Tat Towers Üzerinden Terekeyi Esas Zarara Uğratan Kimler?

tat-towers-uzerinden-terekeyi-esas-zarara-ugratan-kimler.jpg

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın kredi kullanmadan, tamamen kendi kaynaklarıyla inşa ettiği Tat Towers, ilk evliliğinden oğulları ve torunlarının açtığı miras davaları ve olumsuz yaklaşımları nedeniyle yıllardır atıl tutulmaya çalışılmaktadır.

Başta Mehmet Tatlıcı olmak üzere, kendilerine bugün yaşadıkları lüks içindeki yaşamı ve sahip oldukları tüm zenginliği sunan merhum babalarının bu eserine, aslında öyle olmadığı halde “kaçak yapı”, “gecekondu”, hatta “depreme dayanıksız” diyerek dava üstüne dava açıp, uzun yıllardır ekonomiye kazandırılmasına ve devletin büyük bir vergi kazancına engel olan bu mirasçılar, bir yandan da büyük bir pişkinlikle kendilerine ait Tatlıcı Gayrimenkul Geliştirme Yatırım A.Ş. isimli şirket üzerinden Tat Towers’ı pazarlama gayreti içindeler.

Sabah gazetesinde gerçek dışı bilgilerle yayınlattıkları izlenimi veren haberlerle de, Tat Towers’ın atıl tutulmasının sözde müsebbibi olarak, aleyhlerine sürekli davalar açtıkları merhum babalarının ikinci eşi ve en küçük kardeşlerini kamuoyuna hedef gösterip, yıllardır yaptıklarını ve esas gerçekleri gizleme derdindeler…

Bugünkü haber-yorumumuzda söz konusu mirasçıların Tat Towers’la ilgili oyunlarını ve esas gerçekleri Sabah gazetesinde 8 Mayıs 2020 tarihinde çıkan haberle bağlantılı olarak değerlendireceğiz.

Meselenin özü nedir?

Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın, Tat Towers’ın Corona virüs (Covid-19) salgını ile mücadele kapsamında Sağlık Bakanlığı’na tahsisine yönelik teklifine olumlu cevap vermeyerek, salgınla mücadelede bu tür kaynaklara en çok ihtiyaç duyulan dönemde, önemli bir lojistik destek sağlayabilecek Tat Towers’ın bir kez daha kullanım dışı kalmasına neden olanlar, şimdi medya üzerinden yaydıkları gerçek dışı bilgilerle, hem bu insani teklifi verenleri kamuoyu nezdinde küçük düşürmeye, hem de kendilerini “sütten çıkmış ak kaşık” gibi göstermeye çalışmaktadırlar.

Söz konusu mirasçıların, hep yaptıkları gibi yine medya üzerinden gerçekleştirmeye çalıştıkları bu “algı operasyonunun” ardındaki esas gerçeği ve yıllardır Tat Towers üzerinde oynanan oyunları, bu oyunların kimler tarafından sergilendiğini okurlarımızın ve kamuoyunun bilgisine sunmak istiyoruz.

Konuya, Tat Towers’ın ve rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın başarı öyküsünü kısaca hatırlatarak başlayalım:

Mehmet Salih Tatlıcı ve Tat Towers

Mehmet Salih Tatlıcı, 1931 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Çok küçük yaşlarda babasının tatlıcı dükkanında çalışarak iş hayatına atıldı.

Henüz 16 yaşında bir çocukken, ailesinin ısrarıyla kendisinden yaşça büyük teyze kızı Bedriye Hanım ile ilk evliliğini yaptı Mehmet Salih Tatlıcı ve bu evlilikten Ali, Ahmet ve Mehmet isimli üç çocuğu oldu.

Mehmet Salih Bey, 35 yaşına geldiğinde, 9 yaşından beri çalışıp tek başına ayakta tuttuğu Diyarbakır’daki tatlıcı dükkanındaki işlerini İstanbul’a taşımaya karar verdi ve borç aldığı parayla Karaköy semtinde “Tatlıcılar” pastanesini açtı. İstanbul’un önemli bir ticaret ve endüstri kenti olmasının getirdiği iş potansiyelini azmi, sabrı ve çalışkanlığı ile birleştiren Mehmet Salih Tatlıcı kısa sürede işlerini genişletmiş, ileri görüşlülüğü ve cesaretli yatırımlarıyla büyük projelere imza atmış ve adını başarılı ve hayırsever bir işadamı olarak dünyanın sayılı zenginleri arasına yazdırmıştı.

Mehmet Salih Tatlıcı, ikinci evliliğini kendisine hastalığı ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan Nurten Hanım’la yaptı ve bu evlilikten de Uğur adını verdiği bir çocukları oldu.

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı, “en önemli eserim” dediği ve Tat Towers adını verdiği İstanbul Zincirlikuyu’daki ikiz iş kulelerinin inşaatına 1989 yılında başlanmış ve 2007 yılında tamamlamıştır. Merhum işadamı, büyük emek verdiği Tat Towers’ın yapımında kredi kullanmamış, tamamen kendi çabası ve öz kaynaklarıyla inşaat sürecinin tamamlanmasını sağlamıştır.

Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı ve vasiyetnamesi

İnşaat tamamlandıktan sonra, dünyaca ünlü büyük otelcilik firmaları şehrin en önemli ulaşım bağlantıları üzerinde yer alan Tat Towers’ı turizm amaçlı olarak kiralamak için önemli teklifler vermişlerdi.

Ancak bu görüşmeler devam ederken, Mehmet Salih Tatlıcı hastalandı. Zaman içinde hayırsever işadamının hastalığı ilerledi ve kendisi işlerini yakından takip edemez hale geldi. Yakalandığı amansız hastalığı yenemeyip Londra’da hayata gözlerini yumduğunda ise tarihler 22 Şubat 2009’u gösteriyordu…

Merhum işadamının henüz hayattayken, 2 Ağustos 1994 tarihinde ve noter huzurunda tanzim etmiş olduğu resmi vasiyetnamesi de, 2009 yılındaki vefatından sonra ortaya çıktı.

Mehmet Salih Tatlıcı vasiyetnamesinde, kendisini ölümle tehdit etmiş olan ilk evliliğinden oğulları Ahmet Tatlıcı ve Ali Tatlıcı’yı mirasından ıskat etmiş, diğer oğlu Mehmet Tatlıcı ile torunları Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı’nın da mirasından saklı payları oranında yararlanmalarını istemişti.

Rahmetli işadamı, mirasının geri kalan payı ile mirasın tasarruf nisabını tümüyle, kendisine hastalığında ve sağlığında tam 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’ya bırakmıştı.

Yine aynı vasiyetnamedeki taksim kuralına göre Mehmet Salih Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı dışındaki diğer mirasçıların terekeden sadece nakit para almalarını istemiş; bunun yanında Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya isterlerse, söz konusu diğer mirasçılara saklı paylarını karşılamak üzere, para yerine veya parayı tamamlamak üzere yine Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın belirleyeceği taşınmazların mülkiyetini nakledebileceklerini de emretmiştir.

Milyonlarca dolar miras payını beğenmeyen ilk evliliğinden oğulları ve torunları, vasiyetnameyi iptal ettirmek için davalar açtılar

Ancak, rahmetli işadamının vasiyetnamesinde emrettiği hususları ve miras paylaşımını, kendilerine varlık içindeki hayatları dışında, bugüne kadar sahip oldukları her şeyi sunmuş olduğu ilk evliliğinden oğulları, Mehmet Tatlıcı ve Ahmet Tatlıcı ile (daha önce vefat etmiş olan diğer oğlu rahmetli Ali Tatlıcı’nın çocukları olan) torunları Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı beğenmediler (ki miras paylarının milyonlarca dolar ettiği söylenmektedir) ve daha fazlasını elde etmek amacıyla, rahmetlinin vefatının hemen ardından Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde onlarca dava açtılar…

Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı tarafından Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde açılan bu davalar üzerine, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın terekesindeki (tereke: vefat eden kişinin Miras Hukuku kurallarıyla belirlenen mal varlığı) aralarında Tat Towers’ın da bulunduğu çok sayıda taşınmaza, Tereke Mahkemesi tarafından tedbir konuldu ve bu taşınmazların yönetimi ve kontrolü, Tereke Mahkemesi ve Mahkeme’nin atadığı resmi tereke yöneticileri tarafından yürütülmeye başlandı.

Yukarıda isimleri geçen Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (“ilginç bir şekilde” 40 yaşından sonra, Titiz ailesi tarafından “evlat edinilmiş” ve Titiz soyadını almıştır) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçılar, Mehmet Salih Bey’in vasiyetnamesinin iptali ve miras tespiti için de birbiri peşi sıra davalar açtılar.

Uzun yıllar süren bu davaların ardından, Türk Adaleti merhum işadamının 2 Ağustos 1994 yılında tanzim etmiş olduğu resmi vasiyetnamesinin geçerli olduğuna hükmetti ve miras paylaşımının da, (mirastan ıskat edilen Ahmet Tatlıcı’nın saklı payı oranında yararlanması dışında) yine aynen merhumun resmi vasiyetnamesinde emrettiği şekilde yerine getirilmesine hükmetti.

Bu kararlar artık kesinleşmiştir.

Mehmet Salih Tatlıcı vasiyetnamesinde neleri emretmişti, Tat Towers’ı kime bırakmıştı?

Bütün bu gelişmelerden sonra, Mehmet Salih Tatlıcı’nın artık kesinleşen resmi vasiyetnamesine göre, merhumun ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’nın, Tat Towers dahil terekeye tabi tüm taşınmaz varlıkların paylaşımı noktasında, diğer mirasçılara “Tat Towers dahil tüm tereke malvarlıkları için, size saklı payınız dışında hiç bir şey vermiyoruz” deme hakları bulunmaktadır.

Tat Towers üzerindeki oyunlarını sahnelemeye başlıyorlar

Bu gerçeği çok iyi bilen Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçılar, açmış oldukları bütün bu davalar sürecinde, işte bu nedenle ve “bana yar olmayan, başkasına da yar olmasın” kafasıyla, Tat Towers’ın atıl tutulması için yıllardır ellerinden geleni yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar.

Yıllarca asılsız, mesnetsiz ve hukuksuz iddialarıyla rahmetli babaları, dedeleri Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesini iptal ettirip, mirastan daha fazla pay almayı uman bu mirasçılar, Adalet’in verdiği bu hukuken kesinleşmiş kararlar üzerine, artık “kendilerine yar olmayacağını anladıkları” Tat Towers’ı işlevsiz bırakma adına, aşağıda detayları ve resmi belgelere dayanan kanıtlarıyla açıklayacağımız “oyunlarını” devreye soktular.

Öz babalarını, dedelerini ve onun mirasını hedef alan oyunlarını çok önceden planlamışlardı

Aslında bu oyunlarına, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı yakalandığı amansız hastalık yüzünden hastaneye kaldırıldığı günlerden başlamışlardı. Yani, rahmetli babaları henüz hayattayken ve hastalığıyla mücadele ederken…

Örneğin Mehmet Tatlıcı, babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından haftalar önce avukatlarına gelecekte mirasla ilgili davalar açmak üzere dava vekaletnamesi vermişti bile; henüz ortada vasiyetname yokken…

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın resmi vasiyetnamesin iptalini gerektirecek hiçbir haklı neden olmamakla birlikte, Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı ve yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı ve Bedriye Kamer Tatlıcı, hem vasiyetnameyi iptal ettirmek, hem de merhum işadamının ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’nın miras payına karşı çıkarak, miras tespitini de içeren onlarca davalar açtılar.

Medyadaki adamları üzerinden yıllarca “algı operasyonları” yönettiler ve hala devam ediyorlar

Bu davalar sürecinde, bir yandan da medyadaki adamları üzerinden gazetelerde Uğur ve

Nurten Tatlıcı aleyhinde onları küçük düşürücü, kamuoyu nezdinde itibarlarını sarsıcı onlarca haber yaptılar; tıpkı bugünkü haberimizin konusu oluşturan Ahmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine açtığı son dava ile ilgili olarak Sabah Gazetesi’nde çıkan haberinde olduğu gibi…

Bütün bu yaptıklarıyla, kendilerine bugün sahip oldukları lüks içindeki hayatlarını ve tüm zenginliklerini sunan rahmetli babalarının eseri Tat Towers’ın çürümeye terk edilmesini sağlamış ve Tat Towers’ın ülke ekonomisine kazandırabileceği milyonlarca dolarlık vergi kaybı ve binlerce insana sağlanacak iş olanaklarının heba edilmesine bilerek, isteyerek ve planlayarak sebep olmuşlardır.

