet Tatlıcı’nın bu tür davalar dışında, rahmetli babasının geride bıraktığı kederli ailesine karşı aslı astarı olmayan iddialarla yaptığı suç duyurularına ve bu masum ve kendi halinde yaşayan insanları mahkum ettirme çabalarına ne demeli?

MEHMET TATLICI’NIN HEDEFİNE ALDIĞI İNSANLAR KİMLER?

Mehmet Tatlıcı’nın bu anlamsız ve insan vicdanını sızlatan “mücadelesinin” hedefi maalesef baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile hayatta kendisine en ufak bir kötülüğü dokunmamış bir insan olan Nurten Tatlıcı’dır.

Nurten Tatlıcı, merhum Mehmet Salih Tatlıcı’ya büyük bir sevgi ve saygı ile bağlanmış, yaşamını eşi ve bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Uğur Tatlıcı’nın mutluluğuna adamış, ayrıca eşinin ilk evliliğinden olan çocuklarına ve onların ailelerine karşı da her zaman büyük bir sevgi ile yaklaşmış ve onlara karşı en ufak bir kötülüğü bulunmamış, hep mütevazı yaşamı ve hayırseverliği ile bilinen bir insan olmuştur.

Gerçek bu iken, Mehmet Tatlıcı, çocukluk ve gençlik yıllarında evlerine sık sık gidip kaldığı, kendisine büyük bir sevgi göstermiş ve kendi öz evladı gibi yaklaşmış bir insan olan Nurten Tatlıcı ile, yine beraber büyüdüğü, çocukluklarında birlikte oyunlar oynadığı baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’ya karşı öylesine asılsız iddialarla suç duyurularında bulunmuştur ki, bütün bunları “normal” bir insan aklı ve vicdanının kabul edebilmesi mümkün değildir.

MEHMET TATLICI BÜTÜN BU İBRETLİK HAMLELERİ NE ADINA YAPIYOR?

Peki Mehmet Tatlıcı bütün bunları neden yapıyor?

Mehmet Tatlıcı’nın babasının vefatının hemen ardından Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı büyük bir kin ve nefretle neden böylesine bir savaş başlatmış olduğunun cevabı çok nettir: PARA HIRSI…

Mehmet Tatlıcı’nın yukarıda özetlediğimiz insan vicdanını sızlatan bütün bu hamleleriyle esas amacı da, her yeni güne kaybettiği eşi rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın kabrini ziyaret ederek başlayan 64 yaşındaki hayırsever insan Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşi saygın işadamı Uğur Tatlıcı’yı kendi kafasınca yıldırarak, kendi istediği noktaya getirmektir.

Bunun ne anlama geldiği yazı dizimizin 4. Bölümünde, Mehmet Tatlıcı’nın Amerika manevralarıyla birlikte ayrıntılı olarak açıklayacağız…

Şimdi kaldığımız yerden devam edelim ve Mehmet Tatlıcı’nın vefat etmiş kendi öz babası hakkında bile savcılığa nasıl suç duyurusu yapabildiğine dair şaşkınlığımızı okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşalım:

MEHMET TATLICI RAHMETLİ OLMUŞ BABASINI BİLE SAVCILIĞA ŞİKAYET ETTİ!

Mehmet Tatlıcı aslında haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarla yaptığı bu suç duyurularında hızını alamamış, onun bu suç duyurusu takıntısından rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı da nasibini almıştır…

Mehmet Tatlıcı bugün bir eli yağda, bir eli balda (Tripleks villalar, Porsche marka spor otomobiller, lüks otellerde tatiller) lüks içinde bir yaşam sürdürebiliyorsa, bunu sadece ve sadece rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın kendisine verdiklerine borçludur.

Ama gelin görün ki Mehmet Tatlıcı, merhum babasının geride bıraktığı gözü yaşlı ailesinden büyük bir kin ve nefretle intikam almak adına sürdürdüğü anlamsız mücadelesinin hedefini oluşturan Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı itibarsızlaştırma çabaları içinde, kendisine bütün bu parayı-pulu, malı-mülkü bırakmış olan merhum babasını bile savcılığa şikayet etmekten kaçınmamıştır.

Hayırlı” evlat Mehmet Tatlıcı, merhum babası aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaçakçılık Bürosu’na suç duyurusunda bulunmuştu. Suç tarihi olarak da rahmetli babasının vefat tarihinden öncesini göstererek…

Ancak hayırlı evlat Mehmet Tatlıcı’nın bu şikayeti de savcılık makamı tarafından, tıpkı Uğur ve Nurten Tatlıcı hakkındaki diğer tüm haksız, hukuksuz ve mesnetsiz suç duyurularında olduğu gibi kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle reddetmişti. (Bkz. Oğul Müşteki – Merhum Baba: Şüpheli” haberi).

(Mehmet Tatlıcı’nın söyledikleriyle yaptıkları arasındaki çelişkiyi gösteren bir başka haber-yorum için lütfen bkz. “Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!”)

Mehmet Tatlıcı’nın bütün bu ibretlik oyunlarını, savcılık makamına verdiği beyanlarla, gerçekte yaptıkları arasındaki çelişkileri ortaya koyan çok daha detaylı bilgiler ve ekindeki kanıtları Savcılara ne diyor, gerçekte ne yapıyor? başlıklı yazı dizimizin izleyen bölümlerinde açıklamaya devam edeceğiz…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top