Aynı mirasçılar, Tat Towers’ın kiraya verilmesine ve dış yüzeylerinin reklam amaçlı kullanımına karşı çıkarak, tereke giderlerinin karşılanmasına da engel olmuşlardır. Terekeye tabi diğer gayrimenkuller bir yana, şehrin merkezinde ve önemli ulaşım yollarının kesiştiği bir noktada yer alan Tat Towers isimli bu ikiz iş kulelerinin tek başına sadece kiraya verilmesi halinde bile, daha önce hazırlanan bilirkişi raporlarına göre, terekeye ayda en az 2.500.000 Dolar (iki milyon beş yüz bin Amerikan Doları) kira geliri kazandıracak ve böylelikle terekenin tüm masraflarını tek başına karşılaması yanında ek gelir de getirmesi söz konusuyken, Tat Towers binaları yıllarca bu mirasçıların planlı çabalarıyla bu şekilde atıl bir halde kaderine terk edilmiştir…

“Ruhsatsız”, “kaçak yapı”, “depreme dayanıksız” dediler, ama hiçbir kanıt sunamadılar

Bütün bunların traji-komik olan tarafı ise, Tat Towers’ın kaçak, ruhsatsız ve depreme dayanıksız olduğunu hemen her dava duruşmasında açıkça iddia eden Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı ile Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı’nın, yine aynı mahkeme kayıtlarında yer alan başka beyanlarında ise, kendilerini bile yalanlayarak, bu binaların kaçak ve depreme dayanıksız olduklarına dair bir bilgileri olmadığını söyleyebilecek kadar tutarsız ve çelişkili bir tavır içerisinde olmalarıdır.

Ayrıca, depreme dayanıksız dedikleri binalar için bu yönde araştırma yapılmasına da hep karşı çıkmaktadırlar ki, bu gerçekleri de aşağıda detaylarıyla açıklayacağız…

Tüm çabaları Tat Towers’ın ekonomiye kazandıracaklarına engel olmak

Yukarıda ismi geçen bu mirasçılar maalesef bütün bu “oyunlarıyla” dava sürecini alabildiğine uzatmaya ve binaların atıl tutulmasına çalışmışlardır ve bunda da “başarılı” olmuşlardır.

Böylelikle, Tat Towers’ın ekonomiye kazandırılamamasının sonucu olarak devlet hazinesine gidecek milyonlarca liralık vergi ve gelir kaybı, ayrıca binlerce insanın iş bulmasının engellenmesi, terekenin borçlarını ödeyemeyecek hale gelmesi, sadece ve sadece “bu bir avuç insanın” kendi öz babaları, dedelerinin eserine ve mirasına karşı bitmek bilmeyen nefretlerine ve kişisel hırslarına feda edilmektedir…

Tat Towers’ı atıl tutarak terekeyi zarar ettirenler esas gerçeği saptırma derdinde

Bütün bu nedenlerle ve gerçeklerin ışığında bakıldığında, Ahmet Tatlıcı Tat Towers’ın atıl kalmasının ve terekenin zararının baş aktörlerinden biri olmasına rağmen, şimdi kalkıp da Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde “terekeyi zarara uğrattılar” şeklindeki asılsız iddialarıyla dava açıp, bir de bunu Sabah Gazetesi’nde onları hedef gösterecek ve itibarlarını sarsacak şekilde haber olmasını sağlayarak gündeme taşıması, bunun esas gerçekleri saptırma manevrası ve daha önce kardeşi Mehmet Tatlıcı’nın da defalarca denediği türden bir “algı operasyonu” olduğu çok net bir şekilde görülmektedir.

Şimdi gelelim bu mirasçıların tek tek gerçekleri nasıl çarpıttıklarına ve resmi mahkeme kayıtlarında yer alan ve aslında birbiriyle çelişen beyanlarına…

Önce Mehmet Tatlıcı ile başlayalım:

İşte, Mehmet Tatlıcı’nın Tat Towers hakkında birbiriyle çelişen beyanları ve esas gerçekler:

Bütün uğraşını babasının vasiyetnamesinde kendisine bıraktığı milyon dolarlarla ölçüldüğü söylenen saklı payını beğenmeyerek, hep daha fazlasını elde etmek amacıyla açtığı miras davasları üzerine kuran Mehmet Tatlıcı, bakın mahkemeye avukatları aracılığıyla sunduğu dilekçelerde Tat Towers için neler beyan ediyor:

  • Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne 19 Mart 2010 tarihinde verilen beyanında:

Mehmet Tatlıcı, Tat Towers’ın geçerli hiçbir imar, iskan ve ruhsatı olmadığını belirterek şunları söylemektedir: “Yukarıda özetlediğimiz bilgiler, Tat Towers adı verilen ikiz gökdelenlerin geçerli tüm ilgili mevzuata aykırı yapıldığını ve ileride bırakın iskan almayı, bütünüyle yıkılmasının dahi gerekebileceğini göstermektedir.”

  • Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne 18 Şubat 2011 tarihinde verilen beyanında:

Mehmet Tatlıcı, Tat Towers’ın işletmeye açılmasına karşı olduğunu belirterek, Tat Towers’ın kaçak yapı niteliğinde olduğunu, iskanının olmadığını söyleyerek, o dönemde Tat Towers için hazırlanan sözde bilirkişi raporuna atıf yapıp: “Tat Towers’ın geçerli deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmeden ve diğer eksiklikler tamamlanmadan iskan almasının mümkün olmadığı, daha önce Prof. Dr. Cumhur Özakman tarafından da tespit edildiği üzere Tat Towers’ın işletmeye açılmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır” demektedir.

  • Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne 14 Mart 2011 tarihinde verilen beyanında:

Mehmet Tatlıcı aşağıda bazı bölümleri aktarılan dilekçede altını çizerek ve kalın harflerle şunları ifade etmiştir:

“Deprem güvenliği olmayan bir binaya, bütün eksikliklere, usulsüzlüklere ve yolsuzluklara rağmen bir şekilde iskan verilmesi durumunda, bu iskanın iptali için dava açmakta ve bu izni verenler hakkında da Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmakta duraksamayacağımızı vurgulamak isteriz”.

Yukarıdaki açıklamalarımıza ek olarak, birileri para kazansın ya da istikbal elde etsin diye, deprem güvenliği olmayan bir binanın şaibeli biçimde işletmeye açılması ve İLERİDE OLASI BÜYÜK BİR DEPREMDE Tat Towers’ın yıkılarak BİNLERCE KİŞİNİN ÖLÜMÜNE YOL AÇMASI gibi bir olasılık, bu binayı bu haliyle işletmeye açmaya çalışan herkesin kulağına küpe olmalıdır.”

(Kalın yazı karakteri, büyük harf ve altı çizili kısımlar, Mehmet Tatlıcı’nın avukatları aracılığıyla yaptığı beyandan aynen alıntılanmıştır).

Mehmet Tatlıcı, Depreme dayanıksız dediği Tat Towers için, bir başka beyanında “depreme dayanıklı olup olmadığı bilinmeyen” diyerek, tutarsız ve çelişkili açıklamalar yapıyor…

Mehmet Tatlıcı, mirastan daha fazla pay alabilmek ve Tat Towers’ın atıl tutularak çürümeye terk edilmesi amacıyla açtığı davalarda, ilgili mahkemelerin duruşma kayıtlarına aynen yukarıda aktardığımız şekilde geçen bütün bu beyanlarına rağmen, bir başka duruşmada ise, bakın nasıl daha önceki beyanlarıyla çelişen açıklamaları büyük bir pişkinlikle yapabilmekte:

  • İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne 12 Haziran 2013 tarihinde verilen beyanı:

Mehmet Tatlıcı, mahkeme kayıtlarına geçen bu beyanında, Tat Towers’ın iskan izninin bulunmadığı, zemin etütleriyle birlikte inşaatın statik tahkiklerinin yapılması gerektiği belirttikten sonra, “Sayın Mahkemenizin henüz zemin etüdü yapılmadığı için depreme dayanıklı olup olmadığı bilinmeyen; iskan izni bulunmayan; ruhsatının yenilenmesi gereken Tat Towers’ın kiralanması ile ilgili herhangi bir işlem yapması, ruhsatsız binanın kiralanması anlamına geleceğinden belediye, imar ve iskan yasalarına aykırılık oluşturacaktır” demektedir… (Altı çizili kısımları, okurlarımızın dikkatine sunmak için özellikle belirttik)

Daha önceki beyanlarında açıkça “deprem güvenli yok” dediği Tat Towers için, yukarıdaki beyanında çok net görüldüğü gibi, “depreme dayanıklı olup olmadığı bilinmeyen” şeklinde bir açıklama yaparak, kendisiyle bile çelişen Mehmet Tatlıcı, yıllardır oynadığı oyunlar içinde, işte bu şekilde aslında kendini ele veren ve yalanlayan, böylesine büyük çelişkilere de imza atmaktadır…

14 Mart 2011 tarihinde Tat Towers binalarının “deprem güvenliği olmadığını” büyük bir pişkinlikle ilgili mahkeme hakimliğine beyan eden Mehmet Tatlıcı, aradan yaklaşık iki buçuk yıl geçtikten sonra, 12 Haziran 2013 tarihinde, yine büyük bir pişkinlikle, aynı Tat Towers binaları için, “henüz zemin etüdü yapılmadığı için depreme dayanıklı olup olmadığı bilinmeyen” diye bir açıklama yapabilmektedir…

“Yalandan kim ölmüş?”

Adama sormazlar mı, “kardeşim, bu binaların depreme dayanıksız olduğunu iki buçuk yıl önce bilmiyordun da, elinde hiçbir kanıt ve rapor olmadan neden bu binalar hakkında sürekli “deprem güvenliği olmayan” şeklinde beyanlarda bulunuyordun?

Ama Mehmet Tatlıcı bu, rahmetli babası Mehmet Salih Bey’in resmi vasiyetnamesi dahil, kendisine sahip olduğu her şeyi adeta altın tepsiyle sunmuş olan öz babası aleyhine ve onun ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’ya karşı Türkiye’de ve yurt dışında açtığı bütün davalarda, yine onlar aleyhine asılsız iddialarla savcılıklara yaptığı suç duyurularında da hep aynı pişkinlikle ve aynı kafayla hareket etmişti Mehmet Tatlıcı: “Ya tutarsa”…

Bu kafa yapısının aynı pişkinlikle başka neler yapabileceğinin, aşağıda okurlarımızın bilgisine sunduğumuz, hepsi de kanıtlara dayanan ibretlik örnekleri de vardır:

Mehmet Tatlıcı’nın çelişkileri bunlarla da sınırlı kalmamıştır; İşte kanıtı: 

Mehmet Tatlıcı, Tat Towers’ı yerin dibine batırırken, bir yandan da kendisi pazarlamaya çalışıyor

Mahkemeye verdiği beyanlarında, Tat Towers binalarının ruhsatsız olduğunu, deprem güvenliği olmadığını iddia ederek işletmeye açılmasının getireceği riskleri dile getirip, (bugün sahip olduğu ne varsa hepsini kendisine sunan) rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın eseri bu binaları sürekli yerin dibine batıran Mehmet Tatlıcı, bir yandan da bu binaları sanki kendi eseriymiş ve tüm mülkiyet hakları elindeymiş gibi, “TAT DEVELOPMENT CENTER” ve tatlici.com.tr üzerinden reklamını yaparak satmaya çalışmıştır…

Nasıl mı?

Rahmetli babasının eseri Tat Towers için ruhsatsız ve gecekondu yakıştırmalarında bulunan Mehmet Tatlıcı bunlarda da yetinmeyip, aslında elinde Tat Towers’ın depreme dayanıksız olduğu yönünde hiçbir belge ve kanıt olmamasına rağmen sürekli depreme dayanıksız dediği bu binaları, İnternet’te “TAT DEVELOPMENT CENTER” ismiyle gösterdiği TATLICI GAYRİMENKUL GELİŞTİRME YATIRIM A.Ş. emlak pazarlama şirketi üzerinden yabancı yatırımcılara sanki mülkiyeti kendisine aitmiş gibi pazarlama “cinliği” göstermiştir; Üstelik, bu şekilde pazarlamaya çalıştığı Tat Towers üzerinde, ne onu satmaya, ne de kiralamaya herhangi bir kanuni hakkı bile olmadığı halde.

Tat Towers’ı karaladığı tarihlerde kurduğu şirket üzerinden “pazarlama kurnazlığı”

TATLICI GAYRİMENKUL GELİŞTİRME YATIRIM A.Ş ismiyle kurulan bu şirketin İstanbul Ticaret Odası’na kayıt ve ana sözleşme tescil tarihi 18 Nisan 2011 olarak kayıtlara geçirilmiştir. Yani Mehmet Tatlıcı’nın Tat Towers için mahkemelerde dava dosyasına geçen beyanlarıyla Tat Towers’ı yerden yere vurduğu, kaçak yapı, ruhsatsız, gecekondu, depreme dayanıksız dediği tarihler…

Görüldüğü gibi Mehmet Tatlıcı bir yandan yerin dibine batırdığı, hatta yukarıda okurlarımızın bilgisine sunduğumuz 19 Mart 2010, 18 Şubat 2011 ve 14 Mart 2011 tarihli resmi mahkeme kayıtlarına geçen beyanlarında da açıkça:

“Deprem güvenliği olmayan bir binanın şaibeli biçimde işletmeye açılması ve İLERİDE OLASI BÜYÜK BİR DEPREMDE Tat Towers’ın yıkılarak BİNLERCE KİŞİNİN ÖLÜMÜNE YOL AÇMASI gibi bir olasılık, bu binayı bu haliyle işletmeye açmaya çalışan herkesin kulağına küpe olmalıdır.”

dediği Tat Towers’ı, bir yandan da İnternet üzerinden reklamını yaparak, kendisine ait şirketler vasıtasıyla, üstelik Tat Towers üzerinde hiçbir mülki hakkı olmadığı halde pazarlamaya çalışmıştır; yıllardır hep yapageldiği gibi “ya tutarsa” cinliği içinde…

Resmi mahkeme kayıtlarında elinde hiçbir kanıt olmamasına rağmen depreme dayanıksız olduğunu iddia ettiği Tat Towers’ın yıkılarak binlerce kişinin ölümüne yol açması olasılığından bu şekilde söz eden Mehmet Tatlıcı, işte böylesine büyük bir pişkinlikle, deprem güvenliği olmadığını iddia ettiği binaları buna yasal bir hakkı olmadığı halde, tüm bunlardan haberdar olmayan yabancı yatırımcılara İngilizce reklamlarla “pazarlama kurnazlığı” göstererek, Tat Towers üzerinden nasıl oyunlar peşinde koştuğunu tüm kamuoyunun önüne sermekten ve kendisiyle bile çelişmekten kaçınmamıştır…

Tatlıcı Gayrimenkul isimli bu şirket ve ona bağlı olarak İnternet’te yer alan tatlici.com.tr kime aittir?

Haber ekibimizin resmi belgeler üzerinden yaptığı araştırmaların gösterdiği sonuçlara göre, tatlici.com.tr ismiyle İnternet’te yer alan bu şirketin sahibi olarak TATLICI GAYRİMENKUL GELİŞTİRME YATIRIM A.Ş olduğu ve İnternet’teki bu siteye girildiğinde de, direkt olarak ilk sayfada “TAT DEVELOPMENT CENTER” ibaresiyle birlikte bu şirkete ait logo yer almaktadır. Bu şirketin sahibinin kim veya kimler olduğu araştırıldığında da, resmi belgelerde yer aldığı şekliyle karşımıza iki isim çıkmaktadır: Mehmet Tatlıcı ve Serap Durmuş…

Yolu yine sevgilisi olduğu iddia edilen Serap Durmuş ile kesişiyor

Serap Durmuş’un Mehmet Tatlıcı’nın sekreteri olduğu, yıllardır birlikte çalıştıkları ve aralarında iş ilişkisinin ötesinde bir bağ olduğu da iddia edilmektedir:

Zira, Serap DURMUŞ’un adı ve Mehmet Tatlıcı ile bu yakınlığı, medyaya yansıyan birçok haberde geçmişti.

Örneğin, Mehmet Tatlıcı’nın 25 yıllık eşi Gizem Tatlıcı’dan (medyaya yansıyan haberlerde de çokça bahsinin geçtiği) boşanma aşamasında; Gizem Tatlıcı’nın resmi savcılık soruşturmaları ve mahkeme kayıtlarına geçen beyanlarında, “Mehmet Tatlıcı’nın yanında çalışan Serap Durmuş’un, eşi Mehmet Tatlıcı ile ilişkisi olduğunu” iddia etmişti. (Lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Silahlı Adamlarıyla Eşinin İşyerini Bastı!” haberi ve ekindeki resmi belgeler).

Aynı iddia, Mehmet Tatlıcı’nın Gizem Tatlıcı’dan olan iki çocuğunun, Serap Durmuş tarafından üstelik Mehmet Tatlıcı’nın avukatı aracılığıyla ve onayıyla savcılığa şikayet edilmesi sırasında da gündeme gelmişti; Mehmet Tatlıcı’nın çocukları, haklarında Serap Durmuş’un şikayetiyle açılan bir soruşturmada, savcılık kayıtlarına da geçen ifadelerinde Serap Durmuş’un, babaları Mehmet Tatlıcı’nın sevgilisi olduğunu iddia etmişlerdi (Lütfen bakınız: Bu Nasıl Bir Baba?” haberi ve ekindeki resmi belgeler).

Mehmet Tatlıcı, Tat Towers üzerinden oyunlarını nasıl oynuyor?

Burada Mehmet Tatlıcı’nın bir yandan da kendiyle çelişme pahasına, bu binalardan büyük bir pişkinlikle para kazanma yollarını hep “ya tutarsa” kafasıyla değerlendirme cinliği içinde olması dikkat çekicidir.

Mehmet Tatlıcı, “gecekondu” yakıştırması yaparak kiraya verilmesine ve ekonomiye kazandırılmasına sürekli karşı çıktığı ve elinde hiçbir kanıt olmamasına rağmen depreme dayanaksız dediği, ama aynı zamanda deprem araştırılması yapılmasına, hatta binalar üzerine reklam giydirilerek kazanılacak reklam geliri ile binaların yıllarca atıl tutulmasının getirdiği bakım-onarım giderleriyle, mevcut vergi borçlarının ödenmesine hep karşı çıktığı Tat Towers’ı, bir yandan da kendine ait Tat Development Center adını verdiği şirketi aracılığıyla tatlici.com.tr web sitesinde İnternet üzerinden pazarlamaya çalışması “ilginçtir”; üstelik yasal olarak böyle bir hakkı olmadığı halde (Lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı Oyununu Nasıl Oynuyor?” haberi).

Bütün bunlar da Mehmet Tatlıcı’nın nasıl bir “iş adamı” olduğunu ve nasıl “ticaret yaptığını” göstermesi açısından ibretlik kanıtlardır…

Acaba rahmetli babasının kendisine verdiği bunca mal-mülk ve zenginlik olmasaydı, ne yapardı, nereden, nasıl “para kazanabilirdi” ve hayatını nasıl sürdürebilirdi işadamı Mehmet Tatlıcı?…

Yorumunu okurlarımızın ve kamuoyunun takdirine bırakıyoruz…

Diğer mirasçıların Tat Towers üzerinden çelişkili beyanları:

Şimdi gelelim, rahmetli işadamı Mehmet Salih Bey’in yine ilk evliliğinden dünyaya gelen diğer oğlu Ahmet Tatlıcı ile kendisinden önce vefat etmiş olan rahmetli Ali Tatlıcı’nın oğlu Salih Ziya Tatlıcı (Titiz)’in mahkeme kayıtlarına geçen beyanlarındaki çelişkilerine…

Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı (Titiz)’in Çelişkili ve Tutarsız Beyanları

Diğer mirasçıların da, açmış oldukları veya taraf oldukları miras davalarının duruşma tutanaklarında yer alan beyanlarına bakıldığında, tıpkı Mehmet Tatlıcı gibi, büyük çelişkilere imza attıkları görülmektedir.

Bunların arasında Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı (Titiz)’in beyanları gerçekten dikkat çekicidir:

  • Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki, 4 Mart 2011 tarihli yazılı beyanları:

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden oğlu Ahmet Tatlıcı ve diğer oğlu rahmetli Ali Tatlıcı’nın çocuklarından Salih Ziya Tatlıcı (Titiz), ortak avukatları Haluk Burcuoğlu ve Engin Baltacı aracılığıyla Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliği’ne 4 Mart 2011 tarihinde verdikleri dilekçede Tat Towers için;

“… iskanı bulunmayan, hukuki durumu tartışmalı, kaçak bir yapıdır. Anılan sebeplerden ötürü yapı hakkında ilerleyen zamanlarda ne tür bir kararın alınacağı meçhuldür. Yapı hiçbir zaman iskan alamayacağı gibi, yapı hakkında yıkım kararı verilmesi de muhtemeldir

diyerek binaların iskanı olmadığını, ayrıca mahkemeye sundukları bu dilekçenin devamında da, Tat Towers binalarının natamam ve kusurlu olduğunu beyan etmişlerdi. (Kalın yazı karakteri ilgili resmi duruşma kayıtlarından aynen aktarılmıştır).

  • İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki, 20 Şubat 2014 tarihli yazılı beyanları:

Rahmetli Mehmet Sal!h Tatlıcı’nın İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan tereke (miras) davasının 20 Şubat 2014 tarihli 83. Celsesinde, Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı vekilleri avukat Engin Baltacı ve avukat Haluk Burcuoğlu, “bu aşamaya kadar Tat Towers’ın kaçak yapı olup olmadığı hususunda net bir bilgiye ulaşabilmiş değiliz” demişlerdir.

Çok net bir şekilde görüldüğü gibi, Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı (Titiz)’in, üstelik aynı avukatları aracılığıyla verdikleri ve yukarıda okurlarımızın bilgisine sunduğumuz biri 2011 diğeri de 2014 yılındaki beyanlarında, hepsi de resmi mahkeme kayıtlarında yer aldığı şekliyle, tıpkı Mehmet Tatlıcı gibi bir dediği bir dediğini tutmayan, tutarsız ve çelişkili beyanlarına tanıklık etmekteyiz…

2011 yılının Mart ayında, “kaçak yapı” diyerek yerin dibine batırdıkları Tat Towers binaları için, üç yıl sonra 2014 yılı Şubat ayında, üstelik aynı avukatları aracılığıyla “binaların kaçak yapı olup olmadığı hususunda net bir bilgiye ulaşabilmiş değiliz” deme pişkinliğinde bulunabilmektedirler…

“Depreme dayanıksız” diyorlar, ama deprem incelemesi yapılmasına da karşı çıkıyorlar

Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı (Titiz)’in, yukarıda okurlarımızın bilgisine sunduğumuz, hepsi de tereke mahkemelerinin resmi duruşma tutanaklarında yer alan beyanlarındaki çelişki ve tutarsızlıklar bunlarla sınırlı değildir.

Ellerinde hiçbir kanıt olmadan “depreme dayanıksız” dedikleri Tat Towers için, deprem incelemesi yapılmasına da sürekli karşı çıkmaktadırlar.

 İşte kanıtları: 

  • İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki 5 Kasım 2013 tarihli beyanları:

Mehmet Tatlıcı’yı temsil eden avukat Eylem Kılıç, davanın İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan 5 Kasım 2013 tarihli 82. Celsesinde söz alarak, “Tat Towers’ın kiraya verilmesi ve depremle ilgili çalışma yapılmasına ilişkin taleplerin hiç birisine muvaffakımız yoktur” demiştir.

  • İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki, 20 Şubat 2014 tarihli beyanları: 

Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı’yı temsil eden vekiller, avukat Engin Baltacı ve avukat Haluk Burcuoğlu, tereke (miras) davasının 20 Şubat 2014 tarihli 83. Celsesinde, “Tat Towers’ın kiraya verilmesi ve depremle ilgili çalışma yapılmasına ilişkin taleplerin hiç birisine muvaffakımız yoktur” demişlerdir.

Tat Towers gerçekten kaçak yapı mı, depreme dayanıksız mı?

Bu mirasçıların, ellerinde hiçbir kanıt olmamasına rağmen sürekli olarak Tat Towers’ın depreme dayanıksız olduğu, kaçak ve ruhsatsız olduğu iddialarına rağmen esas gerçekler tam tersidir:

Dava dosyasında yer alan bilirkişi raporlarında Tat Towers’la ilgili olarak, binanın mevcut durumu itibariyle sadece Yapı Kullanma İznine ihtiyacı olduğu ve binanın iskan ruhsatının alınması için hiçbir mani olmadığı açıkça belirtilmiştir.

Bütün bu gerçekler de binaların aslında kaçak yapı olmadığı, sadece rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın yakalandığı amansız hastalıkla mücadelesi ve akabinde vefatının hemen ardından, ilk evliliğinden oğulları ve torunlarının açtığı miras davaları neticesinde binanın tereke mahkemesi yönetimine geçmesi, Tat Towers’ın iskan ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi gibi kolaylıkla yerine getirilecek resmi işlemleri eksik kalmıştır. Bu mirasçıların dava açmaları neticesinde binanın mülkiyetine sahip olan diğer mirasçılar Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın bu basit işlemleri yerine getirmesi de engellenmiştir.

Marmara Bölgesi’nde özellikle Kocaeli, Yalova ve İstanbul illerinde yıkıcı etkileri olan ve 20 bine yakın insanımızın hayatını kaybettiği 17 Ağustos 1999 depremi sırasında, Tat Towers binalarının betonarmesi ve çatısı çoktan tamamlanmıştı ve bu depremde binalarda en küçük bir hasar ve hatta sıva çatlağı bile olmamıştı.

Hepsi dava dosyalarında yer alan raporlara göre, Tat Towers binaları en iyi teknoloji, malzeme ve işçilikle rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın gözetiminde ve tecrübesi ışığında Türkiye’nin en iyi inşaat firmalarınca inşa edilmiştir, ki bunlardan biri de Türkiye’de ve Dünya’da çok sayıda büyük projeye imza atmış ve kendini kanıtlamış inşaat firmalarımızdan STFA’dır.

Bütün bu gerçeklere rağmen, Mehmet Tatlıcı ve Ahmet Tatlıcı kardeşler ile yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı’nın, yukarıda okurlarımızın bilgisine sunduğumuz resmi dava tutanaklarında yer alan beyanlarının da gösterdiği gibi, depreme dayanıksız dedikleri ama sonraki beyanlarında da depreme dayanıksız olup-olmadığını bilmediklerini söyledikleri Tat Towers için, deprem incelemesi yapılmasına da karşı çıkmalarını, normal bir insan mantığı içinde bir yere oturtmak mümkün değildir.

Bütün bunlar da, bu mirasçıların esas derdinin bütün bu oyunlarla Tat Towers’ın işletmeye açılmasına ve kiraya verilmesine engel olmaktan başka bir şey olmadığının çok açık ve net kanıtları olmaktadır.

Tat Towers’ın kiraya verilmesine engel olan esas mirasçılar kimlerdir?

Yıllardır devam eden miras davalarında, iki kardeş Mehmet Tatlıcı ve Ahmet Tatlıcı ile yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı’nın Tat Towers’ın kiraya verilmesini engellemeye yönelik olarak avukatları aracılığıyla veya bizzat mahkemelere sundukları çok sayıda beyanları olmuştur.

Burada miras davalarında yer alan tüm mirasçıların duruşma tutanaklarına geçen beyanlarından, sadece bir örneği bile Tat Towers’ın işletmeye açılması ve kiraya verilmesine kimlerin engel olduğunu anlamaya yetecektir:

Örneğin, Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 27 Nisan 2011 tarihli 53. Celsesinde, Mahkeme Hakimi Rukiye Özer’in bu yöndeki sorusu üzerine;

Mehmet Tatlıcı’nın avukatları İhsan Unaner ile Sibel Özcanlı Unaner, “Tat Towers’ın kiraya verilmesine ilişkin açık olarak muvafatimiz yoktur” demişlerdir.

Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı’nın avukatları Haluk Burcuoğlu, Burcu Burcuoğlu Ekmekçioğlu ve Buket Açıkgöz, Tat Towers için şunları beyan etmişlerdir: “… gecekondudur, iskanı yoktur, bu taşınmaz üzerindeki yapının 49 yıllığına kiraya verilmek istenmesini doğru bulmuyoruz, Tat Towers’ın işletmeye açılmasına müvekkillerimin bu aşamada olurları yoktur, muvafakat etmiyoruz.”

Bedriye Kamer Tatlıcı’nın avukatları Hülya Kaplan ve Cem Keser, “Tat Towers’ın işletmeye açılması ile ilgili taleplere bu aşamada muvafakatimiz yoktur” demişlerdir.

Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın avukatları Fatih Bilgütay, Prof. Dr. İlhan Helvacı ve Saadet Gürbüz, “Tat Towers, murisin (Mehmet Salih Tatlıcı) 30 yıl emek verdiği bir yapı olup, inşaasında gerekli ruhsatları alınıp tamamlanmış bir binadır, diğer hususlar giderilebilir niteliktedir, işletmeye açılması terekenin yararınadır” demişlerdir…

Resmi duruşma tutanaklarının çok açık bir şekilde gösterdiği gibi, Tat Towers’ın işletmeye açılmasına ve kiraya verilmesine Uğur ve Nurten Tatlıcı avukatları onay verirken, Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (şimdiki soyadıyla “Titiz”) ve Bedriye Kamer Tatlıcı avukatları aracılığıyla net olarak karşı çıkmaktadırlar…

Kaldı ki, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın o dönemdeki avukatlarından Prof. Dr. İlhan Helvacı, Mehmet Tatlıcı’nın Tat Towers’la ilgili iddialarına verdiği cevap dilekçesinde; Tat Towers’ın kiralanması halinde terekenin borçlarının kolaylıkla ödenebileceğini belirterek, “…Kiralanması halinde maliyeye milyonlarca vergi ödenecek, yüzlerce kişiye iş imkanı yaratılacaktır. Tat TowersIın kiraya verilmesi müvekkillerimizin, terekenin ve ülkemiz ekonomisinin menfaatinedir” şeklinde bir beyanda bulunmuştur…

Yılda 1 milyon dolar reklam gelirine de hayır dediler

Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli bu mirasçılar, Tat Towers’ın reklam amaçlı olarak kullanılmasına da sürekli karşı çıkmışlardır. Bu amaçla, Tat Towers binalarının üzerine giydirilecek reklamlarla reklam geliri elde edilmesi ve bu yolla binaların bakım ve onarım masraflarıyla, binaların yıllardır atıl tutulmasının getirdiği vergi borçların karşılanmasına yardımcı olabilecek yıllık bir milyon dolarlık (yılda 1.000.000 Amerikan Doları) reklam tekliflerine bile karşı çıkarak, bu yöndeki tekliflerin tereke mahkemesi tarafından reddedilmesini istemişlerdir:

Örneğin, Mehmet Tatlıcı’nın avukatı Eylem Kılıç, İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemende görülmekte olan tereke (miras) davasının 20 Şubat 2014 tarihli 83. Celsesinde,“Tat Towers’ın iç ve dış yüzeylerinin kiraya verilmesine muvafakat etmediklerini” verdikleri dilekçeyle beyan etmiştir. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Tat Towers’a 1.000.000 TL’l!k Reklam Teklifi” haberi).

Mehmet Tatlıcı’nın avukatlarından Eylem Kılıç’ın Tereke Mahkemesi’nin (İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi) 5 Kasım 2013 tarihli 82. Celsesinde “Tat Towers’ın kiraya verilmesi ve depremle ilgili çalışma yapılmasına ilişkin taleplerin hiç birisine muvaffakımız yoktur” şeklindeki beyanını da yukarıda okurlarımızın bilgisine sunmuştuk, bu konuyla ilgili olduğu için burada bir kez daha hatırlatmak istedik. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bkz. “Tat Towers’ın Dış Cephesine Neden Reklam Alınamıyor?”  haberi).

“Yavuz Hırsız Ev Sahibini Bastırır” misali, bir de suç duyurusunda bulundu…

Bunların yanında, Tereke Mahkemesi’nin Tat Towers’ın dış yüzeylerinin reklam amaçlı kullanımı için verdiği onay sonrasında, Mehmet Tatlıcı “anında” devreye girerek, “Tat Towers’ı reklam amaçlı olarak ucuza kiraladılar” diye tamamen “kendi hayal gücüne” dayandırdığı bir gerekçeyle, her zaman olduğu gibi yine Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde, tereke yöneticilerini de içine katarak suç duyurusunda bulunmasına da tanık olduk…

Mehmet Tatlıcı’nın masum insanları hedef alan bu tür bildik hamlesi bir kez daha savcılık makamı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle kendisine iade edilmiştir.

Bu da Mehmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine yaptığı ve sonuçta haksız, hukuksuz ve mesnetsiz iddialarına dayandırdığı için bir kez daha reddedilen tam 15. Suç duyurusu oluyordu… (Ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: Attığı Çamur Kendi Yüzüne Bulaşan “Çelebi” haberi)

Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı ile yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı adlı bu mirasçıların amaçları çok nettir:

Babaları/dedeleri rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın eseri Tat Towers’ı sürekli atıl tutarak çürümeye terk edilmesi için ellerinden geleni artlarına koymamak…

Bu yüzden de İstanbul’un en merkezi yerinde, şehrin ana ulaşım yolları üzerinde yer alan bu binalar bir türlü kiraya verilememiştir, deprem incelemesi yapılamamıştır; kısacası ekonomiye kazandırılamamıştır…

Tat Towers için depreme dayanıksız, ruhsatsız, gecekondu diyerek bu binaların çevre için tehlike oluşturduğunu dile getiren bu mirasçılar, binaların yıkılması ve yerine yeni binaların yapılmasına da izin vermemektedirler.

Buradaki çelişkilerini de aşağıdaki örnek çok net bir şekilde göstermektedir:

Tat Towers depreme dayanıksızsa, derhal yıkılsın teklifine de “HAYIR” dediler

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’ya 43 yıl hayat arkadaşı olan ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile onunla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı, “Tat Towers Binaları ile ilgili ayrıntılı bir inceleme yapılsın ve bu binaların depreme dayanıksız olduğu kesinleşirse de, gerekli önlemler alınsın ve kamu yararı açısından derhal yıkılsın, bütün masrafları da biz karşılayacağız” teklifinde bulunduğunda, Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı adlı mirasçılar buna da hayır dediler. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bkz. “Bakanlığa Tat Towers’ı İnceleyin Dilekçesi” ; “Mahkemeye ‘Tat Towers İnceletilsin’ Dilekçesi” ve “Belediyeye Tat Towers için Önlem Alın dilekçesi” haberleri).

Uğur Tatlıcı’nın Gazete İlanı

Bunların yanında, Rahmetli Mehmet Tatlıcı’nın ikinci evliliğinden dünyaya gelen en küçük oğlu Uğur Tatlıcı, 22 Eylül 2013 tarihli Sabah Gazetesi’ne verdiği ilanla, Tat Towers’ın depreme dayanıklı olup olmadığının incelenmesi ve bu iddiaların doğruluğu bilimsel açıdan ispatlanırsa gereğinin yapılması için ilgili kamu makamlarını göreve davet etmişti.

Diğer mirasçıların buna cevabı da her zaman olduğu gibi yine olumsuz olmuştu. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bkz. “Uğur Tatlıcı: Depreme Dayanıksızsa Derhal Yıkılmalıdır” haberi).

Tat Towers’ın hayır amaçlı kullanılması için yapılan tüm insani tekliflere de hep “HAYIR” dediler…

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatı ardından ilk evliliğinden olma oğulları Ahmet Tatlıcı ve Mehmet Tatlıcı ile vefat eden diğer oğlundan torunları Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı’nın, Tat Towers binalarının hayır amaçlı kullanılması yönündeki her türlü insani teklife bile ya doğrudan “HAYIR” dediklerine ya da “sessiz” kalarak destek vermediklerine de çokça tanık olduk.

Örneğin, Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın en küçük oğlu Uğur Tatlıcı’nın rahmetli babasının eseri olan ve miras davaları nedeniyle yıllardır atıl bir halde duran İstanbul Zincirlikuyu’daki Tat Towers’ın, Corona virüs salgınına karşı kullanılması için Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilmesi için 24 Mart 2020 tarihinde yaptığı teklif, maalesef diğer mirasçılar tarafından olumlu bir şekilde cevaplanmamıştır (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Tat Towers Corona Virüs ile Mücadelede Kullanılsın” haberi).

Milyonların evde kaldığı ülkemizde, virüsten etkilenen vatandaşlarımızın sayısının yüz altmış bini aşmış olması yanında, hayatını kaybeden insanlarımızın da Mayıs sonu itibariyle 4.500’e yükselmiş olması ve can kayıplarının da her gün arttığı düşünüldüğünde, böylesine önemli bir insani hizmete bile, söz konusu mirasçıların anlam veremediğimiz bu husumetlerini bir kez olsun bir kenara bırakarak hala EVET diyememeleri, artık gerçekten insana üzüntü veren ve insan vicdanını yaralayan bir boyuta gelmiştir (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Corona Virüs Salgınına Karşı Mücadeleye Destek Sesi Çıkmadı” haberi).

Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) isimli mirasçıların Tat Towers’ın insani amaçlar için kullanılması yönündeki her teklife olumsuz cevap vermelerine geçmişte de tanık olmuştuk:

Geçmişte de insani amaçlı tekliflere hep olumsuz bir yaklaşım sergilemişlerdi

Geçmişte önlerine konulan hayır amaçlı tekliflerin arasında, örneğin 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’daki Soma Maden Kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın geride kalan eşleri ve çocuklarına destek olunması ile yine ülkemizde ve dünyada hayır ve insani yardım amaçlı çalışan ve aralarında Kızılay, Lösemili Çocuklar Vakfı, Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği, Darülaceze Vakfı, Mehmetçik Vakfı, Şehit Aileleri Derneği, TEMA Vakfı, Altı Nokta Körler Derneği, Türk Eğitim Vakfı, Türk Kalp Vakfı, Türk Böbrek Vakfı, Türkiye Kanserle Savaş Vakfı ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’in bulunduğu çok sayıda kuruma destek sağlanması gibi insani teklifler, maalesef her seferinde yukarıda ismi geçen mirasçılar tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmiş (sadece Soma maden kazası için yapılan teklife Bedriye Kamer Tatlıcı olumlu cevap vermişti) veya Corona (Covid-19) virüs salgınıyla mücadele kapsamında yapılan bu son teklifte olduğu gibi “kulaklarının üstüne yatmak” suretiyle cevapsız bırakılmıştı… (Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mehmet Tatlıcı, Hayır Amaçlı Teklife ‘HAYIR’ dedi… ; “Bağış Teklifine Cevap Bile Vermediler” ; “SOMA’ya da mı HAYIR?” haberleri).

Görüldüğü gibi, Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı ve Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) isimli mirasçılar kendi açtıkları davaların duruşmalarında kendilerini temsil eden avukatlar aracılığıyla veya kendi ağızlarından, adeta hukukla dalga geçercesine, bir duruşmada söylediğini bir sonraki duruşmada yalanlayan ifadeleriyle, sürekli birbiriyle çelişen ve tutarsız beyanlarıyla Tat Towers’ın atıl tutularak ekonomiye kazandırılmaması için ellerinden geleni yapmaları yanında, bir yandan da bu tür insani amaçlı kullanımlara açılmasına bile hep olumsuz tavır almışlardır.

Bütün bunlarla, babalarının dedelerinin eseri Tat Towers için bir duruşmada gecekondu, ruhsatsız, kaçak yapı ve depreme dayanıksız derlerken, bunu izleyen duruşmalarda aynı avukatlarının sözlü ve yazılı beyanlarıyla, bu binaların kaçak ve depreme dayanıksız olduklarına dair bir bilgileri olmadığını söyleyebilecek kadar tutarsız bir tavır içerisinde olmalarıdır.

Yine Tat Towers için depreme dayanıksız demelerine rağmen mahkemeye bunu kanıtlayan bir tek rapor sunamamışlar; baba bir kardeşleri Uğur Tatlıcı’nın Tat Towers için deprem inceleme yapılması yönünde Tereke Mahkemesi yanında, ilgili bakanlıklar ve belediyelere yaptığı müracaatların hepsine de karşı çıkmışlardır. Tat Towers’ın depreme direncinin ne olduğunu bilmediklerini bizzat mahkeme kayıtlarına geçen beyanlarında açıkça itiraf eden ama hala depreme dayanıksız iddiasında bulunan bu mirasçılar, maalesef bu binalar üzerinde zemin etüdü ve statik incelemelerin yapılarak depreme dayanıklı olup-olmadığının araştırılmasına da sürekli muhalif olmaya devam etmektedirler…

Takdirini kamuoyunun ve değerli okurlarımızın yorumuna bırakıyoruz…

Şimdi gelelim bugünkü haber-yorumumuzun gerekçesini oluşturan Sabah Gazetesi’nde çıkan 8 Mayıs 2020 tarihli habere ve bu haber üzerinden yaratılmaya çalışan “algı operasyonuna”…

Sabah Gazetesi’nde çıkan 8 Mayıs 2020 tarihli haber

Uğur Tatlıcı’nın 24 Mart 2020 tarihinde Tat Towers’ın Corona (Covid-19) virüs salgınıyla mücadele kapsamında Sağlık Bakanlığı’nın kullanımına tahsis edilmesi yönünde, Tereke Mahkemesi Hakimliği’ne ve ayrı ayrı da özel tebligatlarla Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı diğer mirasçılara teklif götürmüştü. Bunun yanında, aynı tarihte Sabah gazetesine verdiği Kamuoyu Duyurusu ile Tat Towers’ın Covid-19 virüs salgınıyla mücadele amacıyla kullanılması teklifini kamuoyu bilgisine sunmuştu.

Ancak, Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli bu mirasçılar, Covid-19’la mücadele kapsamında önemli bir destek kaynak ve destek sağlayacak  bu son derece insani ve anlamlı teklife hiçbir şekilde cevap vermeyerek sırtlarını dönmüşlerdi.

Burada üzücü olan ve insan vicdanını sızlatan nokta, her geçen gün artan vaka ve can kaybı sayısına rağmen söz konusu mirasçıların bitmek bilmez bu husumetlerini bir kez olsun bir kenara bırakamamalarıdır. Corona virüs salgınına karşı çok önemli bir hizmet verebilecek Tat Towers ile burada tutulan yüzlerce değerli tablo ve antika eserin satışından gelebilecek çok önemli bir kaynak da maalesef bir kez daha değerlendirilememiştir.

Zira, tereke mahkemesinin ilgili adımları atması için Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli bu mirasçıların onayı gerekmektedir. Ancak aradan geçen bir ay içinde söz konusu mirasçılar hiçbir cevap vermemişlerdir ve yıllardır bu mirasçıların çabalarıyla atıl tutulan Tat Towers bu son derece anlamlı ve insani teklife maalesef bir kez daha değerlendirilememiş, insanlarımızın hizmetine sunulamamıştır.

Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli bu mirasçıların yapılan bu teklife “sessiz kalmaları” üzerine Uğur Tatlıcı, 5 Mayıs 2020 tarihinde Tatlici.Health sitesi üzerinden yayınladığı duyuru ile, Tat Towers’ın Covid-19 virüs salgınında kullanılması amacıyla Sağlık Bakanlığımıza tahsis edilememesinden duyduğu büyük üzüntüyü kamuoyuna duyurmuştu.

Anlaşılan o ki Ahmet Tatlıcı, Tat Towers için yapılan bu anlamlı teklife, daha öncekilerde olduğu gibi bir kez daha “kulağının üstüne yatarak” olumlu cevap vermemesinin getireceği kamuoyu baskısından “biraz rahatsız oldu”, (zira kendisi önemli bir işadamımızdır), 5 Mayıs 2020’de Uğur Tatlıcı’nın Tatlici.Health sitesi üzerinden yaptığı bu kamuoyu duyurusunun hemen ardından, 8 Mayıs 2020 tarihinde, yine Sabah Gazetesi’nde Ali Oktay imzasıyla ’10 yılda 30 milyon dolar zarar ettirdiler’ başlıklı bu haber yayımlandı.

Haberin içeriğinde, Ahmet Tatlıcı’nın Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde Tat Towers’ın giderlerine katılmadıkları iddiasıyla açtığı alacak davasına atıf yapılmaktadır…

Haberin içeriği, haber dili ve haber sunumunda kullanılan bu başlık ve hemen altında Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın fotoğraflarının yer alması, yıllardır Tat Towers’ın ekonomiye kazandırılması ve insani amaçlı olarak kullanıma açılması için çaba harcayan ve diğer mirasçılara da bu yönde sürekli teklifler yapan bu iki insanın, adeta Tat Towers’ı zarar ettiren “suçlular” gibi gösterilmeye çalışılması, bütün bunların medya üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılan yeni bir algı operasyonu olduğu izlenimi yaratmaktadır.

“Ayinesi İştir Kişinin Lafa Bakılmaz”

Ahmet Tatlıcı, kendisine sahip olduğu tüm zenginliği sunan rahmetli babasının eseri Tat Towers’ın yıllardır atıl bir halde tutulması için yukarıda örneklerini verdiğimiz türlü manevraları yapanlardan biri sanki kendisi değilmiş gibi, bir de açtığı bu davanın haberini yaptırması; üstelik bunu da, baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’nın bu binaların Sağlık Bakanlığımıza tahsis edilerek Covid-19 virüs salgınıyla mücadelede kullanılması yönünde kamuoyu duyurusu yaptığı günlerin hemen ardına denk getirmesi son derece düşündürücüdür.

Sen yıllardır öz babanın eserine sahip çıkmayıp, tam tersine Tat Towers’ın çürümeye terk edilmesi için emrindeki avukatlarla birlikte dava üstüne dava aç, duruşmalarda kendinizi bile yalanlayan çelişkili ve tutarsız beyanlarınızla bu binaları atıl tutmak adına elinden geleni yap; yetmedi bir de bu binaların insani amaçlar için kullanılmasına sürekli sırtını dön; sonuçta bütün bu yaptıklarınla Mehmet Salih Tatlıcı Terekesini ve Türkiye Cumhuriyeti Maliyesini milyonlarca dolar zarara uğrat, sonra da ‘Tat Towers’ı zarar ettirdiler’ diye kendilerine karşı yıllardır dava üstüne dava açtığın Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı bir kez daha dava et; bununla da yetinme, bir de onlar aleyhine negatif bir algı oluşturmak amacıyla bu haberi yaptır ve haberini yaptırdığın gazeteye, “Davalıların umursamazlıkları yüzünden tereye 10 yıldır verilen zararın davalılardan tahsilini istiyoruz” diye gerçekleri çarpıtan bir demeç ver…

Bu kadarına da pes denir ancak…

Herhalde Ahmet Tatlıcı, Corona virüs (Covid-19) salgınına karşı mücadele kapsamında bu binaların Sağlık Bakanlığımızın kullanılmasına sunulması yönünde baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı ile onun annesi ve kendi öz babasının da ikinci eşi Nurten Tatlıcı’nın bu insani amaçlı ve anlamlı teklifine bir kez daha sırtını döndüğü için “kendi vicdanını aklama” ve bir işadamı olarak üzerinde oluşabilecek kamuoyu baskısını “bertaraf etme” adına, hedef şaşırtma telaşına düştü ve dönüp dolaşıp yine baba bir kardeşiyle, rahmetli babasının ikinci eşini hedef göstermeyi en uygun adım olarak gördü, tıpkı diğer kardeşi Mehmet Tatlıcı ile yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ile birlikte yıllardır yaptığı gibi…

Tat Towers bugün bu haldeyse, bunun müsebbibininin kim olduğu hususunu değerli okurlarımızın yorumuna bırakıyoruz.

Görünen o ki, Ahmet Tatlıcı, kardeşi Mehmet Tatlıcı ve yeğeni Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı ile birlikte, “kol kola” merhum babaları Mehmet Salih Tatlıcı’nın terekesini zarar ettirmeyi adeta hayatlarının misyonu haline getirmiş durumdalar.

Bugünkü haberimizin içinde, yukarıda açıkladığımız gerçekler de bunun açık kanıtıdır. Ayrıca, bunun böyle olduğunu kanıtlayan diğer bilgi ve belgelerin ışığında, esas gerçekleri aşağıda kamuoyunun ve okurlarımızın bilgisine sunmaya devam ediyoruz…

Konuya buraya kadar anlatılanlar ve okurlarımızın bilgisine sunduğumuz resmi belgelere dayanan kanıtlarla birlikte şu soruyu sorarak başlayalım:

Tat Towers’tan ne istiyorlar da, atıl tutulmasını için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar?

Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçıların, Tat Towers’ın kiraya verilmesi, binaların reklam amaçlı kullanımı gibi farklı yollarla ülkeye, ülke ekonomisine bir fayda sağlamasına sürekli karşı çıkmalarının esas nedeni ve bütün bunlardan esas menfaatleri nelerdir?

Bu sorunun cevabı, aşağıdaki diğer sorunların cevabında yatmaktadır:

Tat Towers üzerinde şu an kimin, ne kadar mülkiyet hakkı var?

Rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın mirasçılarının Tat Towers’ta ne kadar mülkiyet hakkı olduğuna bakıldığında;

– Nurten Tatlıcı ve Uğur Tatlıcı’nın toplamda (1/8+1/8= 2/8) olmak üzere %25 müşterek mülkiyet payı vardır

– Geri kalan 6/8’lik müşterek mülkiyet payı ise (%75’lik pay), rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın terekesinindir (ki bunun da yaklaşık %72’si Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya aittir).

– Zira, Uğur ve Nurten Tatlıcı, kendi payları dışındaki bu 6/8’lik hisse üzerinde hem yasal mirasçı, hem de atanmış mirasçı sıfatıyla ayrıca hak sahibidirler.

Buna göre Tat Towers’ın yaklaşık %79’u, Nurten Tatlıcı ve Uğur Tatlıcı’ya aittir. Hatta bu mirasçılar, hukuken kendi hakları olan paylaşım kuralını devreye sokmaya karar verirlerse, Tat Towers binalarının tamamı onlara ait olacaktır.

Tat Towers kiraya verilirse, kim ne kazanacak?

Yukarıdaki mülkiyet haklarına göre, halihazırda sonuçlanmamış olan davalara rağmen varsayalım Tat Towers kiraya verilirse, Uğur ve Nurten Tatlıcı müşterek malik oldukları için toplamda 1/4  oranında, yani kira gelirinin yüzde yirmi beş (%25) oranına doğrudan sahip olacaklardır. Geri kalan %75’lik kısım ise açılan davalar bir karara bağlanana kadar tereke hesabına yatacaktır. Diğer mirasçılar ise kendi açtıkları bu miras davaları neticelenmeden bu paraya el süremeyeceklerdir…

İşte tam da bu yüzden, Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçılar, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın Tat Towers’ın kira gelirlerinden yararlanmalarını istemiyorlar ve bu binaların atıl tutulması ve ekonomiye kazandırılmaması adına, büyük paralar harcayarak oluşturdukları avukat ve hukuk danışmanı ordusuyla birlikte “ellerinden geleni” yapıyorlar; yine bu gayrimenkulün kiralanmasını engellemek için de, “kaçaktır, depreme dayanıksızdır, gecekondudur” tarzı, gerçek dışı olduğu kadar da gülünç olan ifadeler kullanarak, her tür karalamayı yapmaya devam ediyorlar.…

Peki, bu mirasçıların esas hesapları, esas hedefleri ne?

Burada bu mirasçılar Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı hedef alırken, iki ayrı “hesapla” saldırıyorlar:

1) Birinci hesapları; kendi ceplerine girecek toplam paranın (yaklaşık yüzde 21) “azlığı” karşısında, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın Tat Towers üzerinden gelir edememesi.

Bunun için ne yapmaları gerekiyor?

Tat Towers kiraya verilmesin, Tat Towers atıl kalsın, Tat Towers ekonomiye kazandırılmasın…

2) Bu mirasçıların Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde bunca davayı ve suç duyurusunu yaparken ikinci hesapları da şudur: Tat Towers’ı değersizleştirmek, gerçek değerini aşağıya çekmek…

Tat Towers’ı değersizleştirme çabalarının arkasında hangi neden yatıyor?

Bu mirasçıların ve onları temsil eden avukatlarının, neredeyse her dava duruşmasında Tat Towers’ı değersizleştirmek maksadıyla dile getirdikleri, “ruhsatsız”, “imar izni yok”, “kaçak yapı”, “gecekondu”, “depreme dayanıksız” gibi iddialarıyla (ki haberimizde resmi belgelere dayanan kanıtlarıyla ortaya koyduğumuz gibi, ellerinde bu iddialarını kanıtlayacak hiçbir belgeye de sahip olmadıklarını kendileri itiraf etmiş olmalarına rağmen) sürekli bir karalama kampanyası yürütmelerinin ardındaki diğer önemli gerçek ise; bu tür uydurma haberler ve asılsız iddialarla, Tat Towers’ın esas değerinin altında bir yere çekilmek istenmesidir.

Zira, bu mirasçılar tüm bu oyunlarıyla Tat Towers’ın değerini ne kadar aşağıya çekerlerse, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın terekesine tabi taşınmazların toplam değeri de o oranda aşağıya çekilmiş olacak; bunun neticesinde, terekeden Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya devredilecek gelir oranı azalacak, beraberinde kendi ceplerine girecek olan oran da artmış olacaktır.

Yani, karşı tarafın her kaybı, bu tezgahı yıllardır büyük bir kararlılıkla sürdüren Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli bu mirasçıların aynı oranda kazancı olacaktır…

Kısacası, bu mirasçıların her fırsatta Tat Towers’ı bu şekilde karalamalarının arkasındaki ikinci önemli gerçek, terekenin en önemli mal varlığı olan Tat Towers’ın esas değerini aşağıya çekmek; bunun neticesinde de, terekedeki malların değerini asıl değerinden daha düşük bir tutar olarak hesaplatmak suretiyle, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya merhum işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın henüz hayattayken bağışlamış olduğu mallardan, daha yüksek bir tenkis elde etmeyi (üstelik buna hiç de hakları olmadığı halde) planlamış olmalarıdır. Kaldı ki avukatları bunu bu davaların görüldüğü duruşmalarda açık açık dile dahi getirmişlerdir… (ayrıntılı bilgi için lütfen bakınız: “Mirasçılar Tat Towers için neden Depreme Dayanıksız diyor?” haberi).

Bütün bu gerçeklerin ışığında çok net bir şekilde görüldüğü gibi, Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçıların Tat Towers üzerinden oynadıkları oyunun esas nedeni işte tam da bu hesaplardır, gerisi de laf-ı güzaftır…

Nasıl bir hesap, nasıl bir cinlik değil mi?

Takdirini yine okurlarımıza bırakıyoruz…

Kendileri de kazanacakları paraya sırtlarını dönüyorlar, peki neden?

Aslında bu mirasçılar, hedef aldıkları kendileriyle aynı soyadını taşıyan aile fertlerine, yani Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı bu tezgahı uygularken, kendilerinin de büyük kayıpları olmaktadır. Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın mirasından daha az gelir elde etmelerinin önünü kesmeye çalışırken, aşağıda detaylarının açıklayacağımız gibi devletin ve kamu maliyesinin yüz milyonlarca dolar, kendilerinin de on milyonlarca dolar zarar etmelerine yol açıyorlar.

Ama ne gam, kendileri “bu yola baş koymuşlar bir kere, bu bile Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçıların, hedef aldıkları Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı duydukları husumetin ne kadar büyük olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır…

Tat Towers’ın kiralanmasına itiraz eden Mirasçıların eline HER YIL geçebilecek NET para (vergiden sonra):

  • Ahmet Tatlıcı 12/128 hisse = 24 milyon Dolar = 176.000.000 TL (bugünün kuruyla)
  • Mehmet Tatlıcı 12/128 hisse = 24 milyon Dolar = 176.000.000 TL
  • Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) 6/128 hisse = 12 milyon Dolar = 88.000.000 TL
  • Bedriye Kamer Tatlıcı 6/128 hisse = 12 milyon Dolar = 88.000.000 TL

Yukarıda da görüldüğü gibi rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın ilk evliliğinden oğulları ve torunlarının onun mirasından sadece Tat Towers üzerinden ceplerine girecek yıllık kira geliri böylesine büyük rakamlara ulaşmaktadır.

Bu mirasçıların bu kadar büyük paralara sırtlarını dönmelerinin ardında, elbette yıllardır büyük bir para hırsıyla sürdürdükleri ve davalar sonuçlandığında daha fazlasını elde edeceklerine yönelik nafile beklentileri de büyük rol oynamaktadır…

Asgari ücret ayda net 2.324 lira 70 kuruşken, yılda 12 milyon, 24 milyon dolar az para mı?

Ülkemizde asgari ücretin brüt 2.943 TL, bunun da net 2.324,70 TL olduğu düşünüldüğünde,

Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçıların yukarıda sadece bir yılda, o da yine sadece Tat Towers üzerinden ve oturdukları yerden kazanacakları bunca parayı ellerinin tersiyle itip, daha fazlası peşinde hem kendilerini, hem de kendileriyle aynı soyadını taşıyan aile fertlerini üzecek şekilde koşturmaları; yıllardır hiçbir sonuç alamadıkları ve Mehmet Salih Tatlıcı’nın kesinleşen resmi vasiyetnamesine göre de asla alamayacakları bu nafile çabalarını anlamak ve anlamlandırmak gerçekten normal bir insan aklı ve mantığı içinde mümkün değildir…

Bu insanları yaşları ilerlemektedir, daha kaç sene sulh olmaktan uzak bu olumsuz tavırlarını sürdüreceklerdir?

Bütün bu hesaplarıyla bu mirasçılar, nedenini anlamakta zorlandığımız büyük bir hırs, kin ve nefretle rahmetli babaları, dedeleri rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri geride bıraktığı ne varsa, kim varsa eşine benzerine rastlanmayacak bir husumetle tam 11 yılı aşkın bir süredir ellerindeki avukat ve hukuk danışmanı ordusuyla birlikte dava üstüne dava açarak, var olan davaları sürekli uzatarak insan vicdanını yaralayan bir mücadele içinde kendilerini yiyip bitirmektedirler…

Bütün bu husumetin hedefi olarak da, rahmetli babalarının, dedelerinin ikinci eşi Nurten Tatlıcı ile baba bir kardeşleri Uğur Tatlıcı’dır.

Neden?

Çünkü, vay efendim, babaları Mehmet Salih Tatlıcı, resmi vasiyetnamesinde mirasının tasarruf nisabını tümüyle ikinci eşi ve ikinci eşinden olan oğluna nasıl bırakır?

Diğer mirasçıları aç mı bırakmıştır?

Elbette hayır…

Yukarıda sadece Tat Towers kiraya verilirse Onlara henüz hayattayken verdikleri milyon dolarla ölçülmektedir. Onlara bankalar, finans kuruluşları, fabrikalar, gayrimenkuller dışında büyük maddi menfaatler de sağlamıştır. Hepsini en iyi okullarda okutmuş, onlara devrettiği ticari ve sanayi işletmeler ve finans kuruluşlarıyla iş güç sahibi olmalarını, evlenip kendi yuvalarını kurmalarını sağlamış, onların eşlerinin ve çocuklarının da her türlü masraflarını karşılamış bir insandı Mehmet Salih Tatlıcı…

Mirasının tasarruf nisabını Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya bıraktı ve onlar mirastan daha fazla pay alacaklar diye, Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli bu mirasçıların yıllardır tüm çabalarının, “ne yapalım da Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı yıpratalım, onları maddi ve manevi zararlara uğratalım, manen yaralayalım kafası üzerine inşa edilmiş bütün “bu hamleleri” gerçekten üzücüdür; bunu normal bir insan aklı ve vicdanı içinde bir yere oturtmak mümkün değildir, ama her şey aynen bu şekilde 11 yılı aşkın süredir devam ettirilmektedir…

Şimdi tekrar Sabah Gazetesi’nde 8 Mayıs 2020 tarihinde çıkan habere ve bu haberle birlikte Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde Ahmet Tatlıcı’nın gerçek dışı beyanlarıyla birlikte yaratılmak istenen “algı operasyonuna” ve esas gerçeklere:

Tat Towers’ın yıllardır bilinçli ve planlı bir şekilde atıl tutulmasından kaynaklanan gelir ve vergi kayıpları ne kadar?

Ahmet Tatlıcı’nın Sabah Gazetesi’ndeki haberde “dile getirdiklerine” bakıldığında (aslında buna kendini saklayarak, esas hedefi şaşırtma taktiği de denilebilir), Tat Towers’ın giderlerine katılmadıkları iddiasıyla (ki bu, her şeyden önce hukuken mümkün değil, detaylarını aşağıda açıklayacağız) Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde alacak davası açma hamlesinin ardında hangi gerçekler yatmaktadır?

Her şeyden önce, ilgili haberde, haberin kaynağı kendisi ve açtığı dava olmasına rağmen, Ahmet Tatlıcı, hedef aldığı Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın koskoca fotoğraflarını koydurup (yanına bir de artık Türk medyasının ve kamuoyunun malumu olmuş kardeşi Mehmet Tatlıcı’nın küçük bir fotoğrafını da, “zaten bizim ufaklık yeteri kadar manşet olmuş, bir kere daha olsa ne olacak?” kafasıyla habere iliştirip) Tat Towers’ın yıllardır atıl tutulmasından doğan zararların müsebbibi gibi gösterdiği Uğur ve Nurten Tatlıcı hakkında,

“Davalıların umursamazlıkları yüzünden terekeye 10 yıldır verilen zararın davalılardan tahsilini istiyoruz”

diye demeç vermesi, gerçek anlamıyla, bütün bunların esas sorumlularını, başta kendisi olmak üzere, kamuoyu dikkatinden kaçırıp, yıllardır Tat Towers’ın ekonomiye kazandırılması ve insani amaçlı projelerde ücretsiz kullandırılması için çaba harcayan Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde olumsuz bir algı oluşturma hamlesi olduğu izlenimi vermektedir; ki zaten kendisi de, kardeşi Mehmet Tatlıcı da yıllardır medyadaki adamlarının desteğiyle bunları yapmaktadırlar; bu haberle aynı “algı operasyonlarına” devam etmişlerdir…

Tat Towers’ın 11 yılda kira kaybından kaynaklanan zararları ne kadar?

Burada tam yeri gelmişken, bugünkü haberimizde ve Tatlıcı Gerçekleri haber sitesinde daha önce çıkmış haberlerde, haberlerin ekindeki kanıtlarla birlikte okurlarımızın bilgisine sunduğumuz esas gerçeklerin gösterdiği gibi, bilerek, isteyerek ve planlayarak Tat Towers’ın yıllardır atıl tutulmasını sağlayıp, böylelikle gerçek değerini aşağıya çekmek suretiyle Mehmet Salih Tatlıcı terekesine esas zarar veren taraf olan, başta Ahmet Tatlıcı’nın kendisini ve kardeşi Mehmet Tatlıcı olmak üzere, yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı Tat Towers üzerinden hangi kayıplara neden olmuşlardır?…

Haber ekibimizin Türkiye ve Dubai’de faaliyet gösteren bir gayrimenkul geliştirme şirketine ve onun uzmanlarına danışarak elde ettiği bilgilere göre;

Tat Towers’ın 11 yıllık Kira kaybı:

390.000.000 DOLAR KİRA GELİRİ KAYBI

(BRÜT 3.000.000 Dolar/AY x 12 = 36.000.000 Dolar/YIL x 11 YIL)

Bugünün kuruyla: 2.850.000.000 TL

Devletin direk vergi kaybı:

BRÜT: 390.000.000 DOLAR

DEVLETİN 11 YILLIK VERGİ KAYBI : 136.500.000 DOLAR

(STOPAJ: 78.000.000 DOLAR + GELİR VERGİSİ: 58.500.000 DOLAR)

Bugünün kuruyla: 997.000.000 TL

Diğer vergi kayıpları:

Güvenlik dahil 200 çalışan varsayımı ile 11 yılda toplam:

Yönetim Hizmetlerinden doğan Gelir Vergisi ve KDV Kaybı: 30.000.000 DOLAR

İç Donanım yatırımlarından kaynaklanan KDV kaybı: 95.000.000 DOLAR

Yukarıda açıkladığımız kayıplarla birlikte, 11 yılda devletin toplam vergi kaybı (asgari):

261.500.000 DOLAR

(136.500.000 + 30.000.000 + 95.000.000)

Devletin kaybı, toplamda 300.000.000 Doları geçiyor…

Yukarıda verdiğimiz toplam vergi kayıplarına, Tat Towers’da çalışacak yaklaşık 15.000 kişinin ve alt katlardaki dükkânların yaratacağı gelirler ve bunlara bağlı vergi gelirleri dahil edilmemiştir.

Ancak, okurlarımıza fikir vermek açısından, haber ekibimizin Tat Towers’ın yakınındaki Özsezen İşhanı’nı baz alarak yaptığı araştırmanın sonuçlarını burada paylaşmak isteriz:

Tat Towers binalarının yakınındaki Özsezen İşhanı toplam 11 katlıdır ve her katı 1.000 metrekareden toplam 11.000 metre kare alana sahiptir ve burada yaklaşık 3.000 kişi çalışmaktadır.

Tat Towers’a baktığımızda ise, iki binanın toplam alanı 142.000 metre karedir ve burada çalışacak toplam insan sayısının en az 15.000 olacağı tahmin edilmektedir.

Bu verilerden ve varsayımlardan yola çıkarak, Tat Towers’ın yaratacağı ek gelir ve bunların kamu maliyesine kazandıracağı vergi gelirini burada net olarak hesaplamak ve bundan somut sonuçlar çıkarmak elbette kolay olmayacaktır; ancak benzer iş merkezlerinin getirilerini değerlendirerek, Tat Towers’ın 11 yıldır atıl tutulmasının ve ekonomiye kazandırılamamasının devlete yarattığı vergi kaybının örneğin, istihdam ve Tat Towers binalarındaki dükkan, kafe ve restoran benzeri iş yerlerinin açılamaması da hesaba katıldığında, yukarıda verdiğimiz kayıpların üzerine, 11 yıl için yaklaşık 40.000.000 DOLAR’lık ek bir vergi kaybını bulacağı rahatlıkla söylenebilir.

Bu 40.000.000 dolarlık kaybı da, yukarıda açıkladığımız 261.500.000 doların üzerine koyduğumuzda;

Bu durumda devletin ve kamu maliyesinin Tat Towers üzerinden 11 yıllık toplam vergi gelirleri kaybının da, yaklaşık 301.500.000 DOLAR olacağı sonucu çıkar; buna kısaca 300.000.000 DOLAR diyelim…

11 yılda 300 MİLYON DOLAR ile neler yapılabilirdi?

Tat Towers’ın ekonomiye kazandırılmaması için yıllardır çaba harcayan Ahmet Tatlıcı, kardeşi Mehmet Tatlıcı ile yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı’yı tarih affetmeyecektir; bütün bu yaptıklarıyla ülkeye, ülke ekonomisine, Covid-19 virüs salgınıyla mücadeleye, Soma’daki maden kazasında hayatını kaybedenlerin aileleri ve çocuklarına, hayır amaçlı çalışan insani yardım amaçlı çalışan kurum ve kuruluşlar üzerinden yardıma muhtaç yüzbinlerce insana destek olacak tüm çabalara bilerek ve isteyerek engel oldukları için…

Çünkü, bu mirasçıların 11 yıldır bütün bu yaptıklarının sonuçları oldukça dramatiktir. Ülkemize kaybettirdikleriyle nelere mal olduklarını aşağıda birkaç somut örnek üzerinden okurlarımızla paylaşmak isteriz:

Eğitim-öğretim, çalışma hayatı ve insani yardım:

  • 100 adet İlköğretim Okulu
  • 932.000 kişiye asgari ücretle maaş
  • 2.200.000 vatandaşımıza 1.000’er TL yardım

Corona (Covid-19) virüsüyle mücadelede:

  • Tanesi 20.000 dolardan, toplamda 15.000 adet solunum cihazı
  • 6.000.000.000 (altı milyar) adet Maske.

(Bunu 80 Milyon nüfusa bölsek = kişi başına 75 maske düşer ki, bu da ülkemizin yaklaşık 3 yıllık maske ihtiyacını karşılar)…

Tat Towers’ı atıl tutarak terekeyi ve ülke ekonomisini zarara sokanlar bellidir

Bütün bu gerçeklerin gösterdiği gibi, konu rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı terekesini zarara uğratma ve buna kimin/kimlerin neden olduğu gündeme geldiğinde, sadece terekeyi değil, ülke ekonomisini de zarara uğratan esas tarafın, Tat Towers’ı yıllardır “el-ele verip, canla-başla çalışarak” atıl tutmayı başaran, Ahmet Tatlıcı’nın kendisi ve kardeşi Mehmet Tatlıcı iken; Tat Towers’ın kullanıma açılıp terekenin borçlarından kurtulması için büyük çaba harcayan Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine dava açıp, gazetelere de “terekeye 10 yıldır zarar veriyorlar, onlardan bunun tahsilini istiyoruz” diye haberler yaptırarak, medya üzerinden negatif algı yaratmaya çalışması, Türkiye ve Dünya’da ibretlik bir örnek oluşturmaktadır…

Ahmet Tatlıcı’nın yaptığı, hedef şaşırtmayı amaçlayan “algı operasyonudur”

Burada Ahmet Tatlıcı’nın, rahmetli babası Mehmet Salih Tatlıcı’nın ikinci evliliğini yaptığı Nurten Tatlıcı ile bu evlilikten dünyaya gelen baba bir kardeşi Uğur Tatlıcı’yı hedef alması da manidardır.

Zira, haber ekibimizin araştırmaları ve medyaya yansıyan haberler yanında, resmi mahkeme tutanaklarının da ortaya koyduğu gerçekler Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın, hayırsever bir insan olan Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri, onun saygın anısını ve eserlerini yaşatmak ve geride bıraktıklarını yardıma ihtiyacı olanların hizmetine bağışlamak için büyük bir çaba harcadıkları, Tat Towers’ın ekonomiye kazandırılması ve ayrıca insani amaçlar için kullanılması için ellerinden geleni yaptıklarını göstermektedir. Zaten bunların bir kısmını bugünkü haberimizin önceki bölümlerinden resmi belgelere yansıdığı şekliyle okurlarımızın bilgisine sunduk.

Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan ne istiyorlar?

Bütün bunlarla, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı manen de yıpratmayı hedefleyerek, onları bütün bu davalar ve suç duyuruları yanında medyadaki adamları üzerinden kamuoyu nezdinde küçük düşürücü uydurma haberlerle hayatlarından bezdirmeye de çalışmaktadırlar.

Zira, açtıkları davalarla rahmetli babaları, dedelerinin iptal ettiremedikleri vasiyetnamesindeki miras paylaşımında kendi paylarına düşen milyonlarca doları az bulmaktadırlar.

Buradaki bir diğer hesapları da, sulh olma yoluna gitmek yerine, bütün bunlarla ve bu amansız husumetleriyle, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı bezdirerek, mirastan daha fazlasını koparabilmek adına onları kendi lehlerine olacak bir yere getirmektir.

Sulh olmak ve rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın resmi vasiyetnamesinde emrettiklerine göre bir miras paylaşımına gitmek, bu mirasçılar, yani Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı için asla geçerli akçe olmamıştır. Tam tersine onlar, açtıkları miras davaları ve yaptıkları suç duyurularıyla; yetmedi dava duruşmalarındaki çelişkili ve tutarsız beyanlarıyla, her seferinde işi yokuşa süren tavırlarıyla, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı bitmek bilmeyen bir kin, nefret ve husumetle bunları yaptılar ve Ahmet Tatlıcı’nın Sabah Gazetesi’nde çıkan bu son haberinde olduğu gibi, yapmaya da devam ediyorlar.

Sulh olmak için bir adım atıldı mı?

Haber ekibimizin araştırmaları, bugüne kadar Mahkeme önünde ve resmi bir müracaat ile sulh çağrısının hiçbir zaman yapılmadığını göstermektedir.

Ancak, Tatlıcı ailesine yakın çevrelerden aldığımız bilgilere göre, geçtiğimiz yıllarda sadece bir kere, onda da kendilerini temsil eden avukatlar üzerinden bir sulh görüşmesi olmuş ve olumsuz sonuçlanmış.

Haber ekibimizin yine Tatlıcı ailesine yakın çevrelerden elde ettiği bilgilere göre, bu sulh görüşmesinin olumsuz sonuçlanmasının nedeni de, iki mirasçının Uğur ve Nurten Tatlıcı’dan miras davaları bir sonuca ulaştığı takdirde ellerine geçecek paranın 4 katı bir talepte bulunmalarıymış; yani halihazırda derdest durumda olan miras davalarının ancak hepsinin birden tamamen Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhine sonuçlanması durumunda bile, bu “uçuk-kaçık” teklifi yapan iki mirasçının yasal yollarla eline geçecek rakam, teklif ettiklerinin dörtte biri olacakken, kendileri büyük bir pişkinlikle ellerine geçecek paranın tam dört katını talep edebilmişlerdir.

Bu iki mirasçının sözde sulh görüşmesine yolladıkları teklifi sunuş biçimi de son derece “ilginç” olmuş. Talep ettikleri rakamın mantık dışı olması bir yana, haber ekibimizin aileye yakın çevrelerden elde ettiği bilgilere göre, bu iki mirasçı talep ettikleri bu uçuk-kaçık rakamı da bir dosya kağıdına imzasız ve isimsiz olarak yazıp ilgili görüşmeye yollamışlar…

İnsanda biraz ciddiyet olmaz mı? 

Görüldüğü gibi rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatından beri 11 yılı aşkın bir zamandır yapılan tek sözde sulh görüşmesi de, aynen bu şekilde cereyan etmiş.

Bunun adı, üzüm yemek değil bağcı dövmektir.

Bunun yanında yine aileye yakın çevrelerden haber ekibimizin elde ettiği bilgilere göre, bir başka mirasçı da sulh görüşmesine katılmak bir yana, doğrudan Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı kastederek, “ben ne teklif vereceğim, onlar bana teklif versinler” diyerek, “sulh olmaktan ne anladığını” net bir şekilde göstermiştir…

Duruşma tutanaklarına göre, kim sulh olmaktan yana, kim değil?

Miras davalarındaki duruşma tutanaklarına bakıldığında da, kimlerin sulh olmaktan uzak bir tavır sergiledikleri de yine net bir şekilde görülmektedir…

Haber ekimizin hepsi de ilgili davaların tutanaklarında yer alan bilgilerden elde ettiği sonuçlar, bunun kanıtı olmaktadır:

Örneğin, İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan ana miras davasının, 27 Eylül 2018 tarihindeki duruşması sırasında Mahkeme Hakimi, tarafları sulh olmaya davet etmiş; Hakim’in bu davetine Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın avukatları olumlu cevap vermiş, ancak Mehmet Tatlıcı ve Ahmet Tatlıcı ile yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı’yı temsil eden avukatlar muhtelif bahaneler ileri sürerek ayak diretmişler ve sulh olmaktan uzak bir tavır sergilemişlerdir.

Bütün bunlar da, mirasçılar Mehmet Tatlıcı ve Ahmet Tatlıcı kardeşler ile yeğenleri Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı’nın aslında sulh yanlısı olmaktan ziyade, hem kendilerini davalar sürecinde temsil eden avukatlar üzerinden duruşmalarda, ayrıca sözde sulh görüşmesi diye yapılan toplantılarda yukarıda açıkladığımız gibi afaki ve uçuk-kaçık tekliflerle sulh olmaktan uzak bir tavır sergilemekteler; tıpkı yıllardır işi her defasında yokuşa süren tavırlarında olduğu gibi… Bütün bunlarla esas dertlerinin hak ettiklerinden ve yasaların emrettiğinden daha fazla para kazanmak olduğunu ortaya koymaktadır.

Ahmet Tatlıcı’nın Sabah Gazetesi’nde çıkan haberinden “inciler” ve esas gerçekler

Şimdi tekrar gelelim, haberimizin konusu oluşturan Ahmet Tatlıcı’nın Sabah Gazetesi’nde çıkan haberi ve haberde geçen demeçlerine…

Ahmet Tatlıcı, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı suçlayarak, terekeyi zarara uğrattıklarını iddia ediyor ve bu sebeple onlar aleyhinde alacak davası açtığı bilgisi veriyor…

Buraya kadar açıkladığımız gerçekleri de dikkate alarak, okurlarımızın konuyu bir de mevcut hukuk süreci ve yasalarımızın bu duruma ne dediğine bakarak değerlendirmelerine yardımcı olacak şu bilgileri de yeri gelmişken paylaşalım:

Ahmet Tatlıcı’nın, gazetede haber yaptırdığı talebi yasalarımıza uygun mu?

Ahmet Tatlıcı’nın, Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı açtığı dava kapsamında ve Sabah Gazetesi’ne verdiği demecinde, hedef aldığı bu kişilere yönelik olarak Tat Towers ve tereke giderlerine katılsınlar ve masrafları ödesinler talebinin, yasalarımıza ne kadar uygun olduğunu miras hukukunda uzmanlaşmış bir hukuk müşavirine danıştık:

Her şeyden önce yasa gereği, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı terekesine tabi taşınmazların yönetiminde müşterek mülkiyette pay ve paydaş çoğunluğu ile karar alınmaktadır.

Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçıların, rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın vasiyetnamesini ve vasiyetnamedeki miras paylaşımını kabul etmeyerek açtığı davalar sonucunda, merhum işadamının terekesinin yönetimi, tereke mahkemesinin atadığı resmi tereke temsilcileri tarafından gerçekleştirilmektedir.

Ancak yasa gereği, müşterek mülkiyette paydaş çoğunluğu mirasçılardan Uğur ve Nurten Tatlıcı’dadır. Dolayısıyla, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın muvafakati olmadan alınan kararlar ve bu kararlara göre yapılan tüm masraflar yasal olarak Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı bağlamaz, bütün bunlardan sorumlu tutulamazlar.

Tat Towers’ın idaresi tereke mahkemesine geçene kadar tüm masraflarını Uğur ve Nurten Tatlıcı karşıladı

Tat Towers’ı inşa eden rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın vefatının ardından Tat Towers’ın tüm güvenlik ve bakım masraflarını Uğur ve Nurten Tatlıcı karşılamıştır. Diğer mirasçılar Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı bu süreçte Tat Towers’ın bu tür giderleri için pamuk ellerini ceplerine bile atmamışlardır. Bu mirasçıların açtıkları davalardan sonra, Tat Towers’ın da aralarında bulunduğu rahmetli Mehmet Salih Tatlıcı’nın terekesine ait tüm taşınmazlar tereke mahkemesinin kararlarıyla resmi tereke yöneticilerinin idaresine geçmiştir.

Zaten Ahmet Tatlıcı, Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçıların bütün bu davalarda ilk hedefleri de bunu gerçekleştirerek Tat Towers üzerinde mülkiyette paydaş çoğunluğuna sahip mirasçılar Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın Tat Towers üzerinden herhangi bir gelir elde edememelerini sağlamaktı.

Açtıkları davalardan sonra, Tat Towers’ın idaresi tereke mahkemesine geçti

O zamandan beri Tat Towers ile ilgili olarak yapılan tüm masraflar tamamen tereke yönetimi tarafından gerçekleştirilmekte olup, bu masraflarda Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın muvafakatı bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, Tat Towers’ı zarara uğratan taraf hem yasal olarak, hem de bu masrafların boyutunun olması gerekenden fazla olmasının getirdiği yük bakımından, Uğur ve Nurten Tatlıcı’yı bağlamamaktadır. Nitekim tereke mahkemesi hakimliği de diğer davacıların Uğur ve Nurten Tatlıcı’ya karşı açtığı davalarda muvaffaklarının olmamasını haklı bulmuştur.

Bütün bu yasal ve hukuki gerçekler ortadayken Ahmet Tatlıcı ne yapıyor?

Ancak, Ahmet Tatlıcı isimli mirasçı 11 yıldır yaptığı gibi mevcut yasaların işaret ettiği hukuki gerçekleri adeta yok sayarak, “ya tutarsa kafasıyla” mahkemelerde hala Uğur ve Nurten Tatlıcı aleyhinde dava üstüne dava açıyor ve onlardan yine hukuken buna hakkı olmadığı halde bu paraları talep edebiliyor; bunlarla da kalmıyor, ayrıca Sabah Gazetesi’ne belki de aklınca DAVASINA BAKAN HAKİM’E KAMUOYU NEZDİNDE BASKI YAPMAK AMACIYLA haber yaptırıp, haberin konusu kendisi ve açtığı dava olmasına rağmen, haberde kendi fotoğrafı yerine Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın fotoğraflarının da, “10 yılda 300 milyon dolar zarar ettirdiler” haber başlığının altına yerleştirilmesiyle birlikte, bu iki insan kamuoyu gözünde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor, üstelik böyle bir şey yapmadıkları, hatta Tat Towers’ın ekonomiye kazandırılarak tereke borçlarının ödenmesini sağlamak için yıllarca büyük çaba gösterdikleri halde…

Sonuçta ortada 300 milyon dolarlık bir kayıp varsa, bugünkü haberimizin önceki bölümlerinde hepsi de resmi belgelerde yere alan kanıtların da gösterdiği gibi, bu kaybın müsebbiplerinden biri de Ahmet Tatlıcı’nın ta kendisidir…

Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın Covid-19 virüs salgınına karşı Tat Towers’ın Sağlık Bakanlığımıza tahsisi teklifi ve hemen ardından gelen Ahmet Tatlıcı hamlesi

Ayrıca, Ahmet Tatlıcı’nın bu haberi, Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın Tat Towers’ın Corona virüs (Covid-19) salgınına karşı kullanılması için bedelsiz olarak Sağlık Bakanlığımıza tahsis edilmesini teklif etmelerinin ve buna yönelik kamuoyu duyurusunu Sabah Gazetesi’nde 24 Mart 2020 tarihinde ilan etmelerinin hemen ardından yayınlatması da oldukça manidardır.

Zira Ahmet Tatlıcı’nın da aralarında bulunduğu Mehmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı isimli mirasçılar Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın bu son derece anlamlı insani tekliflerine, bununla ilgili resmi tebligatlar ellerine ulaşmış olmasına rağmen cevap verme tenezzülünde bile bulunmamışlar; bu salgına karşı çok önemli bir işlevi yerine getirebilecek Tat Towers’ın insani amaçlarla kullanılmasına bile sırtlarını dönmüşlerdir

Ahmet Tatlıcı, sanki bütün bunları yapan kendisi değilmiş gibi, gidip de (Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın yaklaşık 10 gün önce (24 Nisan 2020) bu insani teklifi verdikleri ilanla kamuoyuna duyurdukları) Sabah Gazetesi’nde çıkardığı haberle, onları kamuoyu duyurusunun çıktığı aynı gazete üzerinden halkımıza adeta hedef gibi göstererek, onların bu son derece anlamlı ve insani tekliflerini değersizleştirmeye çalışmaktadır. Elbette aynı zamanda kendisini de bu insani teklife HAYIR cevabı verenlerden biri olduğu için, bir yandan kendisini kamuoyu baskısından saklamaya, masum insanları Tat Towers üzerinden suçlu gibi göstermeye çalışarak…

Bu nasıl bir insani davranıştır, takdirini okurlarımıza bırakıyoruz…

Bütün bunlara değer mi?

Tüm gerçekler, kanıtlarıyla birlikte mahkeme kayıtlarında yer almaktadır

Tüm bu kanıtların gösterdiği gibi, rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın 22 Şubat 2009 tarihindeki vefatından bu yana aradan geçen yaklaşık 11 yıldır, öz evlatları Mehmet Tatlıcı ve Ahmet Tatlıcı ile torunları Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı, kendisinin eseri olan Tat Towers’ı bilerek, isteyerek ve planlayarak atıl tutmaya ve ekonomiye kazandırılmasına engel olmaya çalışmaktadırlar.

Öz babalarının eserlerini, adeta kendisinden intikam alırcasına yok etmek istiyorlar

Sonuçta hepsi de duruşma tutanaklarında yer alan bütün bu çelişkili ve aynı mirasçıların ve onları temsil eden avukatların, bir söylediğinin bir sonra söylediğince yalanlandığı bu oyun aynen bu şekilde yıllardır sahneye konulmakta; Tat Towers isimli bu binalar ekonomiye kazandırılamadığı gibi, artan bakım-onarım giderleri yanında, vergi borçlarından da kurtulamadığı bir bataklığa, burada tüm kanıtlarıyla ortaya koyduğumuz gibi, bilinçli ve planlı bir şekilde itilmekte ve çürümeye terk edilmek istenmektedir…

Bunları yapanlar da, maalesef rahmetli işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın öz oğulları ve torunları olmaktadır: Mehmet Tatlıcı, Ahmet Tatlıcı, Salih Ziya Tatlıcı (Titiz) ve Bedriye Kamer Tatlıcı…

Bütün bu gelişmelere bakıldığında ise, rahmetli! işadamı Mehmet Salih Tatlıcı’nın öz evlatları ve torunlarının adeta merhum babalarından, dedelerinden intikam alırcasına, Tat Towers’ı atıl tutmak için ellerinden geleni ardına koymayarak, (bugün sahip oldukları her şeyi ve zenginlik içindeki yaşamlarını kendilerine sunmuş olan) öz babalarının bu eserinin göz göre göre çürümeye terkedilmesini “can-ı gönülden” istedikleri yorumunu yapmak yanlış olmayacaktır…

Bu hayırsever insanın anısına ve geride bıraktıklarına karşı göstermiş oldukları saygı bir yana, bütün bu insan vicdanını yaralayan hamlelerini büyük bir pişkinlik ve kararlılık içinde yıllardır sergileyen bu pek vefalı evlat ve torunların, bütün bunları nasıl olup da yapabildiklerini, akşam olup da kafalarını yastığa koyduklarında bunların hesabını kendilerine nasıl verebildiklerini de, normal bir insan aklı ve vicdanı içinde bir yere oturtamıyor ve takdirini okurlarımıza bırakıyoruz.

“Bu oyun” 11 yılı aşkın zamandır, yukarıda isimlerini verdiğimiz mirasçılar tarafından maalesef hep böyle oynanmaktadır. Bu mirasçılar, kendi açtıkları davaları, (her duruşmada “işi sürekli yokuşa sürme adına” birbiriyle çelişen, tutarsız beyanlarıyla ve Tat Towers’ın ekonomiye kazandırılması ve/veya insani amaçlar için kullanılması için atılacak her türlü olumlu adıma hep “hayır” diyerek) sürekli uzatmışlar ve böylelikle babalarının, dedelerinin eseri Tat Towers’ın çürümeye terk edilmesi için “ellerinden geleni” yapmışlardır ve yapmaya da devam etmektedirler.

Haber ekibimizin uzun yıllara dayanan araştırmaları ve resmi mahkeme tutanaklarına geçen duruşma kayıtları bu gerçeğe işaret etmektedir.

Tatlıcı Gerçekleri haber ekibi olarak, tüm gerçekleri okurlarımız ve kamuoyuyla paylaşamaya devam edeceğiz…

Gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top